25 Mart 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 13°C
Açık
YAZAR DETAYI
Egemen BUDAK
İğneada İçin Başka Bir Ölüm Fermanı ya da Sinop’tan İğneada’ya Bakmak
Yazı Tarihi: 25 Mayıs 2015 Pazartesi 10:50

Bir önceki yazımda Limanköy’e yapılması planlanan çimento limanı için “İğneada’nın ölüm fermanı” demiştim. Sözümü geri almak yerine, bu kez size daha vahim bir ölüm fermanından bahsedeceğim. Üstelik çimento limanı gibi özel teşebbüs değil, resmen devlet politikası olarak doğal yaşam alanlarımıza göz dikiliyor!

Sinop’tan İğneada’ya bakmak

Bildiğiniz üzere Mersin Akkuyu’da bir nükleer santralin temeli atıldı. Bir santral de Sinop’a yapılmak isteniyor. Türkiye’nin en kuzeyi olarak bilinen İnceburun’a. 25 Nisan’da Sinop’ta nükleer santral karşıtı bir miting yapıldı. Çeşitli illerden de temsili düzeyde katılım gerçekleşti. Ben de Ankara’dan kaldırılan otobüse atlayıp Sinop’a gittim. Çünkü nükleer santralin yaratacağı olası faciaların zararı hepimizi ve gelecek kuşakları etkileyecek. Kulağı ensesinde çocuklar doğuracağız…

Bu yazıyı yazmaya da o gün karar verdim. Miting benim için bir laboratuvar oldu, halkın tepkisini ölçmek için fırsat yarattı ve Sinop halkının nükleer santral istemediğini çok net bir şekilde anladım.

Sinop halkı yaşam alanlarını korumak konusunda tecrübeliydi. Gerze ilçesine yapılmak istenen termik santrale karşı da 6 yıl süren örgütlü ve istikrarlı bir direniş sergilemişlerdi; termiğin yapılacağı yerde şuan kuşlar cıvıldıyor. Bu kazanım, Sinop halkında özgüven yaratmış. Nükleer santrale karşı da aynı kararlılıkla direneceklerini deklare etmiş oldular. Darısı İğneada ve yöre halkımızın başına… Enerji Bakanı 2023’e kadar 12 adet nükleer santrali tamamlamak istediklerini söyledi, marifetmiş gibi! Bunlardan biri de İğneada’ya yapılmak isteniyor.

Daha önce yazdığım bir yazıda hükümetin kalkınma planları çerçevesinde Trakya’nın doğal kaynaklarını ranta açma hevesinde olduğunu yazmıştım. Yani bu, yaşamımızı ve yaşam alanlarımızı yağmalamayı devlet politikası haline getirmiş bir iktidar projesidir. Diğer faktör ise sermaye boyutu. Nükleer santrallere ilgi dünya çapında azalmaya başlayınca “nükleer lobisi” yeni pazar arayışına girdi. AKP hükümeti de onları hemen ülkemize buyur etti. Ve nükleer lobiyi ülkemize dayatıyor. Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz ve direnmemiz gereken cephe kapitalizmin ta kendisidir. Yarın İğneada’ya nükleer santral yapma iddiası iyice netlik kazandığında, direnen dostlarımız tarihsel bir mücadele vereceklerini bilmelidir.

Müjde! Uranyum film festivali kasabanıza geliyor!

Bahsettiğim kapitalist sermayeyi sadece santralin kendisine indirgemek de yanıltıcı olacaktır. Bu işin bir de reklam boyutu var. Adamlar nükleer enerjinin ne kadar “sağlıklı”, ne kadar “temiz”, ne kadar “ucuz” olduğu yalanını pompalamak için reklam şirketleri kurmuş, film festivalleri organize etmiş, animasyon reklam serisi(1) yapmış, film(2) yapmış. Dünyanın nükleere ilgisi azaldığına göre, bu reklamları yapacak yeni pazarlara ihtiyaçları vardı. Buldular da. Sanmayın ki Akkuyu ve Sinop santralleri yapıldığında bu yalan dolu reklamlardan kurtulacağız. Müjde! Uranyum film festivali kasabanıza geliyor!(3)

Nükleerin bir ayı

25 Nisan’daki mitingden bugüne yaklaşık bir ay oldu. Sadece bu bir ay bile nükleer enerjinin ne kadar güvenli, ne kadar şeffaf bir enerji olduğunu kanıtlar nitelikte!

26 Nisan: Çernobil faciasının 29. yıldönümüydü, Rusya ile Türkiye arasında nükleer enerji protokolü imzalandı ve mecliste yasalaştı. Zamanlama manidar!

6 Mayıs: Sinop Nükleer Santrali’ni işletecek şirketin, her türlü kanundan ve denetimden muaf olması için vergi cenneti olarak nitelendirilen Jersey Kanal Adaları’nda kurulacağı öngörüldü. Böylece T.C. devleti tarihinde ilk kez, her türlü denetimden uzak, vergi beyannamesi vermekten ve hesaplarının incelenmesinden muaf kişilerin başvurduğu bir yola başvurmuş oldu…

7 Mayıs: Enerji Bakanlığı, Akkuyu’daki nükleer santral projesinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından hazırlanan raporunu isteyen mahkemeye raporu “devlet sırrı” diyerek vermedi. Devletin güvenliği ve menfaati tehlikeye girermiş. Ne öğreneceksek!

10 Mayıs: ABD’nin New York kentinde bulunan nükleer santralin bir trafosunda patlama meydana geldi. Santral içerisinde dökümü yapılmış radyoaktif maddenin 1000 Hiroşima bombasına eş olduğu da verilen bilgiler arasında. Biri “Mutfak tüpü kadar tehlikeli”(4) mi dedi?

    •    Funky Town adlı animasyon reklam serisini yapan firma, aynı zamanda Sinop’a yapılması planlanan santralin de iki ortağından biri olacak. İnşaa, işletme, tanıtma bir arada.

    •    Akkuyu’daki santrali yapan firma daha önce Atomic Ivan adlı nükleer konulu filmin sponsoru olmuş. Nükleercilerin reklam ve tanıtıma olan ilgisi ve ihtiyacı, gözümüze sokulan yanıltıcı reklamlardan da anlaşılabiliyor.

    •    Şaka değil, böyle bir film festivali var ve amaçları nükleer enerjiyi “tarafsız” tanıtmakmış…

    •    Tayyip Erdoğan’ın cümlesi…

Bu yazı 3038 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» İğneada İçin Başka Bir Ölüm Fermanı ya da Sinop’tan İğneada’ya Bakmak
» 3 YIL SONRA YENİDEN ya da İĞNEADA’NIN ÖLÜM FERMANI
» ÖZGÜR KADIN, HEYKELİ DİKİLESİ KADINDIR!
» TRAKYA’NIN SESİNİ DUYURMAK İÇİN BİR FIRSAT
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter