17 Ekim 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 9°C
Açık
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ! (2)
Yazı Tarihi: 22 Aralık 2016 Perşembe 16:01

KÜBA’DAN NOTLAR!

İKİNCİ BÖLÜM

Küba'ya iniş 3 Kasım 2016

Küba’ya bir festival daveti üzerine gitmeye karar verdik. Gençliğim hayallerini süsleyen bir ülkede sahneye çıkma fikrinin geceler boyu bana uyku uyutmadığını hatırladıkça gülümsüyorum şimdi. Davetin netleşmesi altı ay kadar sürüyor. Nihayetinde iki kere vize alıp (Biri turistik diğeri sahneye çıkabilmemiz için Kültürel vize olmak üzere) yola koyuluyoruz. Roma’da üç gün geçirdikten sonra harika bir uçak yolculuğuyla Küba’ya iniyoruz.  Festival ile ilgili görüşmelerin altı ay sürmesini hayra yoramadığımızdan  uçaktan inip hotele yerleşene kadar yüreğimiz ağzımızda.

Havaalanı

Jose Martin 3 numaralı terminal. Avrupa’dan gelen uçaklar için kullanılıyor.

Aynı anda üç uçak inince havaalanı kilitlendi. Havana’da 4 farklı uçak terminali var. Bunlardan biri sadece Amerika’dan gelen uçuşlar için ayrılmış. Bunu ilk öğrendiğimde ve Guantanamo ile birleştirdiğimde ambargo sadece bir algı oyunu mu diye geçmiyor değil içimden.

Terminallerden biri bizler için yani Avrupa üzerinden gelenlere ayrılmış. Bir tane de ulusal uçuşlar için terminal var.

En ilginci de mihmandarımız Osmel’in 3. Dünya ülkeleri dediği Afrika ve diğer Güney Amerika  ülkelerinden gelen uçakların indiği terminal var. Yani ‘sınıf sınıf’ iniyoruz Küba’ya. Daha girişte aldığım bu bilgi canımı sıkıyor. Yoksa bu Küba bize anlatılan Küba değil de biz yanlış yere mi geldik diye düşünüyorum. Henüz Havana’da göreceklerim ve şaşıracaklarımdan bi haberim.

Sınır polisi büyükelçilikten aldığımız kültür vizesini tanımıyor. Bereket tedbirliyiz bunun öncesinde seyahat acentesinden aldığımız vizeleri gösterip sorunsuz geçiyoruz kapıdan. İki kere kişi başı 60 euro ödemişiz. İsterlerse geçirmesinler.

Bavulların gelmesi 1,5 saati geçiyor.

Uçakta verilen deklare kağıtlarını teslim edip “Yeşil Yol” dedikleri gümrük bölümünden yürüyerek çıkıyoruz. Arayan soran yok. Küba hükümeti sözümüze itibar ediyor.

Umutlanıyorum.

Yılların Havana’sı ‘HABANA’ oluveriyor

Osmel elinde Uçaneller yazan kağıtla bizi bekliyor. 15 saati aşan sigarasız zaman nedeniyle genç mihmandarın elini sıkıp sigaraya gömüyorum kendimi.

Bizim Havana dediğimiz başkente Osmel ısrarla Habana diyor.

O zaman biz ve ilk bilet aldığımız İtalyanlar ile Paris’teki aktarmada Fransızlar niye buraya Havana diyoruz ısrarla. Bunu araştırmak farz oldu.

Osmel bize Küba’yı ve Habana’yı anlatıyor. İkimizin de orta seviyede İngilizce bilmesi işimi kolaylaştırıyor. Bir iki sözcük hariç sular seller gibi çeviriyorum Osmel’in anlattıklarını ekibe. Küba üzerine ezberimin kuvvetli olmasından da olabilir bu hal. Ama anlatılanları eksiksiz çevirmek gururumu okşuyor.

Osmel, Fidel’i, Che’yi, Jose Martin’i anlatıyor önce. Sonra eğitimin ve sağlığın parasız oluşunu. Şehrin girişindeki sanayi bölgesini açıklıyor. Hangi fabrikalar var diyorum. Süt şeker ve çikolata ile dondurma fabrikalarının olduğunu söylüyor. Belli ki Erbakan hoca uğramamış Küba’ya. Ağır sınai hamlesi yok Küba’da.

En sevilen sporun beyzbol oyduğun söylüyor Osmel. ‘Biz de’ diyesim var. Dünyada en çok beyzbol sopasının Türkiye’de satıldığını söylesem diye geçiriyorum içimden. Ama anlatamam ki. İngilizcemin kötülüğünden değil olayın anlamsızlığını çevirmek zor. Hadi çevirdim, zavallı çocuğun durumu  kavraması üç gün alır. Taksici ve kamyoncu esnafı ile Taksim civarı kömür kafalıların gizli silahıdır beyzbol sopası desem, çocuk kahverengiden siyaha döner.

Türkiye’de en çok merak edilen “kanser” ilacını soruyorum. Henüz tamamen çözülmedi ama durdurabiliyoruz diyor. Trakya’ya Küba’dan acilen doktor ithali yapmamız gerek diye geçiriyorum içimden. Söylesem Çernobili, Ergene’yi anlatmam gerecek. Uzun hikaye. Vazgeçiyorum. Derdim, bu genç adamın ülkesine ilk kez gelen bir gruba anlatabileceklerini sonuna dek sömürmek.

Osmel Küba’nın harika bir ülke olduğunu söylüyor. Ama her an ellerinizi yıkayın, sokak satıcılarından uzak durun demeyi de ihmal etmiyor. Bir ara polis noktasından geçiyoruz. Eğer bir sorun yaşarsanız buraya kadar gelmeniz gerek diyor. Önce oraya gelip şikayet etme şartı var.

‘155 YOK MU SİZDE OSMEL?’

‘RESERVATİON FAFER’ KAOSU’

‘GEÇ GELEN JETLAG PİYANGOSU’ YARIN…

 

 

 

 

 

Bu yazı 723 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAA 5 GÜNAAYYYDIIIIIN LÜÜÜLLEEBBUUUUUURRRGZZZZZZZZ!
» YAŞA BE İNTERNAŞYONEL PİNOKYO PAŞA!
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
» ENTERESAN HİKAYELER-11 PSİKOPATA BAĞLAMIŞ ÜST GEÇİT VE PARİS’İ ÖREN ÖRÜMCEK AĞI
» FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter