12 Aralık 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ziya GÖKERKÜÇÜK
POYRALI BU HALİYLE GÜZELDİR
Yazı Tarihi: 03 Ağustos 2015 Pazartesi 11:20

Trakya’da doğal yaşam alanlarına bir saldırıdır gidiyor. Nükleer Santral, Termik Santral, Taş, kalker, vb maden ocakları, RES’ler ve daha birçok yatırım girişimleri. Hamza Algül Trakya’yı hepimize havadan çektiği fotoğraf ve kameralarla göstermişti. Gidiş iyi gidiş değil.

Daha geçmiş haftalarda Kıyıköy-Saroz Boru hattı, yeni taş ocakları ve Poyralı Kalker Ocağı gündemimizde idi. Doğa ve insana, yaşam kurallarına, akıl ve mantığa ters olan bu saldırılara bilim, hukuk ve insanlık adına karşı çıkan yaşam savunucusu, çevre dostları var. İyi ki var ve yöre insanı ile bir araya gelerek yurttaşlık görevlerini yapıyorlar.

Bu yazıda tümünü temsilen sadece Poyralı hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Poyralı; 1877 Balkan harbi sonrasında Plevne’den göçenlerin kurduğu bir köy olarak bilinir. Ama Poyralı eski uygarlıkların da bulunduğu bir mekândır. Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar MYO Öğretim Görevlisi Ali Çakır ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada (Kırsal Turizmde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanılması; Poyralı Köyü’nde Uygulanabilirliği) köyün tarihi şöyle anlatılır: “İlk çağlarda köye 2 km uzaklıkta ve kuzey yönünde bulunan, bugün halkın Kaynaklar Mevkii diye adlandırdığı bölgede kurulmuştur. Günümüzde Parpara Geçidi olarak anılmakta ve Helence’de ‘Parparların Yeri’ anlamına gelmektedir. Parpara sözcüğü ise Helence’de ‘Ulu Su’ anlamına gelmektedir ki, Kaynakların Parpara ile yakın ilgi ve ilintisi bulunmaktadır. Bir başka bilgiye göre de Parpara; ‘Koca Su Pınarı Yöresi’ anlamına gelmektedir. Bütün bunlar ilk Poyralı’nın Kaynaklar Mevkii’nde M.Ö.1200 veya 1000 yıllarında Parparalılar adını taşıyan bir kavim tarafından kurulduğunu göstermektedir. Köyün adı mitolojide Şafak Tanrısı Eros’un oğlu Boreas’ın Trakya’daki yeri olarak da geçmektedir.”

Bilim insanları Poyralı’nın geleceğine dair şunları öneriyorlar: “Poyralı köyü kırsal turizmin yapılabilmesi için birçok imkânı bünyesinde barındırmaktadır. Poyralı Köyü’nde eski köy mimarisine uygun olan evlerin bakım ve onarımı yapılarak köy pansiyonculuğu yapılabilir. Bu evlerde sadece kırsal turizm amaçlı gelen ziyaretçiler kalabileceği gibi,  Poyralı’nın yolların kesiştiği bir güzergâhta yer alması nedeni ile Yıldız Dağları’na gidecek olan günübirlik ziyaretçiler de burada konaklama yapabilir.”

Kısaca Poyralı’nın son 30 yılına bakarsak; 1980’ler sonrasında Yenikoru mevkiinde kalitesiz kömür çıkardılar ve çekip gittiler. 1990’ların başlarında peynir üretim tesisleri dereyi kirletti. 1995-2000 yıllarında beş yıl yapılan Poyralı Kültür ve Çevre Şenlikleri bu konulara dikkat çekti, köylü ve yöre insanları çevre konusunda bilgilendi ve bilinçlendi.

AKP hükümeti kurulunca Kaynaklar mevkiindeki DSİ barajının ve içme suyu kaynağının üstünde taş ocağı açıldı. On yıldır sadece koruyu değil dereyi de, evleri de olumsuz olarak etkiledi. Köyün adı “Çatlak Köy” olarak basında yer aldı. Bir de kapasitesini on kat arttırma izni aldı. Öte yandan Poyralı-Soğucak-Doğanca üçgeninde yer alan tarım arazileri ve korular da yeniden yeni planlara kurban ediliyor.

Son müjde(!)de Limak’tan geldi. Pınarhisar Vize yolunun Poyralı - Soğucak arasında, Poyralı Şehitliğini geçince düzlenen yeşil koruluk alanda 99,95 hektar ruhsat talep alanı içinde 25.13 hektar ÇED alanı ve 9,93 hektarlık işletme izni planlanmaktadır. Açılması düşünülen tesiste; “yılda 1.000.000 ton/yıl (400.000 m3/yıl) kalker üretimi yapılması planlanmaktadır. Sahada mevcut rezerv miktarı 24.825.000 ton olduğundan işletmenin ömrü yaklaşık olarak 25 yıldır. İşletme ruhsat süresi 10 yıl olduğundan, projelendirme 10 yıl üzerinden değerlendirilmiştir. Bununla birlikte günün ekonomik koşulları ve rezerv durumu göz önüne alınarak ruhsat süresi sonunda süre uzatımı taleplerinde bulunulacaktır.”

Poyralı’da bu işletme sürecinde bir “mucize” de göze çarpıyor. Aynı firma geçen yıl benzeri çalışmaya girmiş ancak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca mevzuata uymadığından Ankara’da İKD toplantısında red edilmişti. Arkası güçlü(!)Limak ile bakanlık yetkilileri olumsuz duruma çare bulmuş olmalılar ki mevzuatı değiştirerek işletmenin önünü açmışlar.  Firma isteği doğrultusunda Genelgede değişiklik yapılmış. 

Kırklareli’nin Sayın Kadın Valisine sormak isterim; 15-20 dakikalık program için Poyralı’ya gelip, muhtarlık, Park, Kültürevi, Cami’yi gezdikten sonra, kadınlarla daldığı neşeli ve doğal sohbet sonrasında 3-4 saat kaldığı Poyralı Köyü’ne 5-10 yıl sonra, örneğin emekli olduğunda geldiği zaman nasıl bulmak ister? Deresi kurumuş, iki tarafındaki yeşil koruların yerini alan işletmelerin bıraktığı beyaz toz bulutu ile kaplanmış bir vadi ve sadece 50-60 yaş üzeri kişilerin yaşadığı bir köy! 

Kırklareli deyince kırsal alan olarak ilk akla gelen Poyralı, EMİTT ve benzeri tüm tanıtımları kendi başına yürütebilecek iken ve pekmezi, dokuması, peyniri, kabağı, fasulyesi ve benzeri ürünleri ile yetiştiren köy, kalker ocağı açıldıktan 5-10 yıl sonra bu özelliklerini koruyamayacaktır. Bu nedenle bu katliama Poyralı ile birlikte tüm Trakya ve İstanbul’da karşıdır.

Bir diğer yanı da su kaynaklarının zarar göreceğidir. Sunulan raporda sahada su kaynağı olmadığı söylenmektedir. Rapor bu gibi yanıltıcı bilgilerle doludur ve belki de bölgeye bile gelmeden Ankara'da klimalı lüks ofislerde hazırlanmıştır. Yörede su olduğunu kanıtlayan onlarca araştırmayı bulabiliriz. Ama bunların dışında doğayı bilen birisi de bilir ki dağlarda oluşan su Poyralı, Soğucak, Pınarhisar, Kaynarca, Pazarlı gibi yüksekliklerin biterek düzlüklerin başladığı yerlerde ve daha aşağılarda kendini gösterir. Trakya ormanlarını adım adım gezmiş bilim insanı Prof. Dr. Doğan Kantarcıoğlu; işte bu şerit üzerinde değil kalker, taş veya her hangi bir maden işletme ocağı, çivi bile çakılmamasını söyler. Çünkü bu bölgede yaratılan hareketlilik suyun akışının değişmesine veya çok derinlere inerek Ergene Ovasının çölleşmesini sağlar.

Elbet yerini doğru seçtiğimizde sanayi de gereklidir taş da, kalker de. Ama hiçbir planlamada bulunmayan, aksine planlarda turizm alanı olarak gösterilen ve kırsal turizme açılabilecek, kültürel-toplumsal yapısı, endemik bitki durumu, su kaynakları, İstanbul metropolüne yakınlığı ve bu nedenle Istrancalar’ın eteklerine günübirlik yapılacak turlarda konaklama yeri olabilecek Poyralı buna uygun değildir. Poyralı bu haliyle güzeldir ve bunları yapabilir...

Bu yazı 3099 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» POYRALI BU HALİYLE GÜZELDİR
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter