08 Nisan 2020 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
HABER DETAYI
Kepirtepe tez konusu oldu…
Bir ‘köy’ var yakında!
Lüleburgaz # 14 Şubat 2020 Cuma 07:37

Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün günümüzde kullanılmayan 80 yıllık binaları, bu yerleşkenin bir eğitim köyüne döndürülmesi için tez konusu oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, binaların yeni işlevlerle ayağa kaldırılması için 50 adet proje kurgulayacaklar.

Çınar TÜRKMEN

Kepirtepe Köy Enstitüsü binalarının ‘eğitim köyü’ olarak kullanılmasına yönelik olarak alanın ve binaların yeniden tasarlanması, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencilerinin bitirme tezi oldu.

Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencileri, diploma projeleri kapsamında Kepirtepe Köy Enstitüsü yerleşkesindeki eski yapıların yeni işlevlerle ayağa kaldırılması ve bu yerleşkenin bir eğitim köyüne döndürülmesine ışık tutacak bir çalışma gerçekleştirecekler.

Kepirtepe’de günümüzde kullanılmayan yaklaşık 80 yaşındaki binaların yeniden ayağa kaldırılması için 2 üniversiteden 50 öğrenci, 50 adet proje kurgulayacak.

Bu kapsamda 12 Şubat’ta Kepirtepe Anadolu Lisesi’nde düzenlenen toplantıya Kepirtepeliler Eğitim Vakfı Başkanı Sedat Tonguz, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Can Binan, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Doç. Dr. Kunter Manisa, Dr. Öğretim Üyesi Ceren Göğüş, İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Doktor Öğretim Üyesi Emrah Türkyılmaz, Kepirtepe Köy Enstitüsü mezunları, okul idarecileri ve üniversite öğrencileri katıldı.

“BİZ ÖZÜMÜZÜ YİTİRMEDİK”

Buradaki toplantıda konuşan Kepirtepeliler Eğitim Vakfı Başkanı Sedat Tonguz, öğrencilere bu projede Kepirtepe Köy Enstitüsü mezunlarından Mehmet Başaran ve Halil İbrahim Tunalı gibi isimlerin önemli bir kaynak olacağını belirterek Tonguz; “İlk mezunlar 29 kişidir, hepsi ayrı ayrı değerlidir. Bunlar gibi bir çok yazarımız var. Kesintiler olmasına rağmen biz özümüzü yitirmedik. Kepirtepe Köy Enstitüsü deyince imecedir, ben yoktur biz vardır. Biz olma bilincinin bu çalışmaya yansıması mutluluk verici” dedi.

Toplantıda, Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün 1943 yılı mezunlarından 95 yaşındaki Rüştü Güvenç de konuşarak, Kepirtepe’nin ilk binalarını nasıl zorluklarla yaptıklarını anlattı ve öğrencilere bilimin aydınlığından ayrılmadan, çalışmalarında başarılar diledi.

“AÇLIKLA DA SAVAŞIYORLAR”

Sınıf öğretmeni, yazar, gazeteci, araştırmacı Mustafa Sarıoğlu da toplantıda Kepirtepe Köy Enstitüsü yerleşkesi ile ilgili bilgiler verdi.

Sarıoğlu, yerleşke ile ilgili verdiği bilgide; “Bu okula 1956 yılında girdim. O zaman ağabeylerimizin yaptığı eserler bizim yattığımız yerlerdi. Ana binanın sol tarafında 1940’lı yıllarda yapılan bina, çok maceralı bir yapıdır. Kepir toprakta kış günü temelleri açılan bir bina, bir taraftan temel açılıyor, bir taraftan yıkılıyor. 1941 yılının kında çatısı yapılıyor, çatı yapan öğrencilerin elleri o kadar donuyor ki kız öğrenciler aşağıda çay yapıyor, metal bardaklar ellerine yapışıyor. O dönemde bir de açlık var. Kepir bebelerinin bulgur yiyişleri var. Bazıları bir öğün yiyor, bir öğün yemiyor. Bu binalar yapılırken aynı zamanda açlık da çekiyor öğrenciler. Köylerine gidip ekmek yaptırıp gelip burada yiyorlar” dedi.

Konuşmasında zaman zaman duygulanan Sarıoğlu, daha sonra öğrencilere binaların teknik özellikleri ve kullanım amaçları hakkında bilgiler aktardı.

“KOLAY BİR PROJE OLMAYACAK”

Proje kapsamında Lüleburgaz’a gelen akademisyenlerden İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Emrah Türkyılmaz da öğrencilerin çok değerli bir proje içinde olduklarını aktardı.

Türkyılmaz; “Değerli bir proje içerisindesiniz. Şu anda bu sıralarda oturuyor olmanızın nedeni olan insanların okuduğu okulun bir projesini yapmak üzeresiniz. Bu insanlar olmasaydı modern Türkiye olmayabilirdi. Eğitim sistemleri değişti, enstitü olarak başlayan uygulama daha sonra öğretmen okulu ve öğretmen lisesine dönüştü. Artık eğitim fakülteleri var. Ama geçmişimiz, bize ait bir kültürdür. Kolay bir proje olmayacak. Oldukça zorlu bir projeye çıkıyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi ile ortak bir proje yürütüyoruz. Bu da ayrı bir zenginlik. Dönemin sonunda çıkacak olan projeler bizim için çok değerli. Bir sonraki aşama olarak, bu projeleri kullanarak burada yapılmak istenen projeyi ayağa kaldırmaya çalışacağız” diye konuştu.

“POTANSİYELİ OLAN BİR PROJE”

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Doç. Dr. Kunter Manisa da Kepirtepe Köy Enstitüsü binalarının Cumhuriyet döneminin ilk kadın mimarı Leman Tomsu ve Anıtkabir’in mimarı Emin Onat tarafından tasarlandığına dikkat çekerek, bu projede yer almaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.

Doç. Dr. Manisa; “Biz de Yıldız Teknik Üniversitesi olarak bu işe dahil olduk. Eski yapıların yeni işlevlerle veya benzer işlevlerle çağdaş kullanımları üzerine uzmanlaştığım için böyle bir teklif geldi. Yoğun bir programım olmasına rağmen hemen bunu kabul ettim. Aslında bu konular biraz uzmanlık konularıdır. Potansiyeli olan bir proje geldiği için katılmak istedik. Bu binaların mimarları Cumhuriyet döneminin ilk kadın mimarı Leman Tomsu ve Anıtkabir’in mimarı Emin Onat. Köy enstitüleri çok önemli, kırsal alanlara, insanlara dokunabilmek için kurgulanmış, insanları yetiştirecek bir düzen. Burayı bir eğitim yerleşkesi olarak düşünüyoruz” dedi.

“50 ADET PROJE ÜRETİLECEK”

Mimarlık bölümü öğrencilerinin, mesleğe atılmadan önce böyle  bir projede yer almaktan dolayı çok hevesli ve heyecanlı olduklarını belirten Doç. Dr. Manisa; “Dünyada değişen eğitim anlayışları var. Bu eğitim anlayışlarının kurgulandığı bazı modeller var. Dünya nüfusunun yüzde 80’inin büyük kentlerde yaşadığı bir ortamda artık yeni nesil, doğa, çevre, yediği içtiği, tükettiği organik şeyleri metalaştırmış durumda. Bunun farkına varan ülkeler, buna uygun eğitim modelleri kurgulamaya başlıyorlar. Çocukların doğaya çıktığı, okul içinde tarım yaptığı, emeğin zamanın farkına vardığı eğitim modelleri var. Ülkemizde bu konuya ilgi duyan akademisyenlerin kurgulamaya çalıştığı bazı eğitim köyleri var. Biz de dedik ki, dünyada eğitim buna doğru gidiyor, neden burası bir konvansiyonel eğitime katkı verecek, sürekli, 12 ay çalışacak sanat ve tasarım alanında bir köye dönüşmesin. Bu alan böyle bir işleve dönüşmeye çok müsait. Böyle bir kurgu yaptık. Arkadaşlarımız 4 senelik bir eğitimden geçiyorlar ve her sömestr bir tasarım projesi yürütüyorlar. Bu projeler onlar için çok önemli. Edindikleri bilgileri bu projelerde pratiğe döküyorlar. Diploma projesinde bir proje kurgulayacaklar. Böyle bir alanda çalışılması önemli. Mesleğe adım atmadan önce bunun hevesi ile çok enerjik ve heyecanlılar. 20 öğrenci Yıldız Teknik Üniversitesi’nden, 30 öğrenci Kültür Üniversitesi’nden var. 50 civarında proje üretme ve onları burada sergileme imkanımız olabilir. Aralarında Erasmus öğrencileri de var. Onların da değişik bir bakışı olmuş olacak. Çıkan projelerin çeşitliliği artmış olacak. Bu olanağı bize tanıdıkları için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından 2 üniversitenin Mimarlık öğrencileri, 1939 yapımı olan ana binada ve yerleşkede incelemelerde bulunarak notlar aldı.

Bu haber 2139 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter