20 Eylül 2017 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 25°C
Açık
YAZAR DETAYI
Derya BALLI
YENİ DOĞAN BEBEK PSİKOLOJİSİ
Yazı Tarihi: 05 Nisan 2017 Çarşamba 07:38

Size desem ki yeni doğduğunuz zamanı hatırlıyor musunuz? Tabii ki hatırlamıyoruz dersiniz, çünkü doğal olarak ben de hatırlamıyorum. Bebekliğimizi, yaklaşık 3-4 yaşına kadar olan anılarımızı beynimiz hatırlayamaz. Hatırladıklarını iddia eden insanlar, ancak ya fotoğraflardan gördükleri ya da ebeveynlerinden duydukları anı ve olayları gerçek anılarmış gibi yeniden yapılandırıp beyne işleyenlerdir. Bunlar gerçek anılar mıdır, yarı gerçek anılar mıdır? Belki de yarısı gerçek yarısı da inşa edilmiş anılar.

   Hayattaki en büyük travmanızı hatırlıyor musunuz? Kiminiz için bir deprem, kiminiz için yakın kaybı… Aslında ilk aklınıza gelen olay değil. Çünkü her insanın en büyük travması ortak bir olaydır; Doğum.

Açıklamak gerekirse, anne rahmine düştüğümüz andan beri orası bizim en güvenli, en huzurlu, en rahat ve en sıcak yerimiz. Orada olmak tehlikelerden uzak kalmak demek. Doğum zamanı geldiğinde bir el bizi o güvenli yerden çıkarıyor. Bir anda üşüyoruz, annemizle tek bağımız olan göbek bağımız kesiliyor. Renkler, kokular, sesler, insanlar… Hepsi, her şey bize tamamen yabancı. Buna psikolojide ‘Seperasyon (Ayrılma) Anksiyetesi’ deniyor. Peki ya şimdi ne yapacağız? Nasıl hayatta kalacağız? Bizim için tehlike çanları çalıyor. Güvenme, sevgi, bağlanma ihtiyacımız en üst seviyede. Ünlü psikolog Erik Erikson ilk 18 aylık dönemde temel güven-güvensizlik duygusu kazandığımızı söyler. Dünya tehlikeli mi, insanlara güvenebilir miyim? Ebeveynlerim beni koruyacak mı? Tüm bu sorular ilk 18 ayda cevap bulur. Burada unutmamalıyız ki, bebek anne karnında organlarının oluşmaya başlamasıyla bizi duyabilir, hissedebilir, annenin stresini çok rahat anlayabilir ve bundan çok etkilenebilir.

   Bebek sahibi olmayı bekleyen ya da olan herkese buradan sesleniyorum:

  • Bir bebeğiniz olacağını öğrendiğinizden itibaren kendi beden ve ruh sağlığınıza, beslenmenize çok dikkat etmelisiniz.
  • Stres ve sıkıntı en büyük düşmanınız, bu yüzden tartışmalardan uzak durup kendinizi rahatlatacak aktiviteler yapmalısınız. Yürüyüş, dinlendirici müzikler, sizin sesinizden ninniler…
  • Doğmamış bile olsa sizin onu isteyip istemediğinizi hisseder. Onu sevmeye çok erken başlayın, buna ihtiyacı var. Doğduğunda özellikle anne kucağına, kokusuna çok ihtiyaç duyar. ‘Kucağa almayın, alışır.’ gibi söylemlere inanmayın. Bol bol kucağınıza alın, öpün, koklayın; güvende olduğunu hissetsin.
  • Eğer mümkünse minimum 1 yıl çocuğa anne olarak siz bakın. Mümkün olduğu kadar fazla sadece anne sütüyle besleyin. Sesinizle uyutun ve yanında televizyon izlemeyin, onun yerine ninnilerin çaldığı bir radyo daha iyi olacaktır. Ona en az 1 buçuk yıl televizyon izletmeyin, beyin aktivitelerini engelleyebilir; ilk aylarda da olsa birlikte yatmayın sadece beşiği aynı odada olsun.

  Aslında hepimiz anne karnında güvende olduğumuzu hatırlıyoruz. Çünkü çok üzgün ya da sıkıntılı zamanlarımızda hemen cenin pozisyonu (kollar ve bacaklar kıvrık, dizler karna çekili, baş öne eğik) alıyoruz. Hayattaki en büyük travmamız, aslında en çok hatırladığımız fakat hiç hatırlamadığımız… İlginç değil mi?

 

Bu yazı 420 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ÖFKE KONTROLÜ
» OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
» ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ
»   KURBAN BAYRAMI PSİKOLOJİSİ
»  ARADIĞIMIZ İLİŞKİ
»  KAYGIMIZI ÖNLEMEK
» ÇOCUKLARA ÖLÜMÜ ANLATMAK
»     ALZHEIMER OLAN KİŞİYE YARDIM ETMEK
» ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK 2
» ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter