26 Haziran 2022 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
YAZI TAHTASI
Yazı Tarihi: 10 Ekim 2014 Cuma 09:33

KORKULAR

Korku: Hareket eden tüm canlıların yaşadığı duygu durumudur. Bitkilerde gözlemlemedim. Hayvan türlerinin hepsinde korkunun varlığını gördüm. Ağa veya oltaya yakalanan balık çırpınır. Yaralanan kuş haykırır. Kedi veya başka bir düşmanı karşısında fare titrer. Korkan köpek, kuyruğunu ayaklarının arasına sıkıştırır… Velhasıl korku yaşanır. En cesur canlının dahi korkuları vardır.

Önce kendi korkularımdan başlamak istiyorum. Yaşım gereği yatan hasta olmak korkuyorum önce. Ölmekten ve aç kalmaktan korkmuyorum. Zira doğayı tümden yok edecek bir afet veya insan yapısı bir uygulama olmadıkça ölmek de, açlık da beni korkutmuyor. Çünkü doğa insana yaşamını sürdürecek şeyleri her zaman verir. Onları aramasını ve almasını bilirseniz.

Bir başka korkum benden sonrakilere, en azından yaşadığım gibi bir dünya bırakamamak korkusu.

Dengesi alt üst edilen dünyamızın korunmasında kendi yapmam gerekenlerin hepsini yapsam da; başkalarının verdiği zararlara engel olamadığımdan, suçumdan korkuyorum.

Yoksul da olsa gelişmeye açık. Tüm bireyleri Türk Ulusuna mensup olmanın bilincinde. Beraber, ötekileştirilmeyen insanların oluşturduğu millet. Halkını kucaklamaya çalışan bir devlet… Herkesi yöneten; “yüzde elliyi zor tutuyorum!” demeyen hükümet… Ben en azından bunların olduğu dönemleri yaşadım. Gelecek kuşaklara demokrasiden uzak, laikliği ortadan kaldırmış bir yönetim, adil olmayan, hukuk tanımaz bir adalet düzeni bırakacağım korkusu, en büyük korkularımdan.

Bunlar benim dışımda birçok insanın yaşadığı korkular belki. Belki zorla tutulan yüzde ellinin dışında kalan bireylerin hepsinin duyduğu korkular.

Benim anlayamadığım ama korku olarak algıladığım bazı gözlemlerim var ki gerçekten onları yorumlamak ve anlayabilmekte zorlanıyorum.

Örneğin il yöneticisi olan valilerimizin halk arasına giremeyişleri. Benim bildiğim kadarıyla vali: Halkla devlet arasındaki bağlantıyı sağlayan yönetim birimidir. Halk içinde olmazsa, olamazsa halkın derdini devlete nasıl iletir? Ya da devletin halkından istediklerini, beklediklerini halka nasıl anlatır?

Koruma duvarının arkasındaki yöneticinin kendisinden yana olduğuna kim inanır? Kaldı ki federal sistemden, yani ümmet olmaktan millet olmaya çalışan bu halk böyle bir uygulamada neyi görür? Bunların yaşadıkları nasıl bir korkudur?

Milletin oylarıyla erki eline alanlar, milletin arasına koruma ordusuyla giriyorsa; yaşadığı nasıl bir korkudur? Bu davranış, kendi korkularından kurtulmak için midir? Yoksa onu o yere getirenleri korkutmak için mi?

Hangisi olursa olsun, yapılan kendine güvenememek kadar karşısındakilere de güvenememek demektir. Belki de korkmak değil de, geldiği yerdeki gücü göstermek tutkusu da olabilir. O zaman da kişinin, o yere layık olmadığından korktuğunu düşünmek gerekir.

Ben şunu söylemek istiyorum. Seversek daha az korkarız. Paylaşırsak korktuklarımız ortadan kalkar. Hoşgörülü olursak karşımızdakini korkutmayız. Yani karşılıklı güveni sağlarız.

Karşılıklı güven, en az zararı sağlar. Çünkü en az korku, karşılıklı güvenle hayat bulur.

Bu yazı 1900 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Eski Bir Borç
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter