28 Haziran 2017 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 26°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Derya Özfidan Nallar
Ofis ortamında çalışanlardan beslenme soruları
Yazı Tarihi: 12 Nisan 2014 Cumartesi 00:00
                  OFİS ORTAMINDA ÇALIŞANLARDA BESLENME SORUNLARI

    Günümüzde, çoğumuz, zamanımızın büyük bir kısmını çalışarak geçirmekteyiz. Genellikle ofis ortamında, masa başında, hareketsiz olarak çalışıyoruz. Bu duruma, yoğun iş temposu eklendiğinde evde sağlıklı beslenmenin yerini giderek dışarıda daha aperatif beslenme almıştır. İş ortamı ve kötü beslenme koşulları kilo almamıza, özellikle hareketsizlikten dolayı karın bölgelerimizin yağlanmasına sebep olmaktadır. Oysa doğru beslenmeyi öğrenerek hem kilomuzu koruyabiliriz hem de gerekliyse rahat bir şekilde kilo verebiliriz.

Kahvaltı etmeye vakit yok; kahvaltı genellikle çocukluktan gelen bir alışkanlıktır. Bazıları kahvaltı etmeden evden çıkamaz, bazıları öğlene kadar acıkmaz. Son yapılan çalışmalarda kahvaltının bir zorunluluk olmadığı, kişiye göre değişebileceği görülmüştür. Öğlene kadar kahvaltı etmeyip 1 avuç kuruyemiş veya 1 meyve tüketmemiz hem bize enerji sağlar hem de metabolizmamızı hızlandırır, illa ki mükellef bir kahvaltıya mecburiyet yoktur. Ancak, kahvaltı hazırlamaya vakit bulamadığımız, yerine poğaça, börek gibi hamur işleri ile kahvaltımızı geçiştirdiğimizde, hem midemizi o saatte çok yormuş oluyoruz hem de sabah fazla alınan karbonhidratlar direkt göbek bölgemizde yağa dönüştüğü için kilo almamızda önemli bir adım atmış oluyoruz. O yüzden kahvaltı edilecekse protein ağırlıklı beslenmek gerekir. Kişiye özel hazırlanmış diyetle kahvaltı sorunumuz ortadan kalkabilir.

Su içmek istemiyoruz; genellikle iş yoğunluğundan, tuvalet ihtiyacımız az olsun diye su içmiyoruz. Buna zamanla vücudumuz alışıyor ve gerçekten susamamaya başlıyoruz. Ancak vücudumuzun bu duruma alışması, bu durumdan memnun olduğu anlamına gelmez. Vücudumuz çok daha fazla yoruluyor ki, biz de bunu iş performansımız düşerek hissediyoruz. Acıktığımızı zannedip bir şeyler atıştırmaya çalışıyoruz. Bu da bizim ekstradan kalori almamıza sebep oluyor.

Çok fazla çay, kahve tükettiğimizde de susama ihtiyacımız ortadan kalkar, ancak bu içecekler suyun yerine geçmez. Aksine diüretik etki yaparak vücudumuzu daha da susuz bırakır. Ne olursa olsun su içmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Vücudumuz için yeterli miktarda su tükettiğimizde aslında çok fazla tuvalet ihtiyacımız olmaz, bunun yanında yeterli su içimi işteki performansımızı olumlu yönde etkiler.

Ara atıştırmalarımız ya hiç yok ya da çok fazla; birçoğumuz ara öğün yapmaya vakit bulamadığından, diyet yapamayacağını düşünüyor. Oysa diyette ara öğün yapmak zorunda değiliz. Bu tamamen kişinin durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Açlığımızı kontrol edebiliyorsak, öğünlerde dengeli besleniyorsak ara öğün olmazsa olmaz değildir.

Ancak, açlıkla ilgili problem yaşıyorsak, ara öğün gerekebilir. Ara öğünlerde genellikle kuruyemiş veya meyve, tercihimiz olmalıdır. Ancak, özellikle akşamüstleri ara öğünlerimizde daha fazla tatlıya meyil yaşıyoruz. Veya bir öğünde alınan kalori kadar simit, poğaça gibi hamur işi yiyoruz. Bunu sürekli alışkanlık haline getirmek yavaş yavaş bize kilo olarak döner. Haftada 1-2 kez yapılan, sütlü tatlı veya dondurma gibi tatlı kaçamakları ile kendimizi ödüllendirebiliriz, daha fazla değil. Daha fazlası olursa diğer öğünlerde düzenleme yapılarak kilo almayı engelleyecek şekilde diyetimiz ayarlanmalıdır. Yani kaçamaklara da çözüm üretilebilir.

Öğlen yemeği seçenekleri dar; her öğlen ne yiyeceğimizi düşünmek neredeyse hepimizin sorunu. Anlaşmalı şirketlerden menü alan iş yerleri daha şanslı, en azından ne yiyeceklerini düşünmüyorlar. Ama ne olursa olsun her iki durum için de diyet yapmak ya da daha sağlıklı beslenmek mümkün.

Belli bir yemek şirketiyle anlaşma yapan ofislerde, genellikle sorunumuz diyetimize uygun olmayan menü oluşunu düşünmemiz. Oysa, gelen yemeği diyetimize uygun hale getirmek mümkün. Ana yemeğin suyundan kaçarak işe başlayabiliriz. Ekmek yemeden, yemeğin yanında verilen pilav, makarna gibi yiyeceklerin porsiyonlarını küçültebiliriz. Menü de tatlı varsa bundan kaçabiliriz ya da en azından onu ara öğüne taşıyabiliriz. Her gelen menü için emin olun diyetimize uygun bir seçenek yaratılabilir.

Dışarıdan yemek zorundaysak, lokanta gibi yerlerde yine aynı şekilde beslenebiliriz. Ya da, porsiyon olarak et, döner gibi yiyecekleri tercih edebiliriz. Haftanın en azından 1-2 günü salata menüsü alarak diğer günler kaçırabileceğimiz menüleri dengeleyebiliriz. Çok vaktimiz kısıtlıysa, ekmek arası, dürüm gibi daha aperatif yiyecek yemek zorunda kaldıysak da akşam ona uygun menü hazırlayarak telafisini yapmamız mümkün.

Dışarıda beslenmekten çok sıkıldığımız zamanlarda, evden sandviç, tost gibi yiyecekler de tüketebiliriz. Ya da, salata çeşitlerini diğer yemeklere göre daha rahat iş yerine taşıyabiliriz. Her gün aynı tarz beslenmek zorunda değiliz. Aslında sıkıldığımız anda önümüzde seçeneğimiz oldukça fazla.

Hareket etmiyoruz; birçoğumuz, masa başında saatlerce hareket etmeden çalışmak zorunda kalıyoruz. O yüzden fırsat buldukça, esneme germe hareketleri yaparak kan akım hızımızı arttırmalıyız. Ofisin içinde küçük de olsa yürüyüşümüzü arttırabiliriz, masamıza isteyeceğimiz bir şey için kendimiz kalkıp alabiliriz, ne de olsa hareket berekettir. Eğer mümkünse öğle yemeklerini ofise söylemektense, çıkıp dışarıda tüketebiliriz. İşe giderken ve gelirken de yürüyüşümüzü artırabiliriz. Kısacası hayatımıza küçük de olsa hareket katmak hiç de zor değil.

Herkese mutlu, sağlıklı bir hafta diliyorum..


Bu yazı 7803 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Ofis ortamında çalışanlardan beslenme soruları
» YİYECEK-İÇECEK ALIŞVERİŞİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
» Okul öncesi beslenme sorunları
» Power Plate hakkında
» Metabolizmayı hızlandırmanın püf noktaları
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter