27 Mayıs 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 17°C
Çok Bulutlu
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Öfkemiz
Yazı Tarihi: 10 Ocak 2017 Salı 07:16

  Yaşamımızda günlük sorunların çokluğu ve onların beraberinde getirdiği çaresizliğin ruh hali ile öfke hayatımızdan eksik olmaz. Çözümsüzlüğümüzü olumlu bir şekilde konuşarak aşmak yerine bağırarak halletme yoluna gideriz. Kolayca sonlandırabileceğimiz problemlerimizi bir çıkmazın içine sürükleriz. Yaşamımızı bu şekilde sürdürdüğümüz sürece hem sorunları çözme hem de neşeli bir hayat yaşamamız ertelenir. Türk Dil Kurumu öfke sözcüğünü şöyle tanımlıyor: “Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen, saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, şiddet, gazap. İngiliz edebiyatçı Charles Dickens, öfke konusundaki fikrini şöyle ifade etmiş: “Öfke ile beraber akıl da uçup gider.

  Konumuzla ilgili olarak bilinen bir öykü ile devam etmek isterim. Uzak Doğuda bir öğretmen öğrencileri ile gezinirken nehir kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” demiş. Öğretmen ise öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırarak konuşuruz diye söyleşisini sürdürmüş. O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? diye tekrar sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir. Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir. Daha sonra öğretmen öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

  Eğitimci Horace Mann’ın öfke konusunda şöyle bir değerlendirmesi var: “Öfke, geçici bir deliliktir. Bu nedenle duygularınıza sahip çıkmalısınız; aksi halde onlar size sahip olacaklardır”. Duygular, insanın yaşama verdiği özel anlamlardır. Duygular, yaşamla olan bağlarımızdır. Ama öfke ile uçlara savrularak huzurlu bir yaşamı yakalamak mümkün değildir. Bu gibi anlarda aklın bilgeliğine ihtiyacımız olur.

 

 

Bu yazı 382 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Yaşadığımız Çocukluğumuz
» Ön Yargılarımız
» O Günü Beklemeyin
» Gülümseme
» Bisikletin Gerekliliği
» Hayatımız
» Sinemanın Güzelliği
» Tiyatronun Önemi
» Suyun Önemi
» Çanakkale Zaferi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter