12 Aralık 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Doğa ve Bizler
Yazı Tarihi: 15 Şubat 2017 Çarşamba 07:18

  Doğamızın hızla kirlendiği tespiti, genelde herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Fakat inanılan bu gerçeğe rağmen, işin uygulama safhasında yeterli yaptırımın olmadığını görüyoruz. Çevre felaketleri daha çok kar etmek uğruna artıyor ve daha da artacak gibi görünüyor. Dünyamızın, bu duyarsız çevre anlayışından dolayı geleceği umutsuzluklarla doludur. Küresel ısınma, genetiği değiştirilmiş organizmalar, enerji kaynaklarının azalması, çevre kirliliğinin artması gibi etmenler bizleri karamsarlığa itiyor. Doğanın bu tahribatına baktığımızda nedenlerin başında hep kişilerin daha çok kazanma hırsı geliyor.

  Doğada yaşayan canlıları tanımlarken vahşi doğadakiler diye genelde ifade ederiz. Hâlbuki bir karşılaştırma yaptığımızda çevresine kimin zarar verdiği ortadadır. Vahşi yaşamda hayvanların birbirlerine olan desteği takdire şayandır. Örneğin yunus balıklarının boğulan arkadaşlarına yardım etmesi, yarasaların avlanamayan türdeşlerine yemek taşıyarak destek vermesi, şempanzeler yetim kalan yavruları evlat edinebiliyor olmaları gibi. Dünyamızın taşıyabileceği belirli bir yük var. Daha fazla kazanma hırsı doğal kaynakları, doğal yaşamı tehdit ediyor. Küresel ısınmayla birlikte deniz seviyesindeki değişme sonucu okyanus akıntıları da değişiyor, balık yatakları ölüyor. Çevreye karşı toplumsal duyarlılıkta yeterli derecede değil. İnsanlarımız küresel ısınma konusunu, hemen etkisi görülmediği için önemsemiyor. Bir zamanlar ciğerlerimizi kirleten sigarada fazla önemsenmiyordu. Yurdumuzda yılda yüz bin kişiye yakın insan sigaradan ölüyor.     

  Mercanların yüzde doksan üçü insan faaliyetleri nedeniyle zarar gördü.

Yerkürede, karaların sıcaklığı on iki bin yıldan bu yana en yüksek seviyeye erişti. Üstelik bu sıcaklık artışı son otuz yıl içinde çok hızlandı. Sadece Kuzey Kutbu'nda, Ülkemizin yüzölçümü kadar buzul erimesiyle karşılaşıldı. Kuraklık nedeniyle, şimdiden Kenya ve Somali'de dört milyondan fazla insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Yetkililerin önümüzdeki kırk yıl içinde beklediği gelişmeler hiçte umut verici değil. Bunlar: salgın hastalıkların artacağı, tıbbın haberdar bile olmadığı yeni hastalıkların ortaya çıkması, içme suyu kaynaklarının azalması, besin üretiminin, balık ve canlı hayvan sayısının azalması, bitkilerin polen üretme dönemi uzayacağı için, alerji ve astımlarda artma görülmesi, kutup ayılarının çoğunun açlıktan ölmesi, deniz dibindeki mercanların yüzde yetmiş beşinin yok olması gibi.

  Sanayileşmiş toplumlarda birtakım gazlar, yerkürenin üzerini sararak sera etkisi yaratıyor ve bunun sonucunda gezegenimizin ısısını arttırıyor. Bu sera gazlarının artması sonucu yirmi birinci yüzyıl'ın sonuna kadar yerküre ortalama 1,4 ile 5,8 derece ısınacak. Bu ısı farkının iki dereceyi geçmesi çevre felaketlerine yol açacak. Deniz suları yükselecek, okyanus dibindeki akıntıların yönü değişecek, şiddetli kuraklık veya su baskınları görülecek, tabii sonuç olarak da gıda üretimi etkilenecek. Şu anda bile dünyanın en geniş petrol rezervlerinin bulunduğu Alaska'da kış sıcaklıkları 6 derece artmış ve bahar artık buraya sekiz gün önce geliyor. Bunun için nükleer enerji ve fosil enerjilerinden uzak durmalı, onun yerine derhal geri dönüşebilir rüzgâr ve güneş enerjileri gibi temiz enerjilere yönelmeli, toplu taşımacılığı artırarak egzoz gazlarının bir şemsiye gibi yerküresinin üzerini sarmasını engellemeli, süratle yeni ağaçlar dikip orman alanlarını genişletmeli.

  Ünlü yönetmen Akira Kurosawa’nın kısa hikâyelerden oluşan Düşler adlı filminde yer alan Su Değirmenleri Köyü eserinde anlatılan doğa üzerine yorumları oldukça etkileyici. Su Değirmenleri Köyü’nde; bir gezgin adam, içinde pek çok su değirmeni olan bir köye gelir. Bu köyde elektrik yoktur ve burada insanlar, doğayla uyum içinde yaşamaktadırlar. Gezginin burada karşılaştığı yaşlı bir adam; artık insanların doğadan uzaklaştıklarını, göz göre göre ağaçları kestiklerini ve doğayı tahrip ettiklerini anlatır. Aralarındaki bu söyleşi insanın doğa üzerindeki olumsuz etkilerini anlama acısından oldukça dikkat çekici.

Gezgin Elektriğiniz var mı diye sorar.
Köylü: İhtiyacımız yok.
Gezgin: Nasıl aydınlanıyorsunuz?
Köylü: Lamba ve mum ile.
Gezgin: İyi de gece çok karanlıktır.
Köylü: Evet, öyle olmalı zaten.
Gezgin: Geceniz de gündüz gibi aydınlansa güzel olmaz mı?
Köylü: Gecemin gündüz gibi aydınlık olmasını istemem, o zaman yıldızları göremem.

 

Bu yazı 567 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Hayatta verimlilik
» Özcan Çeltikli
» Gereksiz Tüketim
» Gezmek ve tanımanın önemi
» YAŞAM
» ÖZLENEN YAŞAMIMIZ
» BİR ZAMANLAR MEKTUPLAR VARDI
» Yaşamdaki Kirlilik
» FUTBOLDA ALTYAPISIZLIK
» Mutluluk ve Hayal Kırıklığı
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter