14 Temmuz 2020 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
HABER DETAYI
Kristal-İş’te seçime doğru…
TOKATLI’DAN GÖRÜNÜM’E ÖZEL AÇIKLAMALAR
Lüleburgaz # 29 Haziran 2020 Pazartesi 07:11

- Mevcut seçim sistemini değiştirecek mi?

- Sendika başkanlarının lüks araç alımı hakkında ne düşünüyor?

- Mehmet Kürtül olayında sendika başkanının açıklamalarına ne diyor?

- İşçiye mesajı ne?

Tansu Edip GÖKBUDAK

Kristal İş Sendikası’nın 4 Temmuz’da İzer Otel’de gerçekleştireceği Trakya Şube Başkanlığı Kongresi’ne sayılı günler kala, sendikanın şube başkanlığına aday olan Koray Tokatlı Görünüm’e özel açıklamalarda bulundu.

2007’den beri cam işçisi olarak örgütlü mücadelenin içinde yer alan Tokatlı, merak edilen birçok soruyu yanıtladı.

Tokatlı sendika yönetimlerinin lüks araç alımları hakkındaki düşüncesinden, mevcut sendika başkanı Ufuk Yaratan’ın koronavirüsten yaşamını yitiren Mehmet Kürtül hakkındaki açıklamalarına kadar çok sayıda konuda görüş belirtti.

Röportajın sonunda cam işçisine seslenen Tokatlı’nın mesajı ise net oldu; “Sandık başına gittiklerinde oy verirken, “Bu arkadaşı daha çok seviyorum” diye değil de kendisinin hakkını kim daha iyi savunacaksa, daha huzurlu bir ortamda çalışmak istiyorsa, kendi temsilcisini kendisin seçmek istiyorsa ona göre oy kullansın.”

 

TEMSİLCİLER SEÇİMLE BELİRLENECEK

 

4 Temmuz’daki Kristal İş Trakya Şube Başkanlığı’na adaysınız. Trakya’daki cam işçileri kongreye ne gibi sıkıntılarla gidiyor?

 

Bölgemiz bir sanayi bölgesi olduğu için çok yoğun bir işçi portföyü var. Her sendikadan, her iş kolundan fabrikalar var. Biz Kristal İş Sendikası olarak cam sektöründe çalıştığımız için bununla ilgili daha net konuşabilirim. Bizim bölgemizde sendikamızın örgütlü olduğu 3 fabrika var. Kırklareli Cam, Trakya Cam ve Şişecam Otomotiv Fabrikası. Ben Şişecam Otomotiv’de çalışıyorum. 2007 Nisan ayı girişliyim. O yıldan bu yana bu mücadelenin içindeyim. Bölgemizde özellikle cam sanayide yaşanan sıkıntılı süreci gördüğümüz için bu yola çıktık. Bizim fabrikalarımızda sürekli bir üretim baskısı, huzursuz çalışma ortamları, mevcut çalışma şartlarının getirdiği sıkıntılardan dolayı yaşanan daralmalar olsun, işçi kayıpları olsun birçok sıkıntımız var. Mevcut sendikal anlayış da bu sıkıntıların önüne geçmekten öte daha fazla yaralara yol açtığı için 4 Temmuz’daki Şube Kongresi’nde şube başkanı adayı olarak yola çıktık. Amacımız bu sıkıntıların önüne geçmek ama elimizde tabi ki sihirli değnek yok. Fakat, çok kısa bir zamanda bu sıkıntıların önüne geçmek için çıktık. Bu sıkıntıların önüne geçmek için öncelikli olarak fabrikalarda çalışan emekçi arkadaşlarımızın, öncelikle kendi temsilcilerini kendilerinin belirlemesi yoluna gideceğiz. Mutlaka ve mutlaka temsilcilik seçimleri yapılacak. Sandıktan çıkan arkadaşlar fabrika temsilcileri olacak.

 

Şu anki sistem nasıl?

 

Şu anki sistem genel merkezin seçim yapmadan atadığı arkadaşların görev yapmaya çalıştığı bir ortamdır. Temsilcilik şu anda atama yöntemiyle belirleniyor.

 

Bu merkeze yakın kişinin seçilmesine yol açmaz mı?

 

Zaten atama yöntemi olduğu için merkez kendisine yakın görüşteki arkadaşları bu görevlere getiriyor. Mevcut çalışma şartlarını en iyi tezgah başında çalışan arkadaşlar bilir. Bu arkadaşların da kendi yöneticilerini, kendi temsilcilerini kendilerinin seçmesi gerekir ki o temsilci de tabandan aldığı güçle emekçi arkadaşlarının daha huzurlu ortamda refah içinde çalışmasını sağlamaya çalışır. Sonuçta herkes para kazanmak için işini layığıyla yapma, çoluğuna çocuğuna helal ekmek götürme peşinde. O yüzden zaten çalışan üzerine düşeni yaptığı için Şişecam şu anda Avrupa’da birinci, dünyada da 4’üncü şirket durumunda. Bu çalışanların sayesinde oldu.

 

Emekçiler kendi temsilcilerini kendileri seçecek dediniz. Anladığım kadarıyla şimdiye kadar tavandan tabana doğru bir ivme olmuş. Bu durumu biraz açabilir misiniz?

 

Bu uygulama oluyordu daha önce. Ama 2016’daki Kristal İş Sendikası Genel Merkez Genel Kurulu’na kadar tüzüğümüzde “Seçilen atanır” maddesi vardı. 2016’daki genel kurulda genel merkez yönetimi bunu “atanır” olarak güncelledi. Bu yetkiyi kendisine aldı. Seçilen kısmını çıkardı. 2016’dan sonra da hemen atama yapıldı zaten. Ondan önceki süreç de seçimle oluyordu.

 

Eğer siz başkan olursanız sanırım “seçilen atanır” kısmını geri getireceksiniz?

 

Mutlaka ve mutlaka fabrikalarda seçim yapılacak. Sandıktan çıkan arkadaşlar da görevini yapacaktır.

 

 

Basın açıklamanıza gelelim biraz da.  Orada şu anki sendikal anlayışı ‘aile şirketi gibi’ tanımladınız. Orada neyi kastettiniz?

 

Oradaki kastım şu; Mevcut sendikacılarımız olsun genel anlamdaki sendikalar sürekli hükümetin politikalarını eleştiriyor. Mevcut hükümetin anlayışını neden eleştiriyorlar? Tüm yetkileri kendisine topladı. İstediği yere, istediği ekibinden birini atama yöntemiyle getiriyor şeklinde sürekli eleştiriler var. Zaten ülkeye de bu sistem geldikten sonra ekonomimiz büyük bir çöküş içine girdi. Yönetimsel anlamda çok büyük sıkıntılar yaşadığımız için başımıza bunlar geldi. Aynı şey sadece bizim sendikamız için değil, genel yapı itibariyle çok eleştirilen hükümetin aynı zihniyeti sayesinde maalesef sendikalarda da aynı yöntem uygulanıyor. Sendikalar, “Benim ekibimden olsun, bana yakın olsun” diye az önce de bahsettiğim atama yöntemiyle bu şekilde işlere yön vermek istiyor. Şu anda bahsettiğim olaylar çok gündem de oldu. Şeker İş Başkanı’nın kapısında araba olmasına rağmen yeni bir araba alması…

 

“AİDATLAR LÜKS ARAÇLARA ÇARÇUR EDİLMEMELİ”

 

Peki burada benzer bir durum var mı?

 

Bizim de mevcut genel merkez yönetimine ait arabamız baya lüks bir araba. Bana sorarsanız işçi sendikasının genel merkezinin kapısında tabi ki hizmet olarak bir araç olmalı. Sendikaların tek gelir kaynağı işçilerden toplanan aidatlardır. Bu aidatların bu şekilde çarçur edilmemesi lazım. Tabi ki sendika merkezine ya da şubelere ait hizmet araçları olacaktır. Ama bunlar seçilirken maliyetlerinin uygunluğuna, yakıtlarının en düşük seviyede olan ve vergi olarak da en uygun araç olmasına dikkat edilmeli. Ama hem bizim sendikamızda hem de diğer sendikalarda ne yazık ki son model lüks, vergisi yüksek araçlar olduğunu görüyoruz. Ben bunu doğal olarak çok yanlış buluyorum.

 

“HİÇBİR KAZANÇ İNSAN SAĞLIĞINDAN ÖNEMLİ DEĞİL”

 

Covid-19 salgınında ‘çarklar dönsün’ denilirken işçiler çok büyük sıkıntılar yaşadı. Bu süreçte Kristal İş Sendikası başarılı oldu mu? Siz olsaydınız neler yapardınız?

 

Bu iş şubeyi de aşan bir konu. Genel merkezlik bir konu. Ama şu şekilde yönetilebilirdi; Sonuçta, evet bir salgın süreci var. Dünyada önüne geçilemeyen bir süreç… Ama bunun maksimum önlemlerle atlatılması yoluna gidilebilirdi. Tabi ki işveren bu süreçte devletin de belirlediği bazı kuralları uyguladı. Zaten uygulamak zorunda. Bu bir başarı ya da ekstra bir durum değil. İşçisine gerekli koruyucu önlem malzemelerini tedarik etmek zorunda. Diğer yönden işyerindeki gerekli hijyen koşullarını sağlamak zorundadır. Bunlar zaten bir zorunluluk… Lütuf olarak anlatılmasının anlamı yok. Bizde şöyle bir yola gidildi. İşveren salgının ilk çıktığı günlerden itibaren kronik rahatsızlığı olan arkadaşları idari izne çıkardı, bazı yerlerde kısa çalışma sistemine geçti. Çalışılan işteki kişi sayısı 3’te 1 oranında azaltıldı. İşveren zaten bunları yapacak. Bunları biliyoruz. Devlet “Bunları yapacaksın” dedi. İşveren de zaten yapacaktı bunu. Sendikalar burada nasıl bir yol izleyebilirdi. Sahada daha çok bulunup, bu sıkıntıları daha hızlı tespit etmeliydi. Özellikle Mehmet ağabeyin çalıştığı fabrikada (Koronavirüsten ölen Mehmet Kürtül’ü kastediyor) ilk vaka ortaya çıktıktan sonra bunların mutlaka ve mutlaka daha hızlı önüne geçilmesi sağlanabilirdi. O vakadan sonra orada üretimler devam etti. Bugüne kadar iki fabrikamızda da vakaya rastlamadık. Trakya Cam ve Oto Cam’da. Ama Kırklareli Cam’da rastlamıştık. Ama bunun devamında da sayılar artmaya başladıktan sonra “tabi ki üretim önemli o ayrı bir şey” hiçbir kazanç insan sağlığından önemli değil. 

 

O AÇIKLAMAYI SENDİKACIDAN DEĞİL İŞVERENDEN BEKLERDİM

 

Mehmet Kürtül’ün ölümünde bir ihmal olduğu görülüyor. Bağlı bulunduğu Kristal İş Sendikası Trakya Şube Başkanı Ufuk Yaratan’ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Olayı biraz baştan alayım. Mehmet ağabeyle birlikte de çalıştığımız için tanıyoruz. Mehmet ağabey belirli bir dünya görüşü olan, sınıf mücadelesini savunan çok kıymetli bir insan. Belli bir dünya görüşü olduğu için kendi kişisel önlemlerini aldığından en ufak bir kuşkumuz yok. Gelelim açıklamaya. “Bu virüsü fabrikada mı kaptı, dışarıda mı kaptı. Bunu tespit etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu Ufuk Yaratan. Bunu nasıl tespit edeceğiz? Bunu bilemeyiz. Ama kendi çalıştığı fabrikasında vaka olduğu için, çalıştığı bölümde iş sebebiyle temas ettiği alanda virüs vakalarına rastlandığı için bunun anlaşılabilmesinin en kolay yolu budur. Mehmet ağabey kesin ve kesin olarak bu virüsü işyerinde kaptı. Bu tartışmasızdır. Örnek veriyorum. Fabrikadaki ilk vaka olsa nerede kaptığını sorabiliriz. Ama öyle bir durum yok. Çalıştığı bölümde vakalar var. İkincisi hastaneye gidiyor. Hastaneden salınıyor. Tekrar işe gidiyor. Orada tekrar fenalaşıyor. Bunun araştırmasını yapmak sendikacının işi değil. Sendikacının işi bunun hesabını sormaktır. Ben bunu genel merkezin baskısıyla yapılan talihsiz açıklama olarak görüyorum. Daha talihsizi de kendi sendikamızın da içinde Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu’nun noktasına kadar doğru olan açıklamasının altına imza atamamaktır. Ben o açıklamayı açıkçası işverenden beklerdim, sendikacıdan değil.

 

CAM İŞÇİSİ SAĞDUYULUDUR, VİCDANLIDIR

 

Son olarak işçiye mesajınız nedir?

 

Uzun yıllardır bu sendikal yapının doğru işlemediğini düşündüğüm için buraya aday oldum. Tabandan beklentim ve isteğim şu. Bütün bu bahsettiğimiz problemlerin çözümü tamamen işçinin kendisinden geçiyor. Önümüzde bir seçim süreci var. Bu seçim sürecinde ben çalışan arkadaşlarımızın, birlikte tezgah başında emek verdiğimiz arkadaşlarımızın hem geçmiş, hem de son dönemi iyi analiz ettiklerinden eminim. Cam işçisi gerçekten sağduyuludur, vicdanlıdır. Hak edene hakkını er ya da geç verecektir. Ben dediğim gibi çözümün odağını işçinin kendisi olarak görüyorum. Bütün sıkıntıların çözümünü işçinin kendisi olarak görüyorum. Sandık başına gittiklerinde oy verirken, “Bu arkadaşı daha çok seviyorum” diye değil de kendisinin hakkını kim daha iyi savunacaksa, daha huzurlu bir ortamda çalışmak istiyorsa, kendi temsilcisini kendisin seçmek istiyorsa ona göre oy kullansın. Şube Başkanı tabi ki kurumun yetkilisi olacaktır ama gerek genel merkez bazında gerek işveren bazında işçinin taleplerini sonuna kadar savunacaktır.

 

Bu haber 2188 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER HABERLER
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter