19 Şubat 2019 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 15°C
Açık
YAZAR DETAYI
Mustafa SARIOĞLU
VAKİT
Yazı Tarihi: 01 Kasım 2014 Cumartesi 11:17

YAZI TAHTASI

Kasım ayı geliyor. Lüleburgaz ve Trakya için bu ay sevinç ayıdır. Ülkemiz için ise büyük bir önderin yitirildiği ay.

Ben bunların dışında bir özelliğinden söz etmek istiyorum bugün. Kasım ayı salında kış aylarının başladığı aydır.

Eskiler yılı yaz ayları ve kış ayları diye ikiye ayırmışlar. Yaz aylarının başlangıcı 6 Mayıs yani Hiderlez (Hızır-İlyas)… Kış ayları ise 8 Kasım olarak alınmış. Yaz aylarına “hiderlez günleri” demişler. Kış aylarına da “kasım günleri”.

Saatin, takvimin kullanılmadığı geçmişte insanlar yaşamı vakitlere ayırmışlar. Yılı ayırdıkları gibi aslında günü de vakitler ölçmüşler.

Ben günümüze baktığımda insanların ömürlerinin uzadığını görüyorum. Lakin yaşamlarınınsa kısaldığını. Çelişkili bir anlatım gibi gördünüz biliyorum. Ömür uzarken yaşam nasıl kısalır?

Anlatayım: Saatin olmadığı dönemleri düşünün. Güneşin doğuşuyla yaşam başlıyor. Başlangıç için zil sesi, uyanma vakti, saat şu kadar diyen dırıltı yok. Kısaca gerilmeden bugünkü deyişle strese kapılmadan güne başlanıyor.

Çalışma hazırlıkları ve işe başlama.

Dünya, güzellikler, oksijen, günün aydınlık dönemi.

Vakit öğlen, dinlenme ve tabi yemek vakti. Ülkemiz insanlarının %80’inin köyde yaşadığı dönem, mevsim yaz ise tarlada en az yarım saat yatma vakti Günümüzde adı ‘siesta’.

Akşam gün batana kadar iş güçle uğraş. Güneş battığında geceye hazırlık. Zaman değil uyku vakti, uyumak için yatmak. Bedenin dinleme vakti.

İslamiyete bakın. Orada da vakit var. Sabah vakti… Namaz; tan yeri atana kadar. Öğlen, gölgenin en kısa olduğu vakit. Namaz, gölge iki boy uzayana kadar. İkindi: Gölgenin iki boy uzadığında güneşin kavuşuma dönüşüne kadar. Akşam: Güneşi batımıyla başlayan vakit. Namaz: Karanlık çökene kadar. Yatsı: Uyku öncesi yemeğin sindirilme süresince. Namaz: Karanlık çökenden, tan yeri atana kadar. Uygulama genelde uyku öncesinde ve yemeğin sindirilmesini sağlayacak biçimde yapılır. Zira yatsı namazı, vitir namazı ile birlikte günün en uzun namazıdır. Sabah namazı se işe ve güne hazırlanmak için en kısa süreli namazdır.

Şimdi yaşam kalitesini yükselttik diyoruz. Bence sadece yaşamda rahatı arttırdık. Karşılığında huzuru yitirdik. Çünkü günümüzde dünya küçüldü. Koşturmacalar, gereksiz yere harcanan zaman aslında yaşamı kısaltıyor. Hani bir de beslenmeyle ilgili olanlar var. Diyetisyenler sağlığınızı ve yaşam koşullarını iyileştirmek için uğraşıyorlar. Ana öğünler, ara öğünler diye programlar yaparlar. Aslında belki ömrünüz uzuyor da yaşamınız çekilmez oluyor.

Eskinin beslenme düzeninde neler var? Sabah yemeği, kuşluk vakti, öğlen yemeği, ikindi atıştırması, akşam yemeği…

Tarladaysanız ikindi atıştırmasında bir iki tuzlu zeytin ve bir baş soğanınız varsa diyetisyenlerin önerdiği ara öğününüz hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Bu yazı 1138 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YARDIM-ÖTEKİLEŞTİRME
» BİRAZ NE?
» NEVRUZ
» KORKUYORUM!
» YAZI TAHTASI YAŞAMAK VE MUTLULUK
» UTANIYORUM
» SEVSEM Mİ, SEVMESEM Mİ?
» NEVRUZ, GÖBEL, ÖZLEMLERİM.
» ESKİ LÜLEBURGAZ BENDE DEĞİL Kİ
» İSTEMİYORUM
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter