24 Haziran 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 21°C
Açık
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Çanakkale Zaferi
Yazı Tarihi: 21 Mart 2017 Salı 07:22

 Bu yıl 102.sini kutladığımız Çanakkale Zaferi bizler için her zaman övünç kaynağı olmuş bir kahramanlık destanıdır. O öyle bir destandır ki Dünya tarihinde emperyalist ülkeler tarafından ezilen, sömürülen ulusların önünü açmış ve yol gösterici olmuştur. Vatan sevgisi etrafında birleşmiş yoksul bir ulusun neler başarabileceğini, imkânsız denilen engelleri nasıl aştığını anlatan bir destandır. Dünyayı sömüren emperyalistlere karşı ilk zaferdir. Bu zaferle ilgili pek çok kişinin etkileyici anıları vardır. Erdoğan Özen arkadaşımın yapmış olduğu Vietnam gezisinde yaşamış olduğu ve bizlere ilettiği anısı oldukça dikkat çekiciydi: Kahvaltıda, beş kişilik Avustralya’lı bir ailenin reisi Nicholas ile aynı masadayız. “Günaydın !” la başlayan sohbet, “Nerelisiniz ?”le devam ediyor. Türkiye’den geldiğimizi duyunca Nicholas’nın gözleri parlıyor ve sohbet koyulaşıyor.“Bu, bizim ailecek yaptığımız son tatil !” diyor Nicholas. “Neden ?” diye soruyorum. “Kızım üniversiteyi bitirdi ve başka bir şehirde çalışmaya başlayacak. Yani artık ailemiz dağılmaya başladı…” diyor ve devam ediyor ;
“Biliyor musunuz bu son tatil için iki seçeneğimiz vardı: Biri Vietnam, diğeriyse Türkiye. Ama sonunda, hem yolunun kısalığı hem de bütçemize daha uygun olması nedeniyle Vietnam’ı seçtik…”“Ama Türkiye’yi de mutlaka görmelisiniz” diyerek söze giriyorum. “Tarihi, kültürü, insanları ve harika tabiatıyla dünyanın en güzel ülkelerinden biridir. ”Biliyorum” diyor Nicholas. “Gelibolu’yu ve Atatürk’ün ülkesini görmeyi biz de çok istiyoruz”. Bu kez gözlerin parlama sırası bende. “Atatürk’ü tanıyor musunuz ?” diye soruyorum.“Nasıl tanımam” diyor ve bize Atatürk’ün Anzak annelerine hitaben söylediği ;
“Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindirin. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır.” sözlerini hatırlatıyor. Şaşkınlığım daha da artıyor. 
“Bu ne cömert bir yürek, bu ne büyük bir gönüldür ki kendisine karşı savaşmak üzere gelen insanları bile kucaklayabiliyor !” diye devam ediyor Avustralyalı tekne arkadaşımız. Sadece şaşkın değiliz. Ülkemizde bile pek az kişinin bildiği bu sözleri, dünyanın öbür ucunda, bir Avustralyalıdan duymak inanılmaz da gurur veriyor bizlere. Bugün özgür bir ülkede yaşamamızı, dünyanın bir ucunda bile Ecdadımız ve Atatürk'ümüz ile gurur duymamızı sağlayan kahramanların aziz ruhları şad olsun.

  Bir Japon Eğitimcinin Yurdumuzu ziyaret için geldiğinde, Ülkesinin kültür politikasını anlatan çok bilinen öyküsü de etkileyici: Biz Japonya’da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazaki’ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur. Yetkililerimizden biri atılır: “Ama bizim Hiroşima’mız yok ki! Japon uzmanın cevabı tokat gibidir: “Sizin Çanakkale’niz on Hiroşima eder!

 

 

Bu yazı 382 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» Doğamız
» OKUMANIN KEYFİ
» Zeytin Ağacı
» Şimdi Uçurtma Zamanı
» Yaşadığımız Çocukluğumuz
» Ön Yargılarımız
» O Günü Beklemeyin
» Gülümseme
» Bisikletin Gerekliliği
» Hayatımız
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter