19 Ekim 2017 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 9°C
Açık
YAZAR DETAYI
Naci SUSAR
ARI VE BAL
Yazı Tarihi: 02 Ocak 2017 Pazartesi 11:55

Bitkiler üzerinde çalışan bilim adamları 200.000'den çok büyük bitki çeşidi, 120.000 cins küçük bitkinin var olduğunu söylerler. Hayvanlar üzerinde çalışanlarsa 10.000 çeşit kuş, 6000 çeşit memeli hayvan bulunduğunu söylemektedirler.

Böcekleri inceleyenlerse bir milyon çeşit böceğin mevcut olduğunu bildirmektedirler. Demek oluyor ki doğada çok çeşitli böcekler yaşamaktadır.

Bir çok böcek insanlara hastalık aşılar. Örneğin, sivrisineklerin anofel cinsi sıtmayı, Afrika kıtasında yaşayan bir sinek türü uyku hastalığını, bir başka sinek türü ise tifoyu insana yayar. Ancak diğer taraftan, arılar ve ipek böcekleri ise insanlar için büyük servettirler. Arılar yeryüzüne araştırmalara göre 56 milyon yıl önce insanlarla birlikte gelmişlerdir. Peki o zaman arının yaptığı balın vücudumuza yararlarına bakalım.

Bal uzun süre yalnız bir besin olarak değil, ilaç olarak da kullanılmıştır. Milat öncesi Mısır’da yaşayanlar balı yaraları kapatmak için kullanmışlardır.

Hindistan’da balı tansiyonu düşük olanlarda kullanmışlardır. Ayrıca balı, sütle karıştırarak kuvvet ilacı olarak genç ve yaşlılara yedirmişlerdir. Eski yunan doktorları birçok hastalık tedavisinde balı kullanmışlardır.

Bundan başka eski Roma’da ve Arap doktorlar balı çok kullanmışlardır. Orta çağda balı en çok kullanan ünlü Türk hekimi İbn-i Sina olmuştur. Bu doktor, bal ve mumundan yapılmış bir çok reçetesini hastalarına vermiştir.

Yine İbn-i Sina balı, buğday unu ile karıştırarak (su katmadan) yararları kapatmada ve yara üzerinde yani doku oluşturmada ve yaraların tez iyileşmesini sağlamada kullanmıştır. Aynı bilgin balın mikroplu yaralara iyi geldiğini söylemiştir.

1938 yılında Sovyet Cerrahı Y.A.M Krinitsk bal ve yağ karışımını merhem olarak mikroplu yaraları iyileştirmede kullanmış ve 48 hastayı tedavi edip iyi sonuç almıştır.

Yine 1946 yılında Prof. S.A. Sminor kurşun yaralarını kısa sürede balla iyileştirmeyi başarmıştır. Büyük hekim İbn-i Sina balı fındıkla karıştırarak müzmin öksürüğü önlemede ve balgam sökmede ilaç olarak kullanmıştır.

Bu doğal iksir olan bal, verem hastalığında da kullanılmış, büyük faydalar sağlamıştır. Her gün bir yemek kaşığı bal yiyen kimsenin iştahı açılır ve kendini iyi hisseder. Vücutta hemoglobin çoğaldığı için kan çöküntüsü azalır. Öksürük varsa kesilir ve balgam azalır. İdrar atma işi düzene girer. Bütün bunlardan başka bal, mide, bağırsak vb. gibi hastalıklarda da kullanılır.

 

BAL VE KALP

Kalbimiz sürekli çalıştığından, kaybettiği enerjiyi sağlamak için glikoza ihtiyacı vardır. Kalp glikozu çabuk emdiği için, balın kalp üzerinde etkisi önemlidir. Bu nedenle birçok kalp hastalıklarında kalp kası zayıfladığından balın etkisi çok değer kazanmaktadır. Hatta şeker hastaları bile bir miktar (aşırı olmamak) bal yiyebilir böylece kalbini kuvvetlendirir. Bal kalbin koroner damarlarında da kan dolaşımını hızlandırır. Ortalama olarak günde 70 gram bal yiyen kalp hastası kendisini daha iyi hisseder. Ancak 70 gram bol yemeyi en az 3 ay devam etmelidir.

 

BAL VE SİNDİRİM

Birçok yaşlının söylediği gibi bal midenin en iyi arkadaşıdır. Gerçekten sindirimde faydası büyüktür. Ayrıca kişiyi kabız olmaktan korur. Düzenli olarak bal yiyen kişilerin sindirim aygıtı normal ve düzenli çalışır. Besinler yaklaşık 3 saat midemizde kalırlar. Bazen daha da fazla kalabilirler. Besinlerin midede kaldığı süre, mide suyundan etkilenir, bal diğer besinlerle alındığında midede bulunan asit fazlalığını azaltır. O halde bal bir ilaçtır ki perhiz yemeği olarak da kullanılır. Bal gastritlerde etkilidir. Mide ve 12 parmak üzerinde asidi azaltır ve tedavi eder.  1944-1949 yıllarında 600 ülserli hasta yalnız balla tedavi edilmiştir. Yine bal hastaların yakındıkları mide yanmalarına da iyi gelmektedir.

Balın mide ülserleri üzerinde iki tür etkisi olur. Birincisi mide mukozası üzerindeki etkisiyle yarayı kapatır. İkinciyse ülserin nedeni sinirsel olduğu için özellikle sinir sistemi üzerine yapıcı etkisidir. Ülserli hastalar balı yemeklerden ya 1,5-2 saat önce, yada yemekten 3 saat sonra yemelidirler.

Gelelim karaciğere; Bal yiyen kişilerde karaciğer şikayetleri de azalır. Çünkü balda bol miktarda glikoz vardır. Glikoz yalnız karaciğerin hücrelerini beslemez, aynı zamanda onun glikoz gereksinimini ve glikojeni sağlar. Karaciğer bir filtre görevini üstlenir, bakteri zehirlerini zararsız duruma getirir. Karaciğerdeki glikojen etkili bir hale gelerek bulaşıcı hastalıklara karşı vücudun direncini artırır ve korur.

Bal, çökelek peyniriyle karıştırılarak yenirse çok faydalıdır. Böbrek kumlarından rahatsız olanlara zeytin yağı-bal-çimen suyu karıştırılarak günde 3 kez içmeleri salık verilir. Bunlar hep zamanla yapılan tedavilerdir. Neden hala bunlardan istifade etmeyelim ki!

 

BAL VE SİNİR SİSTEMİ

Balın sinir sistemi üzerinde olumlu etkisi vardır. Bal kore hastalığına da (Uyku ile ilgili hastalık) iyi gelir. Geçmişte iki hasta tamamen iyileştirilmiştir. Üç hafta tedaviden sonra, hasta normal olarak uyumaya başlamış, baş ağrıları geçmiş, kendisini iyi hissetmiş yeniden aktif ve neşeli bir insan durumuna gelmiştir.

Sinir hastası olanlara bir bardak suyun içine bal ve limon suyu karıştırılarak içmeleri önerilir. Yahut iki çorba kaşığı bal yemelidirler. Bal yatmadan önce yenilirse, insana rahat bir uyku verir. Bal sinirlerin güçlenmesinde B vitamininden daha iyi bir ilaçtır.

 

BAL VE GÖZLER

Öteden beri geçmiş zamanlarda bal göz hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Eski bir Mısırlı, papirüs kağıdı üzerine bir bal merhemi tarifini ve kullanılışını yazmıştır. İbn-i Sina, soğan suyu ile balı karıştırıp göz ilacı olarak salık vermektedir. Göz iltihaplarına da çok iyi geldiği anlaşılmıştır. Bugün günümüzde antibiyotikler olduğu halde, bal değerini yitirmemiştir. Son yıllarda balın yanıklar içinde iyi bir ilaç olduğu saptanmıştır. Daha birçok göz kapakları, vb göz hastalıklarındaki bol şifa verir. Ancak burada şunu unutmayalım. Günümüzde bu tedavilere kendimiz başvurmayalım. Zira günümüzde hastanelerimizde Göz doktorları ve onların kullandığı araç, gereçler vb. tedavilerle göz rahatsızlıklarımıza çare aramalıyız. Bizim buradaki amacımız balın geçmişte ve bazı hallerdeki şifa kaynağı olarak kullanıldığının bilinmesidir.

 

BAL VE ÇOCUKLAR

Bir çocuğun gelişebilmesinde gıdalanma önemli bir yer tutar. Bu nedenle çocukların bazı besinlerine, şeker yerine bal karıştırılmalıdır. Tabii ki bunun için doktor önerisi dikkate alınmalıdır. Günde; bir çocuğa 2-3 çay kaşığı bal yedirilmelidir. Bu miktar 30-40 gramı geçmemelidir. Ancak bazı insanlar bala karşı alerjiktirler. Böyle olunca kızartı, nefes darlığı kusma ve ishal görülür. Böyle kişilere çok az bile olsa bal yedirilmemelidir.

Çocuklar balı, şekere tercih etmelidirler. Doktorlar onlara şekerin dişler üzerinde zararlı etki yaptığını söylerler. Şeker ağızda bakterilerin etkisiyle, laktik aside dönüşür, buda dişlerin kirecini azaltır ve dişlerde çürük çoğalır. Bal aynı zamanda kuvvetli bir antibiyotiktir ve ağzı dezenfekte ederek mikroplardan arındırır. Bal ayrıca şifalı olan (ada çayı, ıhlamur, papatya çayı vs.) bitkilerle karıştırılarak kullanılırsa faydalı etkisi görülür. Bu bilgiler vesilesiyle, Bal gibi besin maddesini önemseyip, mutfağımızda bulunduralım.

Şifa dolu, sıhhat ve huzurlu nice günlere...

Kaynak: Dr. Emin Derman (Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı)

Sf:54-60-61

 

 

Bu yazı 595 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» STRES
» ALIŞKANLIKLAR
» ARI VE BAL
» UYKU VE UZUN YAŞAMA
» YİNE GELDİ SONBAHAR!
» MEYVELER
» DOĞA VE SAĞLIK
» KİRLİ SU
» KORUYUCU HEKİMLİK
» ŞARKI VE DANS
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter