20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 5°C
Kar
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
Tiyatronun Önemi
Yazı Tarihi: 04 Nisan 2017 Salı 07:30

  Geçen hafta kutladığımız Dünya Tiyatrolar Gününde Tiyatronun önemine ve gerekliliğinin daha bir farkına vardık.  Bir edebiyat türü olarak tiyatro, oyuncular tarafından, seyircilerin önünde temsil edilmek amacıyla yazılmış eserlerdir. Tiyatro sanatı, insanı ve insanın yaşamla olan çelişkisini, doğruyu bulma çabasını ve çatışmalarını ele alır. Eğlendirme amacı olan tiyatro, insanın kendisini ve toplumla olan  mücadelesini bir sahne aracılığıyla yansıtırken, eğitmeyi de amaçlar. Toplumun eğitiminde çok önemli rolü olan tiyatro, yaşamda eksik görülen durumu eleştirerek doğru yolu göstermek, toplumu belli bir doğrultuda ileri götürmek, gayesini gütmüştür.  Tiyatro ayni zamanda kültürel gelişmeyi sağlayan, sihirli bir güçtür. Tiyatro, bu gücünü en etkin bir şekilde topluma aktaran bir sanat kuvvetidir. Toplumdaki aksamalar için, uyarı görevini üstlenmesi en önemli görevlerinden birisidir.

  Geçenlerde seyretme şansına eriştiğim Hayal Perdesi Tiyatrosu’nun yılın ses getiren oyunlarından biri olan "İmparatorluk Kuranlar yahut Şümürz" gösterisi oldukça etkileyiciydi. Tiyatronun büyüsünü bir kez daha yaşadım. Boris Vian'ın yazdığı Aleksandar Popovski'nin yönetmenliğini yaptığı günümüz yaşamını anlatan alaycı bir trajedi. Oyun yazarının, bütün hızımızla geleceğe doğru yol alıyoruz,o kadar hızlı gidiyoruz ki, şimdiyi göremiyoruz; arkada bıraktığımız toz duman, geçmişi de siliyor gözlerimizden, sözleri bu tiyatro oyununu çok güzel özetliyor. Örnek aile olmak uğruna kendi benliklerini yitirmiş Dupont ailesinin nedeni belli olmayan bir gürültüden kaçmak için sürekli kule şeklindeki evlerinin üst katına taşınmaları anlatılır. Üst kata çıktıkça oda sayısı azalır, eşyalar unutulur ve hafızalar zayıflar. Neden korktuğumuzu bilmeden ya da bilmek istemeden, hatta unutmayı tercih edip görmezden gelerek kaçışı yükselişte arayan bir yaşam biçimi anlatılır. Yükseldikçe farkında olmadan yalnızlaşan ve çöküşe doğru giden insanın bu yolculuğunun sonunda yok saydıkları, korkuları, ezip görmezden geldikleriyle yüzleşmesi ve ona teslim olması seyirci üzerinde etkileyici bir görsellikle onları adeta koltuğa çiviliyor. Muhteşem oyunculuklarıyla Reha Özcan,Ayşe Lebriz Berkem, Selin İşcan, Tuba Karabey, Nihat Alpteki, Dilhan Naz Özgülüş tüm alkışları hak ediyorlar.
  Tiyatronun doğasında özgürlük vardır, muhalefet vardır, haksızlığa karşı koymak vardır. Tiyatro insanı, insana insanla anlatan tek sanat dalıdır. İnsanın ruhunu anlatır, insanın ruhuna iyi gelir. İnsana kültür kapısını açan büyük bir anahtardır. Bu gün baktığımızda teknolojinin hızla geliştiğini, insan refahının arttığını, hastalıkların azaldığını görüyoruz. Tüm bunlar olurken insanın yalnızlığı artmaktadır. Bu yalnızlıktan onları sanat kurtaracaktır. İnsanoğlu yeryüzünü gezdikçe, toprağı kazdıkça geçmiş uygarlıkların izini buluyor. Hepsinde tiyatro başta geliyor. Eski Yunan'da Arkadia'nın başkenti olan yetmiş bin kişilik Megalopolis'te kırk bin kişi için tiyatro vardı. Bugün Yunanistan'da hala kullanılan elli beş basamaklı Epidauros tiyatrosu on dört bin kişi alır. Dünyanın en dik tiyatrosu sayılan Bergama tiyatrosu on beş bin kişi alır. Almanlar yakılıp yıkılan şehirlerinde hastaneden, üniversiteden önce on beş yılda tam yüz yeni tiyatro yaptılar. Hastane gövdelerin, tiyatro ruhların tedavi edilmesinde en uygun kaynaktır. Tiyatro okul kadar, hastane kadar önemlidir. Uzun bir süre tiyatrosuz kalan bir toplum, önce dilini yitirir, geleneğini unutur, sonra bütün geçmişle ilgili bağları çözülür. Tiyatronun en büyük etkisi sözle gelen anlatım gücüdür. Tiyatroda seyircinin doya doya içeceği bu söz yağmurudur. Ve en iyi tiyatro, gerçeğin kendisidir.

  Gençlerin sanat konularında ki ilgisizliği, maalesef tiyatro içinde geçerli olmaktadır. Çoğu vakitlerini büyük alışveriş merkezlerinde, kafelerde geçiriyorlar. Kendilerine sanat rehberi olarak tele voleyi seçiyorlar. Gerçi sanatı seven gençlerimizde var, fakat sayı olarak çok az. Denizyıldızı hikâyesindeki gibi, az olan sayı yeterli değildir. Tüm gençliği sanatla, tiyatroyla tanıştırmalı ve sevdirmeliyiz ki çağdaş dünyada hızla yerimizi alalım. Shakspeare, 'Dünya bir sahnedir,'der. Bu sahnede çocuklarımıza tiyatro eğitimiyle doğruları, güzellikleri ve sorumluluğu öğretmeliyiz. Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan kurtarmak, sanatın güzellikleriyle tanıştırmak, sosyalleşmelerini, araştırıcı ve uzak görüşlü olmalarını sağlamak için tiyatro sanatına ve bu konuda mücadele verenlere destek olmalıyız.  Tiyatro, toplum kültürünün aynasıdır.

 

 

 

Bu yazı 507 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YAŞAM
» ÖZLENEN YAŞAMIMIZ
» BİR ZAMANLAR MEKTUPLAR VARDI
» Yaşamdaki Kirlilik
» FUTBOLDA ALTYAPISIZLIK
» Mutluluk ve Hayal Kırıklığı
» Şimdi Yaprak Dökme Zamanıdır
» Günümüzün Acısı Yalnızlık
» Başarı ve Değişim
» Eylül’ün Sıcacık Sevgisi
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter