14 Kasım 2018 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Çok Bulutlu
HABER DETAYI
LÜLEBURGAZ’DAKİ DAYAK, İŞKENCE, HAPİS, GASP VE SÜRGÜN!
Hazırlayan: Araştırmacı/Tarih Öğretmeni Ali ARSLAN ** ** ** Lüleburgaz’ın işgal belgeleri, Yunanlıların Lüleburgaz'ı işgaliyle beraber asırlarca birlikte yasayan topluluklar arasında ayrılık tohumlarının ekilmeye başlandığını, Rum olmayanlara suçlu gözüyle bakıldığını, yaşanan dayak, işkence, hapis, gasp ve sürgünü gözler önüne seriyor.
Lüleburgaz # 09 Kasım 2018 Cuma 07:42

“Sonra beni bir asker eline aldığı siyâh renkte ağırca bir sopa ile döğmeye başladı”

“Tekrâr be tekrâr bu komite mes’elesini sordular”

“Bizim komite dediğimiz şey fukarâ içün toplanır bir karar veririz, buna cemâ‘at ve komite ta‘bîr ederiz dedim. Re‘îsi kimdir dediler”

“Diğer bir odaya nakledildim ve orada biraz sopa ile döğdüler, ayaklarıma urdular. Ya doğru söyle yâhûd seni öldüreceğiz dediler”

LÜLEBURGAZ İŞGAL BELGELERİ

İşgal Belgesi 1

LÜLEBURGAZ'DA YUNAN ASKERLERİNİN MÜSLÜMAN VE MUSEVİLERE MEZALİM UYGULADIĞI VE HALKIN GÖÇE BAŞLADIĞI

Lüleburgaz'da Yunan Askerlerinin vazifesi demiryolunun muhafazası olduğu halde bölücülük tohumları ekerek kaza ile civarında bulunan Müslüman ve Musevi halkı tehdit edip haksız yere tutuklamalar yaptıkları, tutuklulara çeşitli suretlerde işkence ve zulüm tatbik ettikleri, Yunan askerinin bu hareketlerinden bıkan Müslüman ve Musevilerden bazılarının mal ve mülklerini bırakarak İstanbul'a göçe başladıkları, bu durum karşısında kaymakamın çaresizlik içinde bulunduğu, hükümetin halkın feci durumuna son vermek için gerekli tedbirleri alması ve vazifesinin önemini idrak eden bir kaymakamın tayin edilmesini isteyen

Lüleburgaz eşrafının arzuhali. 24 Mayıs 1919

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Me’mûrîn ve Sicill-i Ahvâl Müdîriyeti

 

Lüleburgaz eşrâfı tarafından verilen 24 Mayıs sene [1]335 târîhli arzuhâl sûretidir

 

Devletlü efendim hazretleri,

Bir müddetten beri Lüleburgaz'da bulunmakta olan ve şimdiye kadar ahâlî-i İslâmîyyeye gûnâgûn mezâlim icrâsından hâlî kalmayan Yunan asâkiri son günlerde cür’etlerini Mûsevî ahâlîye de tesmîl ve tatbîk sûretiyle yeniden bir çok mezâlimde bulunmuşlardır ki ma‘rûzâtımızın tamâmiyle hakîkat olduğunu nazargâh-ı âlîlerinde isbât içün Müslim ve Mûsevî ahâlîden dûçâr-ı hakâret ve ma‘rûz-ı felâket olan zavallı insanların ale'l-infirâd esâmîlerini derc ve takdîm ediyoruz. Yunan idâre-i askeriyesi yalnız demiryol hattının muhafazası vazifesiyle mükellef olduğunu unutarak beyne'l-anâsır nifâk u sikâk tohumları ekmekte ve bu sebeble gün geçtikçe ahvâlde vehâmet tezâyüd etmektedir. "Bu tehlikenin o havâlîde mahzâ Yunan asâkirinin mevcûdiyetinden ilerü geldiğini sûret-i mahsûsada kaydederiz." Lüleburgaz ve civârında mütemekkin ahâlî-islâmiyyenin can ve malları Yunan asâkiri tarafından dâimâ tehdîd edilmekde ez-ân-cümle ahâlî-i müslîmeden Hasan Ağa oğlu Edhem Efendi, Çavuş oğlu Ali Ağa ve mahdûmu Süleyman Ağa, Tüfengçi Receb Usta, Çolak Hasan, Marangoz Ahmed ve Mûsevîlerden Nihad ve Arnavud oğlu Yako, Bakkal

David, Bakkal Avram efendilerin ve sâ’irenin gûyâ Lüleburgaz'da komite teşkîl ederek âsâyis-i mahallîyi ihlâl edecekleri bahânesiyle tevkîf ve bu sûretle ifâdâtda bulunmaları içün cebr ve siddet ve envâ‘-ı iskence isti‘mâl edilmekte ve mûmâ-ileyhim mevkûf bulundurulmaktadır. Ma‘rûz-ı ta‘kibât olanlardan şimdiye kadar esrâfdan Hüsnî Bey-zâde Kemal, Tüfengçi Ali Efendi, Şükrü Bey, Vâsıf Bey, Sadullah Bey, Celâl Bey, Şevki Efendi ve Mûsevîlerden Moiz Behar Efendi, Morodi Efendi de mal ve mülklerini terk ile firâr ederek İstanbul'a gelmişlerdir. Bu sûretle ihtiyâr-ı firâr edenlerin yekûnu her gün artmakda olduğu ve orada salâh-ı hâl müsâhede olunmadıkça me’vâlarımıza avdet imkânını bulamayacağımızı ma‘a't-teessüf arzeyleriz. Yunan asâkirinin temâdî etmesi pek muhtemel olan bu taşkınlıklarına nihâyet verilmesi ve ahâlî islâmiyye ve Mûsevîyyenin zulm ü gadrden

vikâyesi hükûmet-i seniyyece ehemmiyetle nazar-ı dikkate alınmalıdır. Hükûmet-i mahalliyyenin ve bi'l-hâssa kâ’im-i makâmın bu husûsda gösterdiği acz ü meskenet yüzünden ma‘rûz kaldığımız bu fecâyi‘e tahammül imkân hâricindedir. Zamânın nezâketini, vazîfesinin derece-i ehemmiyetini gayr-i müdrik olan bu âciz kâ’im-i makâmın hemân tebdîliyle vaz‘iyyeti gün geçtikçe kesb-i nezâket eden böyle mühim bir kazâya ehil ve vazife-sinâs bir re’îs-i hükûmetin ta‘yîni cihetine gidilmesini memleketin selâmeti ve ümmet- islâmiyye ve Mûsevîyyenin halâsı nâmına kemâl-i ehemmiyetle arz u istirhâm eyleriz. Ol bâbda. Fî Mayıs 1335

Aslına mutâbıkdır

Mühür

BOA. DH. EUM. AYs. 15/42

 

 

İşgal Belgesi 2

 

LÜLEBURGAZ'DA İŞGALCİ YUNANLILARIN YAHUDİ VE MÜSLÜMANLARA UYGULADIĞI MEZALİM

Yunanlıların Lüleburgaz'ı işgaliyle beraber asırlarca birlikte yasayan topluluklar arasında ayrılık tohumlarının ekilmeye başlandığı, Rum olmayanlara suçlu gözüyle bakıldığı; Lüleburgaz ahalisinden Musevi Yako Oğlu İsak'ın komite üyesi iddiası ile tevkif edildiği yine Bakkal Yako oğlu David'e aynı iddia ile işkence yapılarak, tutuklu bulunanlar aleyhine konuşmaya zorlandığı; Musevî Hahambaşı Vekili Nihat Efendi'nin evine Yunan askerinin zorla girip arama yaptıkları, hanımını ve misafiri dövdükleri; Cami-i Atik mahallesinden Arabacı Niyazi oğlu Hasan'ı silah ve cephane taşıdığı; Hasanbey mahallesinden Tüfenkçi Hasan Efendi'nin silah tamiratı yaptığı gerekçesiyle tutuklandıkları; Karaağaç köyünden İbrahim oğlu Hasan Ağa ve Hasan Ağa'nın oğlu Ali'nin evlerine gece zorla girilip, mahremiyete ve kadınlara hakaret edildiği. 26 Mayıs 1919

 

Edirne Vilâyeti

Mektûbî Kalemi

Umûmî: 43740

Husûsî: 866

Dâhiliye Nezâret-i Celîlesine

Hulâsa: Lülebergos (Lüleburgaz)

hâdise-i ma‘lûmesi mürettiblerinedâ’ir.

 

Devletlü efendim hazretleri,

10 Mayıs sene 1335 târîhli ve sekiz yüz kırk beş numaralı arîzaya zeyldir. Lülebergos (Lüleburgaz) Mûsevî cemâ‘ati re’îs-i rûhânîsi Behâr Efendi'nin hânesine vâki‘ olan ta‘arruzun sarkî Trakya mes’elesine dâ’ir Sulh-i Umûmî Konferansı'na verilmek üzre Venizelos'a berây-ı îsâl yerli Rum ahâlî tarafından tanzîm edilen istirhâm-nâme-i umûmî ile sâ’ireye Mûsevîlerin de istirâkı hakkında vâki‘ olan teklîf ve da‘vete mûmâ-ileyhin adem-i icâbetinden dolayı yerli Rumların teşebbüsü üzerine Yunan Müfrezesi Kumandanı Velahopulos ile zâbitânının eser-i tertîbi olduğu ve mütecâsirlerinin de Yunan efrâdı bulunduğu istitlâ‘ât-ı hafiyye netîcesiyle de te’eyyüd eylediği polis müdîriyetinden bildirilmekle bu cihetin de Edirne'de bulunan İngiliz

Murahhas-ı Askerîliğine teblîğ kılınmış olduğu ma‘rûzdur. Ol bâbda emr ü fermân hazret-i men-lehü'l-emrindir. Fî 11 sa‘ban sene 1337 ve Fî 12 Mayıs sene 1335

 

Edirne Vâlîsi

mühür

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Târîh: 19 Mayıs sene 1335

Nezâret-i Celîleden Hâriciye Nezâret-i Celîlesine

Hulâsa: Lülebergos Hahambasısı

Behar Efendi'nin hânesine Yunanlıların ta‘arruzu mes’elesi hakkında

 

 

9 Mayıs sene 1335 târîh ve 45203 numaralı tezkire-i âcizîye zeyldir. Lülebergos (Lüleburgaz) Mûsevî Cemâ‘ati Re’îs-i Rûhânîsi Behar Efendi'nin hânesine Yunanlılar tarafından vâki‘ olan ta‘arruzdan evvel kendisini Rumlar celb ederek ba‘zı tahkîkât ve istîzâhât içün Lülebergos'a dört hükûmet hey’eti geleceği ve "buraları Yunanistan oldu, siz ne vaz‘iyyette kalacaksınız" diye vâki‘ olan su’âline Behar Efendi bu bâbda mâ-fevkinden emr almadığını beyân etmesiyle Rumların bugün yarın hey’etin vürûd edecegini ihbâr ve îcâbını tesrî‘ etmesi lüzûmunu ihtâr eyledikleri ve bunu müte‘âkib Kırkkilise'den emr almak üzre Behar Efendi araba ile müsâra‘aten bir Rum ile berâber mahall-i mezkûre sevk olunmuş ise de Kırkkilisece de bu işden adem-i ma‘lûmât beyân ve tereddüd edildiği ve onlara Dersa‘âdet'den acele ta‘lîmât almak üzre bir araba oradan da Necur Matran Efendi Lülebergos'a (Lüleburgaz) gönderilmiş olduğu ve müte‘âkiben Matran Efendi ile Behar Efendi Rumlar tarafından tekrâr da‘vet olunarak Behar Efendi'yi â‘ilesi göndermediğinden dâmâdı Mişon Efendi giderek Rumlar tarafından vaz‘iyyet hakkındaki Mûsevîlerin fikri soruldukda Dersa‘âdet'den emir gelmediğinden bu bâbda beyân-ı efkâr ve mütâla‘ât edilmeyeceği beyân olundığı ve Rumların Dersa‘âdet'den istihsâl edilecek emrin tesrî‘i lüzûmunu ifhâm etdikleri ve o gece Behar Efendi'nin hânesi iki sâ‘at sonra basılmış olduğu Lülebergos (Lüleburgaz) Kâ’im-i makâmlığı'ndan bildirilmesi üzerine Edirne'deki İngiliz Murahhas-ı Askerîliğine ma‘lûmât i‘tâ kılındığı ve bu ta‘arruzun sarkî Trakya mes’elesine dâ’ir sulh konferansına verilmek üzre Venizelos'a berây-ı îsâl yerli Rum ahâlî tarafından tanzîm edilen istirhâm-nâme-i umûmî ve sâ’ireye Mûsevîlerin de istirâki hakkında vâki‘ olan teklîf ve da‘vete mûmâ-ileyh Behar Efendi'nin adem-i icâbetinden dolayı yerli Rumların tesebbüsü üzerine Yunan Müfrezesi Kumandanı Velahopulos ile zâbitanının eser-i tertîbi olduğu ve mütecâsirlerinin de Yunan efrâdı bulunduğu ve istitlâ‘ât-ı hafiyye netîcesiyle de te’eyyüd eylediği polis müdîriyyetinden

bildirilmekle bu cihetin de Edirne'de bulunan İngiliz Murahhas-ı Askerîliği'ne teblîğ kılınmış olduğu Edirne Vilâyeti'nden gelen iki kıt‘a tahrîrâtda izbâr kılınmış olmakla ol bâbda.

 

Lülebergos'un (Lüleburgaz) Mûsevî mahallesinde ikâmet ve çarsuda bakkallık san‘atıyla

istigâl eden Yako oğlu elli beş yaslarında el-yevm mücerred David'in ber-vech-i zîr ifâde-i

mazbûtasıdır. Fî 20 Mayıs sene 1335

––Seni efrâd-ı Yunaniyye der-dest ederek kumandanlık dâ’iresinde habs etmiş olduğunu söylüyorlar. Seni ne esbâba mebnî habs ettiler ve başından ne gibi vak‘a geçmiş ise ber-tafsîl beyân ediniz.

––Cumartesi günü beni der-dest ettiler. Kumandanlık idâresine götürdüler ve salı gecesi isticvâba ibtidârla "sen Osmanlılarla berâber komitelik yapmak üzere toplanmıssınız. Bak burada ne kadar vardır sen de bunlarla berâbersin" demeleri üzerine "hayır efendim ma‘lûmâtım yokdur. On üç gündür İstanbul'da idim. Cumartesi akşamı gelmiş idim. Yakim oğlu da berâber idi. Hasta bulunan kızımı berây-ı tedâvî götürmüş idim. Bunun için komitedir filân ma‘lûmâtım yoktur" dedim. "Hiç haberin yok mudur" dediler, "yoktur" dedim. Hahambaşı Vekîli Nihad'ı çağırdılar "David sizinle salı gecesi berâber mi idi" dediler, Nihad Efendi de, "evet salı gecesi bizimle berâberdi" dedi. Bunun ağzından nasıl işittilerse derhal görmüş olsam tanımayacağım bir şahıs bana tokat urdu, diğer bir odaya nakledildim ve orada biraz sopa ile döğdüler, ayaklarıma urdular. Ya doğru söyle yâhûd seni öldürecegiz dediler.

––Kumandanlık dâ’iresinde kaç gece kaldın ve Nihad Efendi ile görüştün mü ve kendisini ne halde gördün ?

––Üç gün dört gece kumandanlık dâ’iresinde kaldım. Nihad Efendi ile görüştüm. Kendisini fenâ halde döğmüş olduklarını söyledi.

––Nihad Efendi'ye salı günü bu da sizinle berâber mi diye sormuş olduklarının esbâbı ne imis, Nihâd Efendi'den öğrenmedin mi ?

––Nihad Efendi'ye sordum. Gûyâ Osmanlılarla birlikte biz Mûsevîler de câmi‘e toplanup komite yazmış olduğumuzu sormuşlar ve kendisini pek fenâ bir halde darb etmiş olduklarından benim içün Yunan kumandanı bu David de sizinle o salı gecesi berâber mi idi diye sorduklarında evet demenin esbâbı kendi hayâtının kurtarılması içün olduğunu Nihad Efendi bana söyledi. "Evet bu da berâberdi dememiş" olsa idim, beni öldürecek idiler. korktuğum içün mecbûrî böyle söyledim, dedi.

––Seni asağı diğer bir odaya naklettikten sonra çok döğdüler mi ve nerelerine urdular? Vücûdunda yara, kırık, bere vesâ’ire var mıdır, söyleyiniz?

––Beni diğer bir odaya kapattıktan sonra askerler içeri girdiler. Ellerinde bulunan silâhın kayısını boynuma taktılar ve silâhı da baldırlarım hizâsına gelmiş şartıyla geçirdiler, ayaklarım tabî‘atıyla yukarı kalktı. Sonra beni bir asker eline aldığı siyâh renkte ağırca bir sopa ile döğmeye başladı. Otuz mu, kırk mı, elli mi ne kadar urduğunu bilemem, otuz kadarını iyiden iyiye hatırlıyorum. Birçok daha urduklarından sonra kendimi gâ‘ib ettim. Bi'l-âhire bıraktılar, bir müddet sonra kalktım ayaklarımı, iste gösteriyorum görülecek halde değildir, simsiyahtır.

––Size baskaca bir sey sormadılar mı ?

––Tekrâr be tekrâr bu komite mes’elesini sordular ve orada bulunan bir çok kişi varmış, bunlar senin için komitedir diyorlar, yalan mı söylüyorlar sen ne içün inkâr ediyorsun, doğru söyle dediler. Ben yine ma‘lûmâtım olmadığını söyledim.

––Kumandanlık dâ’iresinde senin komite olduğuna dâ’ir şâhid olarak gösterdikleri adamlar kimlerden ibârettir, gördün mü?

––Evet efendim, gördüm. Nihad Efendi ve Ali Çavuş'un çocuğu orada idiler ve bunlar benim komiteye dâhil olduğumu söylemiş olacaklar ki bunları gösteriyor idiler ve Yunan kumandanları da orada mevcûd bulunuyor idiler.

––Sizi Türkçe mi isticvâb ediyordular?

––Kendim Rumca biliyorum. Rumca isticvâb edildim.

––Siz[i] ne zaman tahliye ettiler ve bıraktıkları zaman ne gibi şeyleri dışarıya söylememek üzre tenbîh ettilerse doğru olarak söyle.

––Beni bu sabah tekrâr isticvâb ettiler ve siz komite yazmışsınız, yaptınız mı dediler, evet yaptık. Bizim komite dediğimiz şey fukarâ içün toplanır bir karar veririz, buna cemâ‘at ve komite ta‘bîr ederiz dedim. Re‘îsi kimdir dediler. Hahambaşı Vekîli Nihad'dır dedim. Nesim ve Yorgi efendilerden müteşekkil bir de kitâbete bakar bir  hey’et vardır diye söyledim. Bu da hakîkattir, fukarâlar içün böyle bir cemâ‘atimiz vardır. Kumandanlık dâ’iresinde darb edildiklerini hâricde söylememekli[gi]mi tenbîh

etdiler. Ben de kendilerine ayağım topal gibi yürüyorum, görecekler ve soracaklar

dedim ve dışarı çıktım.

––Orada bulunduğunuz müddetce nerede yattınız ve ne yiyüp içtiniz, size bu husûsda nasıl mu‘âmele ettiler, yemek verdiler mi?

––Yemek vesâ’ire hiç bir şey vermediler, her seyi evden getirttim. Bunlar bir şey vermediler. Yalnız su veriyor idiler.

–– İfâdenizi tasdîk eder misiniz?

– Ederim efendim.

 İmzâ

 

 

 

Fezleke

Komite Lülebergos'da (Lüleburgaz) mevcûd bulunduğu ve kendisi de komiteye dâhil oldugu bahânesiyle Yunan İsgal-i Askerîsi Kumandanlığına celb ve tevkîf ve bunu söylemek içün işkence ile darb ve tazyîk olunan Lülebergos'un (Lüleburgaz) Mûsevî mahallesinde mukîm Bakkal Yako oğlu elli beş yasında David hakkında icrâ edilen tahkîkât netîcesinde merkûmu cumartesi günü celb ve dört gece orada tevkîf ettikten sonra bu müddet zarfında cebr ve ikrâhla orada mevkûf bulunanlar aleyhinde ishâd ve kendisi de silah kayışı boynuna geçer tarzda yatırılarak bacakları kaldırıldıktan sonra darb edildiği ve nihâyet fukarâya bakmak üzre Mûsevîlerce cemâ‘at ve komite ta‘bîr edilen bir hey’etin mevcûd ve bunun re’îsi Hahambası Vekîli Nihad Efendi olduğunu söylemek sâyesinde tahliye edilmis ve âsâr-ı darb ve cerh bâ-rapor müsbit bulunmuş ve su tecâvüz vaz‘iyyet-i mahalliyyeyi makâsid-i siyâsiyye uğrunda Yunanîler lehinde te’vîl ve takrîr içün bir tedbîr tutulmuş olduğunu nâtık işbu fezleke bi't-tanzîm takdîm kılındı. Fî 21 Mayıs sene 1335

Komiser Mu‘âvini

imzâ

Edirne

Polis Müdîriyeti

Kısm-ı Adlî Riyâseti

Umûmî : 2727

Husûsî : 234

Emniyet-i Umûmiyye Müdîriyeti Cânib-i Âlîsine

 

DEVAM EDECEK

Bu haber 2680 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter