19 Ekim 2017 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 21°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Ali ÖZER
HUZURSUZLUK…
Yazı Tarihi: 28 Şubat 2017 Salı 07:31

Zülfü Livaneli, son romanına bu ismi vermiş. “Huzursuzluk”

“Huzursuzluk” çağrışımlarıyla, yaşattıklarıyla kötü bir sözcük.

Ne yazık ki zaman zaman, hepimiz bu psikolojiyi yaşadık,  yaşıyoruz.

Ülkede, çevremizde ve dünyamızda yaşananlar bizleri huzursuz ediyor.

Dileğimiz insanların huzur içinde yaşaması.

Ama yaşadığımız yüzyılda bu mümkün mü?

Zülfü Livaneli’nin bu minik kitabını zaman ayırıp, okuyalım lütfen..

IŞİD zulmünden kaçan, kurtulan insanların acılarına tanık olalım.

Ve bazı gerçeklerle yüzleşip, insanlığımızdan utanalım.

.............................................................................................................................................

Zülfü Livaneli’yi az çok hepimiz tanıyoruz.

Kendisi sadece bir müzik adamı değil, romanları 40 dilde yayımlanmış, edebiyat, müzik, sinema alanlarında 30’dan fazla ödül almış çok yönlü bir sanatçı. Bu güzel insanımız, 1996 yılında BM ‘ce UNESCO tarafından, dünya kültürüne ve barışına katkılarından dolayı, Büyükelçilikle onurlandırılmış ve UNESCO Genel Direktör Danışmanlığı’na atanmış, bir aydın, entelektüel insanımız.

Bu kitap, “Huzursuzluk” sanatçımızın zengin ve duyarlı bakış açısıyla yazılmış.

Suriye mülteci kampına girmek, yaşananları ve yaşatanları görmek ve tanımak ister misiniz?

Okuyun bu kitabı lütfen. İlk sayfası bile çok çarpıcı…

Harese’nin ne olduğunu öğreniyoruz.

....................................................................................................................................

“Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım:  Develere çöl gemileri derler, bilirsin. Bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

.......................................................................................................

Şu anda TV’de alt yazı geçiyor.

Ortadoğu bataklığından iki şehit, üç yaralı askerimizin haberi geliyor.

Ben huzursuzum. Siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Huzurlu musunuz?  Sizce çözüm nedir?

Çocuklarımızın huzurlu bir dünyada yaşaması dileğiyle.

 

 

Bu yazı 899 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» BAYRAMLAR…
» SICAK YAZ GÜNLERİNDE…
» BİLGİNİN HIZI VE DEĞİŞİMİ…
» SİZİ KİM YÖNETİYOR?
» “KADINLARDAN BAHSEDERKEN”
» KAYNARCA’DA SU GİBİ AZİZ OLMAK…
» SAYGI VE NEZAKET DİLİ
» HUZURSUZLUK…
» DAVET ALMAK…
» GÖZLERİNE FAR TUTULMUŞ TAVŞANLAR…
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter