26 Haziran 2022 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
Bizim kuşak göç öylüleri 10
Yazı Tarihi: 02 Nisan 2014 Çarşamba 00:00
O günlerin bahar aylarında Kepirtepe’deki göçmen kampına uyum sağlamak amacıyla görevlendirilen öğretmenlerden birisiydim.
Çalıştığımız insanlar öğrenim dönemindeki gençlerdi. Bazıları yaşadıkları bölge itibarıyla çok az Türkçe konuşabiliyordu. Onlarla daha yoğun ilgileniyor, ülkemize uyum sağlamalarını, yaşamı ve yaşadıkları yerleri sevmeleri isteğini yaratmaya çalışıyorduk.
Uzun bir süre sonra Ali Molla da Türkiye’ye giriş yapıyor. Büyük oğlu ve eşi  sık sık sınır kapılarına gidip onu arıyor; gelmediğini görünce büyük hayal kırıklığına uğrayıp ağlaşıyorlar. Kesin inançları var. Ali Molla dönmese de geri gitmek yok! Aile birleşiyor, birleşiyor da geçim derdi biniyor omuzlara.
Diplomalar onaylanınca memuriyet görevi başlıyor. Sıkıntılar azalıyor azalıyor ya! Bu kez sıla hasreti özlemi başlıyor.
Yeni emekliye ayrıldığımız günlerdi. Gerçi ben Molla’dan bir kaç yıl önceydim de... Gurbet hastalığına yakalandı arkadaşım. Boğazları şişer, ağzı kabarır, ateşler basar...Velhasıl düpedüz hasret ve depresyon bir arada.
Beraber Bulgaristan’a gittik. Öğrenci olduğu yıllarda kaldığı yerleri, çocukların öğrenim gördüğü yaşam yerlerini gezdik. Sonunda köyüne ulaştık. İki gece kız kardeşinin konuğu olduk.
Döndüğünde iyiye bir gidiş vardı. Bıraktığı evi durdukça sıla özlemi hep sürecekti. Sonunda evini sattı. Umutları bitti. Ama doğa tutkunu olan Mola dört duvara esir oldu. Sevdiği işlerden vaz geçti. Sevgiyle değil zorla üretiyor artık.
Göç hikayeleri aslında acılar barındıran yaşam kırıntıları. Bana aktarılanların aklımda kalanlarını satırlara döktüm. Daha çok ilginçleri, içlerinde daha büyük acıları barındıranları da vardır.
Öyküyü bitirirken ikinci paylaşım döneminde resmen olmasa da fiilen gerçekleşen büyük Trakya göçü var. Bu nedenle dönemi yaşayanlar ikinci paylaşım sırasına ‘’Tavuk Harbi’’ derler. Nedeni sahipsiz kalan tavukların aşırı üremeleri nedeniyle çoğalmaları. Yumurta tüketilmeyince civciv çıkıyor. Doğal ayaklanma çoğalma sayısı kadar olmuyor. Yaşam alanları tavuk doluyor. Kalanlar başı boş bu hayvanları tüketmek yerine sahipsiz koyun keçileri tercih ediyor.
Göç sonrasına evlerine dönenler bıraktıklarından çok tavukla karşılaştıklarından daha sonra konuşmalarında göç nedeni savaşa ’’Tavuk Harbi’’ adını veriyorlar. Kendi ülkemiz içinde bile göç korku ve güvensizlik yaratan bir olay. Kaldı ki Trakya halkı yıllarca ya kendi göç etmiş, ya da göç edenlerin acılarını yaşamış yerdir.
Dileğim: Kimse göç etmesin ve göçe zorlanmasın. En büyük haksızlık yaşadığı yerden kişinin zorla koparılmasıdır. Kimsenin başına gelmesin.


Bu yazı 2764 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Eski Bir Borç
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter