12 Aralık 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Açık
YAZAR DETAYI
Adnan Zeki BIYIK
Milli Mücadelede Gerçek Bir Din Hizmetkârı
Yazı Tarihi: 01 Ekim 2016 Cumartesi 07:31

       (Şeyh İbrahim Ethem Gerçekoğlu)

İbrahim Ethem Gerçekoğlu çocukluk ve gençlik yıllarını İskilip’in Büyüktaş mahallesindeki iki katlı ahşap bir evde geçirmiştir. Bu ev oldukça büyüktür. Aynı zamanda tekke olarak kullanılmaktadır. Ethem Efendi iyi bir medrese tahsili ve tasavvuf terbiyesiyle yetişmiştir. Yazıyı uzatacağı için tahsil hayatına fazla yer vermiyorum, konuya devam ediyorum.

Evde misafirsiz gün geçmezdi. Kimi efendiyi görmek, kimi intisap etmek için, kimi sohbete katılmak için, görüp duasını almak için çeşitli vilayetlerden akın akın buraya gelirdi. İbrahim Ethem Efendi yaşadığı çevrede çok sevilen, güvenilen, inanılan ve hükmüne razı olunan bir insandı. Bu sebeple toplumsal barış ve huzurun sağlanmasında önemli bir yere sahipti.

İbrahim Ethem hazretleri gerek toplumsal huzuru sağlamak, gerek İstiklal mücadelesine halkı teşvik etmek, gerekse irşat vazifesini yapmak üzere çeşitli vilayetlere ziyaretlerde bulunmuştur. İbrahim Ethem Efendi Milli Mücadele’nin başladığı sıralarda Çubuk ve Kızılcahamam taraflarına irşada gelmiş bulunmaktadır.

Ankara Vali Vekili Yahya Galip Kargı ile o zaman Ankara Müftüsü olan Rıfat Börekci’nin daveti üzerine Ankara’ya gelip kendileri ile görüşmüş sonra dönmüştür. Yayılma istidadı gösteren isyan kımıldanmalarını yumuşak ve tesirli öğütleri ile derhal yatıştırdığı ve halkı milli Mücadele’ye iştirak ettirdiği gibi; düşman istilasından korkanlara da düşmanların bozulup gideceklerini haber vererek büyük bir kuvvet ve sükunet kaynağı olmuştur. O Milli Mücadelemizin adı bilinmeyen sayısız kahramanlarından birisidir.

Milli Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasından sonra Ethem Efendiye Hacı Bayram Dergahı Postnişinliği tevcih edilmek istenilmişse de kabul etmemiş ve serbestliği tercih etmiştir. Menemen hadisesinden sonra olayın failleri bulunması için kurulan İstiklal mahkemesinin yanlış bir kararı ile İbrahim Ethem Efendi de tutuklanır ve Çubuk hapishanesinde üç ay kalır.

Ethem Efendi hamd ile irşat vazifesine burada da devam eder. Üç ayın sonunda Atatürk’ün durumdan haberi olur. Ankara Valisi ve Emniyet müdür ne kızarak  Ethem Efendiyi derhal serbest bırakmalarını, onun İstiklal harbinin kazanılmasında çok büyük hizmetlerinin olduğunu  söyler. Bunun üzerine Ehem Efendiyi hemen serbest bırakırlar.

Atatürk, Ethem Efendi ile görüşmesinde ona gayrimenkul ile makam vermek teklifinde bulunmuştur. Bunları kabul etmediğini görünce bir tekke açma teklifinde bulunmuş, Ethem Efendi ise teklifleri kabul etmemiş ve:  “İstemem Paşam, ben tekkelerin kapatılması için dua ediyorum, çünkü tekkeler iyice bozuldu, amacından saptı”  cevabını verir. Gayrimenkul ve makam tekliflerine ise: “ Olmaz Paşam, kabul edemem. Fakirin burada zerre kadar emeği yok. Milletin malını, hakkını, hak etmediğim bir şeyi nasıl kabul ederim. Hak etmediğim bir şeyi de siz de bana veremezsiniz” demiştir. Ethem Efendi’nin bu cevabı Atatürk’ü sevindirir.

Efendinin bu hediyeleri kabul etmemesi karşısında hayretler içinde kalan Atatürk ;  “Madem öyle ben sana bir izin belgesi vereyim. Sen Türkiye’nin neresinde olursa olsun istediğin gibi faaliyet göster. Kimse sana dokunamaz” diyerek mukabelede bulunur. Daha sonraki değişik zamanlarda da Atatürk tarafından köşke çağrılarak kendisi ile dini konularda görüş alış verişinde bulunulmuştur. (1)

Milli mücadele yıllarından bu yana Ankara’ya sık sık gelen Ethem Efendi 1951’de Ankara’ya geldiğinde buraya yerleşmeye karar verir. M. Asım Köksal Beyin teklifi ile Keçiören’de bir arsa satın alır. Buraya üç katlı bir ev yaptırarak yerleşir. Asım Köksal Bey de kendi arsasına bir ev yaptırarak Ethem Efendi’ye komşu olur. Ethem Efendi’nin  İskilip’teki yaşam tarzı 1963 senesine rastlayan vefatına kadar bu evde aynen devam eder.

**************

Mustafa Kemal ile olan şu diyaloğuna dikkat edelim:

İbrahim Ethem Efendi ile Atatürk arasında şöyle bir olay geçer: Atatürk İbrahim Ethem Efendi’yi davet eder  ve ona; “Sen ne iş yaparsın?” diye sorar.

Ethem Efendi  de hiç tereddüt etmeden; “ Paşam ben şeyhlik yaparım “ der.

 Atatürk “Nasıl şeyhlik yaparsın, insanlara ne anlatırsın” diye sorar.

Ethem Efendi:  “İnsanlara doğruyu söyler, İslam’ın hükümlerini öğretir, Allah ve Resulünün istediği gibi yaşamalarını tavsiye eder, onlara Allah’ı devamlı zikretmelerini tavsiye ederim” diye cevap verir.

-Peki, başka şeylere karışmaz mısın? Mesela devlet işleri, siyaset gibi şeylere…

Ethem Efendi:

-Hayır Paşam. Ben öyle şeylerden anlamam. Bu gibi şeyler sizin işinizdir. Benim işim budur” der.

 

Ethem Efendi’nin Said Nursi ile olan şu diyaloğuna da dikkat buyurunuz;

İbrahim Ethem hazretleri günlük yaşantısında, mecbur kalmadıkça ehli dünya ile sohbet etmekten ve beraber olmaktan uzak dururdu. Dedikodu ve gıybet yapılan meclislerde oturmazdı. Efendi hazretleri bir Cuma günü Hacı Bayram’da Said Nursi ile karşılaşır. Said Nursi’ye; “Evlen, otur, mazbut bir hayatın olsun. Devletle uğraşma, ibadetine devam et” diyerek tavsiyede bulunur. Said Nursi “Hapishaneden çıkamıyorum ki, halimi görüyorsun. Nasıl evleneyim” cevabını verir.

Bizim notumuz: İşte kendini İslam’a hizmete adamış gerçek bir din ve tasavvuf adamı…

Kendisine tevdi edilen makam ve mevkiyi elinin tersi ile iten ve “Ben Allah’a ve O’nun dinine hizmet edeceğim Paşam” diyerek İslam’ın izzetini şaha kaldıran bu asil şeyhimizin önünde ceket ilikleyerek kemal-i ihtiram ile kendisini  rahmetle  anmak istiyorum. İstedim ki on paralık insanların şöhretmeab olduğu ülkemde unutulmuş mechul bir kahramanın hayatından ders alınsın ve bilvesile bir Fatiha göndersin torunları ve gönlü din, vatan, bayrak aşkıyla yanan Anadolu’nun yiğit insanları…

Zamanede koltuk kapmak için her türlü hokkabazlıkları yapan, her türlü fırıldaklıkları vicdanında meşrulaştıran, bölen, parçalayan, küffarın hain emellerine yardakçılık yapan, ecdadımızın ve şuhedanın kemiklerini sızım sızım sızlatan ehl-i nifakı göz önüne aldığımızda yukarıdaki şahsiyetin (Ethem Efendi’nin)  ne kadar ulvi bir karakterde ve iman ile ihlas noktasında ne denlü kâmil olduğunu anlamamak için aptal olmak lazım gelür…

Nurlarda yatasın şeyhim… Mekânın cennet olsun…

 Yararlanılan kaynaklar: 

  -Eraydın, Selçuk Tasavvuf ve tarikatlar (1)

 -Pakalın, Mehmet Zeki Osmanlı tarih deyimleri ve terimleri sözlüğü

- Şamil İslam ansiklopedisi

- Kara, Mustafa tasavvuf ve tarikatlar tarihi

- Köksal, A.Cüneyt M. Asım Köksal hayatı ve hatıraları

 - Güler, Dursun İskilipli İbrahim Ethem Gerçekoğlu Hz.( basılmamış eser)

 - Köksal, M. Asım “ Kaybettiğimiz kamil insan İbrahim Ethem”

- Gerçekoğlu’nun mezarı başında

- Diyanet aylık ilmi dergi C.2, S. 3-4

 - Altundaş- Hayrani, tasavvuf tarihi ist. 1991

-Torunu İzzettin Galip Karaman

-Mustafa Yolcu- Ankara

 

Bu yazı 1162 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» "Atatürk dinsiz ise biz neyiz?"
» Nikâh Yetkisi mi Konuşma Yetkisi mi?
» SUYA SABUNA KESEYE DOKUNMAYANLAR…
» İslam’ın baş şartı ‘Dürüstlüktür’!
» BOSNA’DA BİR REKTÖR SALTANATI MI VAR?
» Kuran Sahne Kitabı değil Hayat Kitabıdır!
» Kim Hain Kim Vatanperver?
» Niran Ünsal'ın Türbanı ve Münafıklar Sürüsü
» Din Adamları EVET mi der HAYIR mı?
» İşte Diyanet'e Elzem, Örnek Bir Vaiz
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter