14 Kasım 2018 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Çok Bulutlu
HABER DETAYI
Lüleburgaz'daki esareti bir de böyle okuyun!
Lüleburgaz’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96’ncı yıldönümünde Araştırmacı, Tarih Öğretmeni Ali Arslan, belge ve bilgilerle Lüleburgaz’ın işgali ve işgalden kurtuluşuna giden yolu gazeteniz Görünüm’e yazdı.
Lüleburgaz # 08 Kasım 2018 Perşembe 07:45

Hazırlayan: Araştırmacı/Tarih Öğretmeni Ali Arslan

I.Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Ateşkesi’nden kısa bir süre sonra Lüleburgaz’da gelişen olayları şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış olan belgeleri bulup incelediğimizde bilmediğimiz pek çok gerçekle yüz yüze kaldığımızı gördük.

Ateşkesin 15. Maddesi’nde yer alan “Bütün demiryolları İtilaf Devletleri’nin subay ve askerleri tarafından denetlenecektir.” hükmü, Trakya’daki demir yollarını, yani Lüleburgaz’dan geçen demir yolunun denetimini de içine alıyordu.

4 Kasım 1918’de Fransızlar Uzunköprü- Sirkeci demir yolunu işgal etmiş ve kısa bir süre sonra 14 Ocak 1919’da (2,5 ay) yerlerini Yunanlı askerlere bırakmışlardı. Yunan işgali ile birlikte bölgede yaşayan Rumların taşkınlıkları da arttı. Lüleburgaz’da bulunan Yunan askerleri demiryolunun korunması ve denetimini bırakarak, yüzyıllardır Osmanlı yönetiminde saadet içinde yaşamış olan Musevi, Rum ve Müslüman toplulukları arasında bölücülük faaliyetleri yaptılar.

Lüleburgaz’da ve çevre köylerinde Müslüman ve Musevi halkı tehdit edip tutukladılar. Çeşitli işkencelerden geçirdiler. Onlara zulmettiler. Yunan uygulamalarına direndikleri ve Lüleburgaz’da çete kurup düzeni bozdukları için birçok insana eziyet ettiler.

OSMANLI’NIN UMURSAMAZLIĞI MI ÇARESİZLİĞİ Mİ?

O günlerde I. Kolordu Kumandanlığı, Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı bir yazıyla Yunanlıların Lüleburgaz’da devlet işlerine karıştıklarını bildirmişti. Bu yazıya karşılık olarak gelen yazıda ise hükümetin bu işlerde “Bu bizim görevimiz değildir, oradaki memurlar bu sorunları çözmelidir” şeklindeki ifadeleri Osmanlı Hükümeti’nin ne kadar umursamaz, belki de çaresiz olduğunu göstermekteydi.

Lüleburgaz’da bulunan Rumlar, Yunanlıların kasabayı işgaliyle birlikte,  kasaba içinde birlikte yaşadıkları Türklerin milli duygularını inciten davranışlara, bazı şahısların evlerine girerek onları dövmeye, tahammül edilmez işkencelere girişmişlerdi. Dr. Ahmet ve aile fertlerine, eşraftan Murat Bey ve ailesine, Musevi Cemaati Önderi Behar Efendi ve aile fertlerine günlerce acı çektirdiklerini biliyoruz. Diğer taraftan Fransızlardan sonra sözde demiryolunu denetim altında tutan Yunanlılar, Doğu Trakya’da yaşayan Rum halkını da silahlandırmaya başladılar. İşgale gelirken yanlarına iki kat silah ve cephane alan Yunan kuvvetleri Lüleburgaz’a bir kıta halinde girdiler. Lüleburgaz’daki bu durum içişleri bakanlığına bildirilmesine rağmen “Osmanlının umursamazlığı” ortadaydı. Lüleburgaz’a gelen Yunan Taburu subayları,  Lüleburgazlı Rum gençleri toplayarak Yunan askeri üniforması giydirip ardından Babaeski’ye gönderip orada eğitim yaptırıyorlardı. Bu faaliyetler yine Lüleburgazlılar tarafından 49. Tümen Komutanlığı’na, I. Kolordu Komutanlığı’na bildirilmesine rağmen bir sonuç alınamamıştı.

Bu sıkıntılar o dönemde Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yayın organı olan Trakya Paşaeli Gazetesi’nde yayınlanmıştır. I. Kolordu Komutanlığı’nın 14 Ekim 1919’da Sivas Kongresi Heyeti’ne çektiği telgrafta da yer almaktadır. Karargahı Lüleburgaz’da olan (Uzunköprü- Hadımköy tren yolu istasyonları arası) Yunanlıların, yerli Rumlardan takviye ettikleri askeri gücü 1200 askerdi. Bunların 400’ü Lüleburgaz’da idi. Ancak son zamanlarda bölgeye artan sayıda Yunan subay ve askeri gelmeye başlamıştı. Örneğin 26 Temmuz’da 74, 28 Temmuz’da 70, toplamda 144 Yunan askeri trenle Lüleburgaz’a gelmişti. Rumların bu bölgelere dışarıdan silahlı olarak geldikleri, daha sonra silahsız döndükleri yazılmakta ve köylerde oturan Rum halkının silahlandırılarak çeteler oluşturmalarına yardımcı oldukları bildirilmekte idi.

TRAKYA HALKI ÜMİTSİZLİĞE KAPILIYORDU!

Bütün bu yaşananlar yetmiyormuş gibi Trakya’nın geleceği ile ilgili olarak San-Remo Konferansı’ndan gelen haberler de Trakya halkının ümitsizliğe kapılmasına yol açıyordu. Bu sırada Harbiye Nezareti’nden Edirne’de bulunan I. Kolordu Komutanlığı’na “Trakya’nın vatandan ayrılmaması için devletin elinden gelen her şeyi yapacağı”na dair gönderilen bir telgraf, biraz olsun çevre halkını rahatlatmıştı; fakat Yunanlıların Trakya’yı resmen işgal etmek için yaptıkları hazırlıklara devam etmeleri de göz ardı edilecek gibi değildi. Nitekim 23 Kasım 1919’da Edirne Valiliği’nden Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi’ne gönderilen bir telgrafta, Selanik’ten gelen bir marşandiz treni ile Lüleburgaz İstasyonu’na 350’ye yakın silah ve bomba getirildiği, bunlardan 30 bomba ile 18 sandık silah ve cephanenin Uzunköprü’ye gönderildiği, kalanının da Lüleburgaz istasyonundaki depoya konulduğu bildirilmişti. 17 Aralık 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından tabur merkezi yapılan Lüleburgaz’a 400 asker daha gelmişti. 29 Aralık 1919’da Yunanlıların Lüleburgaz’ı kuşatıp giriş çıkışları yasakladıkları, kaza içinde devriye gezdikleri ve sebebi hakkında uydurma bir cevap verdikleri haber alınmıştı. Daha sonra yapılan araştırma sonucunda bu hareketlerinin sebebinin beş araba ile istasyona sevk edilen otomatik mitralyöz ve cephanenin Yunan karargahına naklini sağlamak olduğu anlaşılmıştı. Ocak ayı içinde Yunan askeri sevkiyatı devam etmiş ve Uzunköprü’den 150 Yunan askerinin daha trenle Lüleburgaz’a getirildiği bildirilmiş, bunlarla birlikte Lüleburgaz yakınında İzzet Bey’in ağılına giren silahlı Rum ve Yunanlıların para ve küçükbaş hayvanları gasp ettikleri Lüleburgazlılar tarafından iç işleri bakanlığına kadar yazılmış ama yine sonuç alınamamıştı.

İÇİNDE ‘AYASOFYA KİLİSESİ VE VENİZELOS’ GEÇEN ŞARKILAR BESTELEDİLER

Özellikle Lüleburgaz’da yaşayan Rumların düşmanca tavırları Türkleri üzüntü ve acılara boğmuştu. Yunanlı askerler ve Lüleburgazlı Rumlar çeşitli bahaneler çıkararak, içinde Ayasofya Kilisesi ve Venizelos kelimelerinin geçtiği şarkılar besteleyerek, Lüleburgaz’da hazırladıkları balolarda, gündüzleri cadde boylarında ve bahçelerde yüksek seslerle tekrar tekrar söylemişler ve kasabaya dışarıdan gelenlere işkence yapıp para ve eşyalarını gasp etmişlerdir.

Kasabada bu zulüm devam ederken 1 Ocak 1920 tarihinde Lüleburgaz’da Venizelos’un doğum gününü bahane edip çarşıda ve mahallelerde ellerinde Yunan bayrakları ve silahları ile erkek ve kadın tüm Rumların katılımı ile resmi geçit yaparak Lüleburgaz’da bir gövde gösterisi gerçekleştirmişlerdir. Bu yetmiyormuşçasına Lüleburgazlı Rumlar, Osmanlı Hükümeti’ni Paris Barış Konferansı’na şikayet ederek, Çatalca sınır olmak üzere Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini dahi istemişlerdir.  Yukarıda anlatmaya çalıştığımız olaylar ve gelişmeler o günlerde Doğu Trakya’nın her şehir, kasaba ve köyünde günlük yaşantı haline gelmişti. 

Bu arada Mayıs 1920’de İtilaf devletleri Sen-Remo Konferansı’nda Bütün Trakya’yı Yunanistan’a verdi. 9-14 Mayıs 1920’de Trakya Paşaeli Derneği’nin son kongresi olan Büyük Edirne Kongresi’ni toplayarak muhtemel bir Yunan işgali karşısında askeri ve siyasi tedbirlerin alınması çalışmalarına da başlanmıştı. San Remo Konferansı’nda Yunanistan lehine verilen kararlarla ülkesine dönen Venizelos 22 Haziran’da Yunan ordusuna Anadolu’da ileri hareket ve Trakya’yı işgal emri verdi. 3 Temmuz 1920’de Yunan Hükümeti işgal kararını resmileştirdi. Bu gelişmeler yaşanırken Lüleburgaz Belediye Başkanı Ahmet Bey ve Müftü Hafız Veli Beylerin imzalarının bulunduğu telgraf, “Doğu Trakya’nın Yunanistan’a terk edilmesi her türlü hukuka aykırı olduğu ve Doğu Trakya hakkında hak ve adalete dayanan bir karar alınacağını Lüleburgaz halkının ümitle beklediği…” şeklinde sadaret makamına gönderilmişti: ancak bu telgraftan da bir sonuç alınamamıştı.

YUNAN UÇAKLARINDAN ATILAN BİLDİRİ

Bu günlerde Yunan uçakları Doğu Trakya üzerinde uçarak binlerce duyuru atıp yerli Rum halkı cesaretlendirip Türkleri üzmeye ve tedirgin etmeye  devam etmişlerdir. Örneğin Trakya’nın tüm şehir ve kasabalarına atılan bu bildiri Rumların yaşadığı Lüleburgaz’da da etkili olmuştu.

Yunan uçaklarından atılan bildiri  aynen şöyledir:

“Şarki Trakya Rumları! Şüphesiz haberdar olduğunuz vechile ordumuz Anadolu’da ileri hareketi yaptı. Ve Mustafa Kemal’in gayr-i muntazam askerlerini (çetelerini) dağıttı. Orada ileri hareketimiz başlayalı ancak iki gün oldu ve işte kıtaatımız Filedelfiya’yı (Alaşehir’i) işgal ettiler ve Afyonkarahisar’a doğru ilerliyorlar. Hücumun birinci günü Soma, Akhisar ve Salihli zapt ve işgal olundu. Kemal’in çeteleri büyük zayi-at  vererek gayr-i muntazam bir surette ricat ediyorlar. Harb meydanında gayet kesirul’miktar na’ş üsera ve müte’addit ağır toplar ve bunların levazımını,  fişenk vesaire terk ettiler. 135. Alay Sancağı elimize düştü. Ancak ikinci gün Alaşehir zapt olundu. Bütün 13. Kolordu esir düştü. Kemal mukavemetinin, şiddeti, savleti kırıldı. Az günde Afyonkarahisar da zaptolunacaktır. Felaketleriniz çok çabuk nihayet bulacaktır. Konferans Trakya’yı suret-i kat’iye de Yunanistan’a tahsis ve i’ta etti. O kadar zaman vatanınız için felaketlere tahammül ettiniz. Ancak birkaç gün daha sabrediniz ve hürriyet günü size erişti. Trakya’nın halim sakin Türk ahalisine söyleyiniz ki Tayyar’ın onları sevk ettiği felakete sürüklenmesinler. Ordumuzun, sakin kalacak kimselere nasıl hürmet edeceğini ve fakat Tayyar’ın menfaat-cu maksadına hizmet etmek üzere işlerini güçlerini bırakıp silaha sarılanlara karşı nasıl bi-aman olacağını onlara söyleyiniz. Trakya Rumlarının başlarına bir kılına dokunmamalarını onlara söyleyiniz, zira mücrimler şu takdirde cinayetlerini pahalıya ödeyeceklerdir. Mustafa Kemal’in duçar olduğu felaketi onlara ihbar ediniz. Tayyarı ayni hal ve akibet bekliyor. Size gelince söylediğim vechile cesaretli olunz”.  Dedeağaç – 14-27 Haziran 1920    Trakya Ordusu Başkumandanı General Zimvrakakis.

BÜYÜKKARIŞTIRAN YENİLGİSİ LÜLEBURGAZ’IN İŞGALİYLE SONUÇLANDI

İşgal öncesi 9-14 Mayıs Büyük Edirne Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda; Trakya’yı Yunanlılara karşı savunma ve seferberlik kararının ardından Trakya’da yapılan çalışmalar başarısız oldu ve 20 Temmuz 1920’de Tekirdağ’dan (M. Ereğlisi) başlayan Yunan işgali 22 Temmuz 1920’de Büyükkarıştıran’da alınan ağır yenilgi ile Lüleburgaz’ın işgaliyle sonuçlandı.

Kurmay Binbaşı İsmail Hakkı Bey “1.Kolordu’nun Trakya Macerası” adlı kitabında şunları yazar: “Yunan kuvvetlerinin önünden çekilen güçlerimizden; 21 Temmuz, 21 / 22 Temmuz geceleri ve 22 Temmuz günü 55 tümen kıtaları toplamaya çalışırken, Büyükkarıştıran’da ancak şu kuvvetler toplanabilmişti: 171. Alay’ın ve 2.taburlarından 400 er, 300 tüfek, 3 makineli tüfek. 170. alayın 1. taburundan 300 er, 180 tüfek, 4 makineli tüfek.168.  alaydan yalnız bir makineli tüfek, iki ağır top ve 6 dağ topu. Bu kuvvetle 171. alay kumandanı Şakir Bey’in kumandasında ilerlediler. Fırka karargahı Lüleburgaz’da bulunuyordu. Durum Büyükkarıştıran cephesinde 22 Temmuz akşamına kadar sakin geçti.”

22 Temmuz saat 19.00 da demiryolu boyunca düşman ilerlemiş, 168 PA dağılmış, 170 PA da Lüleburgaz’a ve oradan Babaeski’ye çekiliyordu. 55. Tümen Yunan taaruzunun 3. günü akşamına kadar 500 tüfek,6 topla savunma tertibi almıştı ki; akşama doğru büyük bir sayı üstünlüğü ve sertlikle Yunan taaruzu başladı. 55 Tümen çözüldü ve Lüleburgaz’a çekildi. Büyükkarıştıran da birlikler ağır bir yenilgi aldılar.” “ Birlikler 23 Temmuz sabahı çekilirken Babaeski’de 2 ağır top ve 2 dağ topu mevziide bırakıldı. Bütün makineli tüfekler kaldı. 6 Toplu bir şnayder dağ bataryası Kırklareli üzerinden Bulgaristan’a sığındı. Büyükkarıştıran bozgunu erlerin çoğu Lüleburgazlı olan 170. alayın birinci taburundan çıkmıştı. Bu muharebede 171. alayın Tekirdağ ve Hayrabolu ahalisi ile 170. alaydan Lüleburgaz ve ciıvarı ahalisi kamilen birliklerini terk ettiler. Yalnız Anadolulu askerler kaldılar. Bunlardan 200 mevcutlu bir tabur yapılarak 171. alayın 2. tabur kumandanı Binbaşı Abdullah Beyin kumandasına verildi. Birlikler Babaeski’den Edirne’ye çekildiler.”

2 YIL SÜRECEK BİR ZULÜM BAŞLADI

Yunanlı askerler Lüleburgaz’ı işgalden sonra Babaeski ve daha ileri hatta bulunan kasaba ve köyleri işgale devam ettiler.  Lüleburgaz’da 14 Ocak 1919’da başlayan işgal 22 Temmuz 1920’de büyümüş,  Lüleburgaz’ın yerli Rumlarının da desteği ve kalıcı bir anlayışla Lüleburgaz’a gelen Yunanlılar ilk olarak Lüleburgaz Kaymakamlığı’na Aleksandrus Vasiliyadis’i atadılar ve iki yıl sürecek bir zulüm başladı.

Lüleburgaz kasabası işgal döneminde genel olarak ahşap yapılı evleri ve bahçeleri, ziraat aletleri ile bir çiftçi kasabası görünümündeydi. Lüleburgaz’ın Hüseyin Bey, Alaca Mescid, Hamidiye, Musevi, Cedid-i Müslim, Cami Atik adlarıyla altı mahallesi vardı. Batıdaki Rum Mahallesi, Doğudaki Musevi mahallesi ikişer katlı binaları ile, yaşanan işgaller sırasında yakılıp, yıkılmış olan Müslüman mahallelerinden daha bakımlı idi. İşgal sırasında,  Lüleburgaz şehir merkezinde 2267 Müslüman,  2995 Rum Ortadoks, 447 Musevi, 66 Ermeni olmak üzere toplam 6222 nüfus vardı. Lüleburgaz’a bağlı 32 köyde çoğunluk Müslüman olduğu için, Müslüman nüfus 12776’ydı ki bu sayı Rumların iki katıdır. Mimar Sinan’ın yaptığı Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’nin mekanları, köprü, hükümet binası, belediye, postane, jandarma binaları o yıllarda göze çarpan büyük binalardı. Lüleburgaz, içinden geçen yolun ticari ve askeri nitelik taşıması, cuma günleri kurulan pazarı ile çok canlı bir yerdi. Ancak işgalle birlikte Yunan karargahının Lüleburgaz’da olması, özellikle Müslüman halkı ürkütmüş ve bu yıllarda cuma pazarları oldukça sönük geçmiştir. Kasaba halkının ekonomik hayatı hemen hemen son bulmuştu. On dakika uzaklıktaki bahçeler ve bağlara gidilememiş, üretim durma noktasına gelmişti. Baskı sadece Müslümanlara yönelik değildi. Lüleburgaz’da yaşayan Museviler de bu zorlukların faturasını ödemekteydiler. Ayrıca Lüleburgaz’ın işgali sırasında; Osmanlı devletine ait bütün resmi kayıtlar tamamen imha edilmiş olup sadece askeri ve vergi idarelerine ait bazı defterler bırakılmıştı.

( İşgal sırasında Lüleburgaz’da görevli öğretmenlerden bazıları: M. Salih Arı, Remziye Hanım, Hüsniye Hanım idi) (Kaynaklar:1-2-3-6-16-20-42)

 

İŞGAL SIRASINDA LÜLEBURGAZ’DA YAŞANAN ZULÜM VE İŞKENCE

Mondoros Ateşkes Anlaşması’nın yarattığı koşullarda 1919’da itilaf kuvvetlerinin başlattığı işgalin ardından, ayni yıl içinde küçük Yunan birliklerinin gelmesi, Lüleburgaz’da gelecekte yaşanacak üç yılın beklide habercisi olmuştu.

Lüleburgaz Temmuz 1920’de yüzlerce Yunan askerinin işgali ile en acılı günlerini yaşamaya başladı. Bu araştırmada kasaba ve kasabaya ait köylerdeki gelişmeleri herhangi bir ekleme ve yorum yapmadan sizlere aktarıyoruz: 

YUNAN İŞGALİNDE LÜLEBURGAZ’IN TAHRİBİ…  DAYAK, İŞKENCE, HAPİS, GASP, SÜRGÜN…

İşgal sırasında Lüleburgaz Kaymakamı Silivrili Serandi (İşgalde Yunanlıların atadığı kaymakam) tarafından adı geçen kaza halkına yapılan zulüm, işkence, darp ve kasabadaki yıkımlar:

Yoğurtçu Ahmet ve Zagralı Ahmet Ağalar, Merhum Nazım Paşa Yaveri Kırım Hanedanı’ndan Murat Bey, Sabık Çanakkale Mevkii Müstahkem Kumandanı Topçu Miralaylığı’ndan Emekli Murat Bey gördükler işkenceden ölmüşler, bahriye yüzbaşılığından emekli Halit Bey, süvari binbaşılığından emekli Hüsnü ve Şevki Beyler, Lüleburgaz Aşar Katibi Ali Rami Efendi, Eşraftan Niyazi Efendizade Hüsnü Efendi, Lüleburgaz Müftüsü Eyüp Efendi, Hacı Hüseyin Oğlu Mehmet Oğlu Ahmet Efendi, Tapu Refiki Sabık Hüseyin Efendi, Berber Hüseyin Usta Oğlu Mehmet Sadık, Eşraftan Şakir Ağazade Arif, Sandık Emini Sabık Hafız Ahmet adındaki bu kişiler idama mahkum edilmişler, daha sonra idamlarından vazgeçilerek zahmetli ve ağır işlerde çalıştırılmak üzere Yunanistan’a gönderilmişlerdir.

Lüleburgaz Kazası’nın Oklalı Köyü’nden Fırıncı Yorgi ve Bahçıvan Todori’nin iştirakiyle Yunan Jandarmaları silah araması bahanesiyle aşağıdaki kişilere zülüm ve işkence yapmışlardır:

Eşraftan Hüseyin Ağa’nın Hanesi gece yarısı basılarak 2000 lirası zorla alınmıştır. Yine Eşraftan Ahmet Efendi, Kostandi tarafından dövülerek ve işkence ettirilerek 100.000 Drahmi karşılığında salınıp terke zorlanmıştır. Aynı köyden Veli Oğlu Murat, Koca Hüseyin Oğlu Murat, Halit Efendi Oğulları Hüseyin, Ali, Hasip ve Hüseyin Efendiler ayaklarından baş aşağı asılarak 24 saat dövülmüşlerdir. Hamitabat Köyünden Ahmet Efendi de hapis edilerek 1200 koyunu  hükümet eliyle Yanioğlu Andon’a verilmiştir. Yunan Jandarmaları tarafından hapsedilen Ferhat Ağa’nın 1800 koyunu Karamanlı Yavanaki’ye verilmiştir. Çiftlik Köyü Rumlarından Kahya Oğlu Yorgi ve Korucu Nikola Yunan Jandarmaları ile birlikte Karamusul Köyü’ne gidip Köyün Muhtarı Arif Ağa, Kardeşi Akif ve diğer kardeşi Hafız Ağaları ve köy hocası Recep Efendiyi ölesiye dövmüş ve öküz arabalarına koşarak halka göstermiş ve işkence etmişlerdir.

Lüleburgaz’ın Çengelli Köyüne gelen Yunan askerleri Mehmet Oğlu Kazım Ağa’yı istemişler Kazım Ağa, korkusundan mahal hükümetine geçen zavallı memurlar tarafından dövülerek askerlere teslim edilmiş ve askerler tarafından öldüresiye dövülmüştür. Kazım Ağa üç buçuk ay tedaviden sonra iyileşmişse de kaburga kemikleri kırıldığından sakat kalmıştır.

Lüleburgaz’ın Çengelli Köyü’nden Hüseyin Oğlu Mehmet köye gelen İstanbul işgal fırkasına mensup askerler tarafından dövülerek bayıltılmış ve iki ay müddetle Doktor Ahmet Bey tarafından tedavi edilmiştir. Bundan başka zavallının 1000 lirası zorla alınmıştır. Aynı köyden Ali Çavuş da bu hale düşerek 250 lirası zorla alınmıştır. Sarıcaali Köyü’nden Ali Ağa Yunan Jandarmaları tarafından dövülerek ve işkence edilerek mevcut parası ve ailesine ait ziynet altınları zorla alınmıştır. Dağdan odun kesip getirmekte olan Lüleburgazlı beş Müslüman yolda Yunan askerleri tarafından çevrilerek dördü öldürülmüş, içlerinden kaçmayı başaran biri arkasından atılan kurşunlarla ancak yaralı olarak kurtulabilmiştir.

Lüleburgazlı Rıfat Bey’in kardeşi Kırkkilise’ye oradan da Atina’ya tabiiyet edilmiş ve henüz hayatı ve durumu hakkında bilgi alınamamıştır.

Lüleburgaz Kumsayıt Köyü’nden Mustafa, Tatarlı Motuk Süleyman,  Hat Muhafız Kıtaatı askerleri tarafından işkence ile öldürülmüştür. Lüleburgazlı Rıfat Bey’in Mahdumu Hayri Bey ve Taşlıfırın Köy’ünden (Eski Taşlı Köyü) Hoca Oğlu ve Hoca Mehmet Efendi Yunan askeri tarafından Karaağaç’la Taşlıfırın arasında öldürülmüştür.

DEVAM EDECEK…

 

 

Bu haber 2082 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter