26 Haziran 2022 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
BİR ANI, KÜÇÜK BİR EKONOMİ DERSİ
Yazı Tarihi: 29 Eylül 2014 Pazartesi 10:39

Mesleğe ilk başladığım yıldı. Ulaşımı olmayan bir köye atanmıştım. O yıllarda sadece ilçeler ve iller arasında yolcu taşınabiliyordu. Bazı ilçelerin bu olanakları da yoktu.

İlkokul öğrencisi olan kız kardeşimle birlikte kalıyorduk. Yemek yapmak sorun değildi. Baklagiller, arada köyde yetişen sebzeler çözümdü. Lakin ekmek sorundu. Yapmak, pişirmek olanaksızdı. Şehirden getirtmenin mümkünü yoktu. Çünkü en yakın ulaşım noktası onbeş kilometre idi. Nerden bakarsanız iki buçuk saatlik yol. Sonrası araçla da olsa uzaklık olarak biraz fazla. Araç bulmanızsa şans işi.

Ekmek sorunumu iki öğrencisi ve köyde değirmeni olan bir velim çözdü. Köyden bir iki teneke buğday alıp kendisine veriyordum. Sonrasında ihtiyaç duyduğumda buğday bana ekmek olarak geliyordu.

Bu ekmek; şimdiki anlatıma söylersem “tam buğday unundan” ekmekti. Geçende kız kardeşimle konuşurken değirmene buğday götürdüğümden söz ettim. Malum şimdi değirmen yok. Her biri un fabrikası. Kardeşim: “Ne yapacaksın o buğdaydan?” diye sordu. “Un olacak.” dedim ve ekledim: “Anamın kara ekmeklerini pişiririz.”

O yıllarda kasabamızdaki değirmen, unun kepeğini ayırır duruma geldiğinden anamın ekmekleri pek kara olmazdı. Kardeşim benim kara ekmeğimi görünce, “Ben bunu yemem.” diye tutturmuştu. “Yersin!.. Yersin!..” demişim. Anılarımızı tazelediğimizde o köydeki ekmeğin gerçekten çok lezzetli olduğunu anımsadık.

Bana yapılan ekmek büyük bir somun olurdu. Evin hanımı taezeliğini korusun diye içine haşlanmış patates ekler; sadece bana pişen somunu patatesli yaparmış. Öğrendiğimde nedenini sordum: “Ekmeğin bayatlamasını önler.” dediler. Gerçekten iki kişi bazen bir somunu bir haftada bitiremezdik. Buna karşın ekmeğimiz hep yumuşak ve tazeymiş gibi dururdu.

Bunları niye yazdım?

Anlatayım: Köye geldiğimizde evde ekmek yapıyoruz. Eşim her seferinde unu tartarak ekmek yapıyor. Bir defada bir kg un kullandığını söylüyor. Haftada iki kez ekmek yapıyoruz; yani iki kg un kullanıyoruz. Birinci kalite ekmeklik unun kilogramı yüz otuz kuruş. Biz iki yüz altmış kuruşluk unla bir haftalık ekmek gereksinimimizi karşılıyoruz. Bu durumda hesapladığımda yaklaşık sekiz liralık bir ekmek tasarrufumuz var.

Köylü kardeşlerim bir kg buğdayı en pahalı seksen kuruştan satıp iki yüz seksen gram ekmeği bir liradan aldığı bu günlerde azıcık hesap yapmasını istiyorum.

Defalarca yazdım. Yüz kg buğdaydan yetmiş iki kg iyi kalite un elde edilir. Bu undan yüzde yirmi nem hakkıyla üç yüz on ekmek yapılıyor. Yani seksen liraya satılan yüz kg buğday köylü arkadaşlarca üç yüz on liraya geri alınıyor.

Şimdi soruyorum: Köylü kardeşlerim, köylü kız kardeşlerim başkalarına kazandırdığınız bu iyi yüz otuz lirayı siz harcayamaz mısınız? Bunun yüz lirasını yapacağınız süper girdilereharcayın. Yüz otuz liralık gelir neyinize yetmez?

Sadece yakınmak yetmiyor. Yapmadıklarınızı, rahatınız için yapmaktan kaçındıklarınızı düşünün. Eşim ve ben yaşı yetmişlerde olan insanlarız. Sağlıklı beslenmek için yaptıklarımız bunlar. Lakin sizin için ekonomik olacak eylemlerdir.

Bir anıdan bir hesaba geldim yine.

Köyde yaşıyorum biraz köye dönmeliyim.

Bu yazı 1878 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Eski Bir Borç
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter