24 Ağustos 2019 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
BİZİM KUŞAK GÖÇ ÖYKÜLERİ (8)
Yazı Tarihi: 29 Mart 2014 Cumartesi 00:00

Daha sonraki göçlerin nedenlerine baktığımızda daha çok siyasi olduklarını görürüz. Türkiye 1934-1936 yılları arasında Bulgaristan ve Romanya’dan göç alan bir ülke. En acısız ve sancısız olanı sanırım 1934 yılında başlatılanı.

Bu göç ağrısız acısız desem de  aslında ailelerin en hızlı parçalandığı  göçlerden biri. Salt yurdumuz açısından ağrısız ve acısız. Zira ülke gerçekleşecek göçe hazır. Uygun köylerde göçmenlere evler yapılıyor. Arazi tahsisi için yerler ayrılıyor. Buradaki yerleşim sorunsuz.

Gelen göçe bakıyoruz. Avrupa yeni paylaşıma hazırlanmada. Gelişen ve buna ayak uyduramayan ülkeler var. Çare yoksulluk ve işsizliği azaltacak önlemler. Çözüm Asya, Avrupa ülkesi olan Türkiye. Gururla söylenen: ’’On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştaaan’’coşkusunu katlamak.

Bu dönem göçünün çocuklarını, aydınlanma uğraşısı olan Köy Enstitüleri çalışmalarında görürsünüz. Geldikleri iklim ve kültür bu göç dalgası gençlerini okuma ve öğrenmeye yönlendirmiştir.

Türkiye genelinde böyle bir araştırma yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Fakat Kepirtepe Köy Enstitüsü ile ilgili konuyu incelerken rastladıklarım bende böyle bir kanı uyanmasına neden olmuştu.

1950 ve 1951 yıllarında yapılan göç de sancılı göçlerden biri.

İkinci paylaşım savaşı sonrasında komşumuzda sistem değişikliği var. Sistemi kabul edemeyen azınlıkların ülkeyi terk istekleri öne çıkıyor.

Göç günlerini anlatan arkadaşım: ’’İlk okula yeni başladık. Komünizm yönetimini biz çocuklara benimsetme çabaları var. Öğretmenimiz bir ara-çocuklar hadi Allah’tan şeker isteyin-derdi. Hep beraber bağırırdık.

-Allah’ım bize şeker ver!-Hiçbir şey olmazdı. Öğretmenimiz:-Şimdi de Komünist liderin adını söyleyip ondan isteyin, derdi. Dediğini yaptığımızda tavandan sıralarımıza şekerler dökülürdü. Bunları evde anlattığımızda büyükleriniz çok kızarlardı’’ diye yaşadıklarını aktarmıştı. Buradan benim çıkardığım, bu siyaseti kabul edemeyen Türk azınlık göçü seçmişti. İki yıl dalga dalga gelen göçler var.

O yılları yaşayan bir başka arkadaşsa: ’’Bulgar hükümeti önceliği Roman vatandaşlarına tanımış. Sınırdan dönen bu grupların tren istasyonlarında aleyhte söylemleri var. Bizler uzun süre istasyonlarda bekleyenlerdeniz. Çocukların ne zorluklar yaşadıkları anlatılamaz.’’

Bulgaristan ile yapılan bir başka göç dalgası 1978 yılı. Eşyalarıyla gelme olanağı bulan bu göçmenlerin fazla zorluk ve uyum güçlüğü çektiği söylenemez.

Bu arada demir perde gerisi dediğimiz o yılların komünizmle yönetilen ülkelerinde bireylerin lüks tüketim yapamadıkları bir  gerçek. Türkiye’deki yakınlarını ziyarete gelen bir soydaşın kasaba pazarını gezerken gördüğü bolluk ve çeşitlilik karşısında akrabası kadına: ’’Bunların hepsi satılık mı? Sen şimdi kamyon dolusu portakallardan, kasa kasa elmalardan istediğin kadar alabilir misin?’’ sorusu bana aktarıldığında o gün için gerçekten çok duygulanmıştım.

1978 göçmenlerinden bir genç. O yılların yaşamında tüm sistemlerde olduğu gibi Komünist düzende de sömürü olduğunu söylemişti. Geldiği ülkede bu olayı esprili anlatan bir tren fıkrası aktarmıştı: ’’Bulgaristan’dan Rusya’ya giden trenler yokuş çıkarcasına Le-o-nid-B-rej-nev...Le-o-nid-B-rej-nev diye diye ve soluk soluğa çıktıklarını; halbuki Bulgaristan’a dönüşlerinde yokuş aşağı inercesine Todarjivkov-Todarjivkov diyerek hızla koştuklarını söyler Bulgar halkı’’ demişti.

 

Bu yazı 1192 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
» İSTEMİYORUM
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter