26 Haziran 2022 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
Bizim kuşak göç öyküleri 9
Yazı Tarihi: 01 Nisan 2014 Salı 00:00

Son göç 1989...Aslında bu göç bir çöküşün öncesindeki çatırdamalardan ortaya çıkıyor.

İnsanı öne çıkaran sosyalist sistemlerin unuttukları önemli bir özellik insan olma duygularını unutmaktır.

Gezdiğim Avrupa ülkelerinde en çok ilgimi çeken en çok beni huzursuz eden durum ne olmuştur bilir misiniz? İnsan için alınan önlemler, insan için yapılan düzenlemeler...

Öyle incelikli öyle yoğunki bu önlemler. İnsan kaybolmuş aralarında. Sevgisi, öfkesi, hataları, korkularıyla yok sayılmış.

Arkadaşımın anlatımı ile göçü gözden geçirirsek: ’’Komin nizam’’ toplu yaşam kuralları anlamında kullanılıyor. Çünkü söyleniş ve vurgularına baktığımda sözcük aynen böyle komünizm değil. Komin nizam’’ Komin nizam toplumsal yaşamda bireyin özlük ve yaşamsal gereksinimlerini yeteri kadar sağlamıştı. Sağlığınız, iş güvenceniz, eğitiminiz devletçe karşılanıyor, siz bunları hiç mi hiç düşünmüyorsunuz. İnsan olmanıza gelince bazı boşluklar hem de büyük boşluklar var. Öncelikle duygularınız. Duygularınız göz ardı edilmiş. Yaratılarınız insan olduğunuz için değil, sistemin parçası olduğunuzdan var olmalı. Sanat mı? Sistem için. Spor mu?... Sistem için. Teknoloji mi?.. Sistem için... Velhasıl insan olmanız yok sayılıyor.

Dayatmalar zot zot değil. Ama her yerde kendini hissettiriyor.

Birde sisteme yaranmak isteyenlerin yalakalık ve yalancılıkları var. Gammazlıkları var. Güvensizlik diz boyu. En yakınınıza inanamaz, dertleşemezsin!’’

Komin nizam bir gün Türk azınlığın adlarıyla oynamaya kalkınca ipler kopuyor.1989 göçünün nedenleri arasında inançla ilgili bir neden bulamazsınız. Bakın nedenlere. Ağırlıklı olan Türk ve Türklüğe yapılanlara karşı durmaktır.

‘’Köycek ayaklandık sonunda. Sesimiz ilçede ilde duyuldu. Askeri birlikler kuşattı köyü. Tankların önünde sopalarla dikiliyoruz. Köye gelen sorgucular ifade alıyorlar. Tutuklananlar var. Daha sonra Belene Adasına gönderildiklerini öğreniyoruz tutuklananların. Bunların arasında can dostum dediğim Kelof da var-Kelofi Mustafa Keloğlan. Taşlama türü fablları gazetemiz Görünüm’de ve –Yazı Tahtası- köşesinde zaman zaman yayınlandı.. Beni tutuklamadılar. Ama direnenler arasında olduğum yönetim tarafından biliniyordu’’ diyor arkadaşım.

Göçte parçalanan bir ailesi var. Üç oğlundan ikisini gönderiyor ya birisi asker. Başına bir şeyler gelmesinden korkuyor. Eşi ve çocukları sınırdan geçiyor. Babasının özlemle ’’Ah Türkiye; ah Türkiye!’’ demesine yüreğinde bu özlemi taşımasına rağmen Ali Molla kendi evladı için geride kalıyor.

Göçmenler ülkemizin koşullarına kolay uyum sağlayamıyorlar. Zaten yaşamda oldukça zor. Yerleşim alanları sağlığa pek uygun değil. Yeme içmeleri için çaba harcansa da yeterli olamıyor.

 

Bu yazı 1531 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Eski Bir Borç
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter