26 Nisan 2017 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 6°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ANZAKLI ÖMER (2)
Yazı Tarihi: 20 Nisan 2017 Perşembe 07:35

‘Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir’

Biz de inandık sözlerine, vaatlerine... Savaşmak isteyenler arasına katıldık.

Avusturalyalı Anzak anlatmaya devam ediyordu:

‘Bizim beynimizi yıkayan İngilizler, Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale’ye sevk ediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısıra getirdiler o zaman. Mısır’ da şöyle böyle bir kaç ay talim gördük. Atış talimi. Ondan sonra da bizi alıp Çanakkale’ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzündeki havai fişekler, geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman... Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatını kaybediyordu. Fakat biz Türklerdeki ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik olarak çok üstün olduğumuz gibi, sayı bakımından da fazlaydık. Peki, onlara bu cesaret ve kuvveti veren neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi, Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş. Bunu nereden anladığımı söyleyeyim. Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçişim.’’

Meraktan ağzım açık Avusturalyalı dinliyorum. Savaşın dehşeti anılarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti:

‘’Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında gördüm. Nasıl korktuğu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya.. Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiç de öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice, bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki kendi kendime: ‘’Bu Adamlar isteseler şu andan beni öldürürler. Ama öldürmüyorlar.. Veya isteselerdi önceden öldürebilirlerdi.

Not: Devamı yarın mutlaka okuyun. Çok memnun kalacaksınız.

 

AKIL BABA CEZASI

Akıl Baba dinleyici olarak mahkemeye gitmiş. Kadı sanığa, ‘Suçun nedir?’ diye sormuş.

Adam rahatlıkla: ‘Büyük bir suçum yok; bir dönümcük orman yaktım, cezasını çekmeye hazırım’ demiş.

Akıl Baba dayanamayıp;

‘Kadı efendi senin yerinde olsam, bir dönümcük dediği orman toprağının içinde ve üzerinde yaşayan milyarlarca canlıyı yakan bu Allahsızın yakılmasına karar verirdim’ deyip mahkemeden çıkmış.

 

TEMİZ KALP

Brigitte BARDOT ölmüş, öbür dünyada karşılanmış. Sırat Köprüsünün başına getirilmiş... Korku içinde ve fena halde titriyormuş.

Sen Piyer kendisini teselli ediyormuş:

‘’Korkma yavrum... Sırat Köprüsünden geçerken maziyi düşünme. Kalbini temiz tut yeter. Düşmeden geçersin. Sen yeter ki kalbini temiz tut. Yürü, korkma, ben de arkadan geliyorum.’’

On adım atmışlar...

Ve Sen Piyer aşağı düşmüş...

 

RAKİPLER

Malezya’daki Petronas İkizleri’nin yapımı çok ilginçtir. Birbirinin aynısı iki gökdelen yapılacaktır, hükümet ihaleyi aynı firmaya vermek yerine iki firmaya verir. Yan yana iki bina ve dünyanın en yüksek kuleleri.. İki şirket arasında müthiş bir ‘’kim önce bitirecek’ yarışı başlar. Gece gündüz çalışırlar ve binalar neredeyse aynı anda, ihalede belirtilenden çok daha kısa sürede bitirilir.

Malezya hükümeti sadece kaliteyi denetler. Oysa bizde olsa ‘Kim daha çok malzeme çalarak yapacak?’ yarışı olurdu. Hükümetimiz Allah razı olsun duble yollar yapıp duruyor. Duble yolun her iki taraftaki ihalesini ayrı şirketlere verse; bakın bakalım o yollar uzun zaman bozulur mu?

Türkiye’ de yapılan devlet ihalelerini alan firmaların yaptığı çürük işleri görünce bir insan olarak utanıyorum inanın.

 

TÜM LALERİ KOPARMIŞSINIZ!!!

Kuaför Küçük Mehmet’in iş yerinin önünde betondan 3 tane lale ekilmiş saksı var. Hepsinde de ayrı renkte laleler boy boy çiçek çıkarmışlardı.

Oradaki esnaf o lalelere gözü gibi bakıyordu. Salı sabahı bir baktık tüm laleleri koparmışlar ve sapları öylece lalesiz duruyordu.

Ne oldu be oğlum? O laleler bir tarafına mı battı. Şunu anlamakta zorluk çekiyoruz Lüleburgaz’ın çiçek düşmanlarından:

‘’Çiçek dalında güzeldir’’

O saksılarda laleler olduğu için göze, buruna ve zevkimize hitap ediyordu.. Güzelliğin içine ettiniz.

Sakın ha ! Yeşillikmiş, çiçekmiş kırın, basın üzerine, koparın… Bakın, belediye Kongre Meydanı’na yeşilliklerle güzel bir manzara sundu bizlere... Karşıya mı geçeceksiniz? Basın çimenlerin üzerine, oturulacak taşları kırın... Dökün... Sağlam, güzel bir şey kalmasın.. Sahi çiçek, yeşillik ve güzel taşlar sizi rahatsız mı ediyor?

O zaman sen hemen bir psikologa gidin. Tedavi olun yavrum!

 

8 Kasım Çim sahasının tribünü olmayan ve büyük caddeye bakan kısmında camlar var ya; Dışarıdan bakınca camların birkaç tanesinin kırıldığını görürsünüz..

Peki bunları kimler kırıyor?

Hayta takımımız var ya!

İlle bir şeye zararı dokunacak!

 

Boş resmi binalara sahip çıkın... Boş olduğu için ve bakılmadığı, temizlenmediği için her gün bina kendi kendini yiyor.

Ne söylesem, ne yazsam boşuna... Herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın, havasında..

 

KAPALISPOR SALONUNU NEREYE YAPALIM?

İki-üç aydan beri Lüleburgaz Kapalı Spor Salonumuz kapalı. Yani bundan sonra bu salonda hiçbir spor dalında müsabaka yapılmayacak.

Neden mi?

Çünkü burası daha yapılırken çökmüştü... Ve bu salon vergisini zamanında ödeyen, tüm vatandaşlık görevlerini devletine karşı yerine getiren, kavgası olmayan huzurlu bir ilçededir.

Buna rağmen tüm maddi-manevi vecibelerini yerine getiren Lüleburgaz, yapılması gereken salonun neden hala yapılma aşamasına gelmediğini merak eder.

Lüleburgaz tüm diğer ilçelere göre her yönden daha sosyal, daha sportmen ve daha sakin bir ilçedir.

Eski belediye başkanımız Sayın Özcan Değirmencioğlu, spor salonu için arsa vermeye sıcak baktığını bizzat bana ve İlçe Spor Müdürümüze iletmişti... Buna rağmen bu konuda bir metre bile yol alamadık.

Ve Devlet Su İşleri’nin karşısında bir yer var...

Ve de Köy Hizmetlerinin olduğu yer konuşuluyor.

Peki bu arsa işini kim sonlandıracak veya buradaki arsaları Spor İl Müdürlüğüne kim aktaracak?

Bu yazı 139 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KINALI KUZULAR (1)
» HAYAT BİTİNCEYE KADAR ÇALIŞMAK
» İYİCE DÜŞÜNÜN
» ÖNEM VERMEK
» ANZAKLI ÖMER (3)
» ANZAKLI ÖMER (2)
» ANZAKLI ÖMER (1)
» ÖYLE İNTİHAR EDİLMEZ BÖYLE EDİLİR (3)
» ÖYLE İNTİHAR EDİLMEZ BÖYLE EDİLİR (2)
» ÖYLE İNTİHAR EDİLMEZ BÖYLE EDİLİR (1)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter