20 Kasım 2019 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
İrfan ALTINEL
ŞEYTANDERE’Yİ ÖZLÜYORUM
Yazı Tarihi: 11 Temmuz 2013 Perşembe 00:00

Eskiden köylerde su düzenekleri yoktu.

Bizim köyde, sokak aralarında çeşme bile yoktu.

Bu yüzden Şeytandere’yi kutsuyorum.

Bakırağacı diye bir alet vardı. Uzunca kambur bir ağaç dalının iki ucu çentilir. Bu çentiklere su bakırları asılırdı. Kadınlar, kızlar bakırağacını omuzlarına atar, dereye giderlerdi. Derenin suyu bu günkü gibi, boyalı değildi. Kıyıdaki kumun içinden oyularak temiz ve duru su çıkarılır, su kabağı ya da bir tas ile bakırlar temiz su doldurulurdu. Bütün bir köy halkı, sadece bu suyu içebilirdi.

Zavallı kadınlar!

Her dönemde, çileyi onlar çekmek zorunda. İki tarafı kurşun gibi ağır bakırağacını narin omuzlarına alır, evlerine kadar taşırlardı. Yalnız dikkatimi çeken bir başka şey daha vardı. Bu kadar ağır bir yük omuzlarında olmasına karşın, su yolunda karşılaşan iki kadın uzun zaman ayakta dikilerek nasıl da tatlı tatlı dedikodu yaparlardı? Onu da hiç anlayamazdım.

Şeytandere bizim için çok önemliydi.

Kıyısındaki çitlerle çevrilmiş küçük bahçelerde sebze üretilirdi. O iş de kadınların görev alanı içindeydi.

Hayvanların su gereksinimini o karşılardı. Pancar tarlaları onunla sulanır, harman yerleri onunla yapılır, kerpiçlerin hamuru  onun suyu ile karıştırılırdı.

Şeytandere azgındı.

Yukarılarda yağmur fazlaysa, o önüne kattığı her şeyi Ergene’ye doğru sürüklerdi. Çocuk beşiklerinden, dövenlere, boyunduruklara kadar..

Bu yüzden her yıl, ağaç köprüyü götürür, köylüler yeniden korudan ağaç keser, yeni bir köprü kurarlardı. Tahsin Ceylan, köprü ustasıydı. Köprünün kazıklarını çakarken, koca balyozu nara atarak vururdu. O gücü nerden bulur, o narayı atan sesi nasıl çıkarırdı. Şaşardım.

Bugün artık her evin su düzeneği var. Çamaşır makineleri, bulaşık makineleri otomatik. Basıyorsun düğmeye. Seçiyorsun programı. Git başka bir işe bak. O kendisi işi bitiriyor. Dedikodu su yolunda ayakta değil, televizyonda evlendirme programının karşısında yapılıyor artık. Çekiştirilenler, köydekiler değil. Ya Esra Hanım. Ya Sibel Can..

Zekiye Nenem sağ olsaydı, bu durumu çok fena eleştirirdi. O tembelliği, dedikoduyu hiç sevmezdi.

Toprakla bütünleşmiş bir insandı. Bu toprağın sahibi ve efendisiydi. Her gün başka bir renkte boyalı akan Şeytandere’ye bakar bakar, kahrolurdu.

Dört yıl önce böyle yazmıştım.

Şeytandere’ye köprüden baktım uzun uzun. Değişen bir şey yok.

Sorumsuz, saygısız, vefasız insanlara ne diyebilirim?

Bu kadar yazı yazdım, gürültü çıkardım, Vali’nin bile canını sıktım.

Çözüm olmadı.

Boz bulanık bir su akıyor.

Çakıltaşları sayılan, suyu içilen, sazanları, miryanaları oynaşan Şeytandere’yi özlüyorum.

 

Bu yazı 3714 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Paket açıldı
» TRAKYA SATILMASIN
» HANGİ EĞİTİM
» ALPULLU ŞEKER KALSIN
» Tarım bir festival zaten...
» SİYASETİN TADI VAR
» Aday adayları
» ŞEYTANDERE’Yİ ÖZLÜYORUM
» ÇOCUKLARA KIYDINIZ EFENDİLER
» SAFLARI SIKLAŞTIRIN ÇOCUKLAR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter