20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Hüseyin GÜN
EGEMEN’İN KÜLTÜRÜ
Yazı Tarihi: 13 Mayıs 2016 Cuma 07:47

    Bir olguya sadece eleştirel bakmak yetmez. Asıl önemli olan sınıf bilinci ve reel politik bilinç elde etmektir. Kısacası, kendini tanımak, birey olmaktır. Milyonlarca insan doğru ve yeterli eğitim alamadıkları için, kendisi olamadan, birey olamadan, dünya gerçeğini kavramadan bu dünyadan göçüp gidiyorlar. Dahası, pek çoğu sahip oldukları düşüncelerin kendilerine ait olmadığını, kendilerine empoze edildiğinin farkında bile olmazlar. Israrla düşüncelerinin kendi düşünceleri olduğunu ifade ederler. Bu nedenle doğru eleştiri yeteneğinden yoksun olurlar.

     Devletin örgütlenmesi ve kurumsallaşmasında, otorite ve tahakküm çoğu zaman temel belirleyici olmuştur. Tahakküm edenler azınlıktır, hatta toplumun çok azıdırlar. Ancak diğerlerinden çok önemli bir farkları vardır. Bilginin sahibidirler. Sanat, edebiyat, folklor, matematik, fen bilimleri, gelenek, görenek, inanç ve o inancın ritüelleri v.b. bilgiler toplamı olan kültürü oluşturur.

     Devlet, egemen sınıfın örgütlü yapısı ve gücüdür. Bu güç bir yandan egemen sınıfı malın, mülkün ve zenginliğin sahibi yapar. Diğer yandan geniş halk yığınlarını, yani diğerlerini yönetme kolaylığı sağlar. Sanıldığı gibi devlet herkesin devleti değildir. Anayasayı kim yaparsa, yasa maddeleri onları korumaya yönelik olup, halkın büyük çoğunluğunu sindirmenin esaslı bir baskı aracıdır. Egemen güçler, bu sayede filmin yani hayatın esas çocuklarıdır, Halkın bir kısmı figüran, egemen sınıfa yaranmaya çalışan dalkavuklar (figüran) geri kalanı da hayata seyirci olup,  yaşayanları seyrederler. Peki bu nasıl olur? Bir avuç insan milyonlarca insanın emeğini sömürür, kimse ''ne oluyor, ne gidiyor.'' diye sormaz, soramaz. Aslında çok basit, ama insan edilgen hale getirildikten sonra asıl gerçeğe kör kalır. Ne sayesinde, tabii ki egemenlerin geliştirdiği, sıradan insana uyguladığı kültür sayesinde. Nasıl gerçekleşir? Aile, okul, cami, kilise, havra aracılığıyla. Baskıcı, cezalandırıcı ödev duygusu yaratan bu düşüncenin içselleştirilmesini sağlayarak gerçekleştirir. Terbiye etmeyi esas alan eğitim anlayışı; sorumluluk üstlenen, özerk davranan özsaygı ve özgüven kazanmış bireyin doğmasını engeller. Söz konusu olan düşüncenin ve ruhun köleleşmesidir.

     Baskıyı içselleştiren birey sistemle özdeşleşir. Geçmişte kırbaçla yapılıyordu. Şimdi aç ve işsiz bırakarak. (Açlıkla terbiye etmek gibi…) Artık koşulsuz, sorgulamadan, aldığı ücretten daha fazlasını hak edip etmediğini hesaba katmaz. Fabrikadaki ağır ve aşağılayıcı koşullara rağmen gıkı çıkmaz ve böylelikle sistemin istediği konformist birey yaratılmış olur.

Bu yazı 1079 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» “EMEKLİLER HAFTASI VE DÜNYA EMEKLİLER GÜNÜ…”
» ‘SOSYAL DEVLET’  
» ‘’YURTDIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZA’’
» “ÇALIŞ SENİN DE OLUR…”
» “CUMHURİYET’İMİZ VE SORUNLARI“
» “KIŞKIRTILMIŞ ERKEKLİK, BASTIRILMIŞ KADINLIK”
» EGEMEN’İN KÜLTÜRÜ
» ERGENE VE TRAKYA’DA TALANA SON!
» ERGENE VE TRAKYA’DA TALANA SON!
» DÜNYA BİTSE UTANÇ BİTMEZ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter