26 Mayıs 2017 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 14°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (1)
Yazı Tarihi: 18 Mayıs 2017 Perşembe 07:37

Detaylar bütünü oluşturur…

1660 yılında İstanbul’un Kapalıçarşı’dan sonraki ikinci büyük çarşısı inşa edilir. Bu büyük Pazar, 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Mısır’dan gelen malların sergilenmesi için yaptırılır.

Ancak Mısır’dan İstanbul’a gelen ticaret ürünleri olduğu gibi, oraya giden mallar da vardır.

1755 yılında Galata Limanı’ndan Mısır’a gitmek için kalkan bir tüccar gemisi henüz boğazın sularından çıkamadan bir fırtınaya yakalanır. Büyük kalyon, fırtına içinden çıkmayı başaramaz ve Kumkapı önünde kayalara çarparak parçalanır.

Bu olaydan sonra dönemin padişahı 3. Osman Ahırkapı’ya denizcilerin yollarını görebilmeleri için büyük bir fener yaptırır.

Fenerin altında aydınlatmada kullanılacak malzemelerin istifleneceği bir bölüm ve hizmetli yatakhanesi inşa edilir.

Çıkan yangınlar nedeniyle çeşitli dönemlerde tahribata uğrayan fener, Abdülmecid döneminde yeniden ve taştan yapılır. Ahırkapı feneri 40 metre yüksekliğindeki boyuyla Türkiye’nin Şile’den sonra ikinci büyük feneridir.

O yıllarda büyük fitili zeytinyağıyla yakılan fenerin masrafı da bir hayli kabarıktır. Ahırkapı feneri için yılda 1,5 ton zeytinyağı ve metrelerce fitil harcanmaktadır.

Fenerin Ahırkapı’da yapılmasının bir anlamı vardır. Burası tüm Boğazı gördüğü gibi denizden de görülmektedir.

Ahırkapı İstanbul’un tarihsel semtlerinden biri olduğu üzere, Sarayburnu gibi imparatorların malikanelerinin bulunduğu bir bölgededir. Bizans döneminin önemli sarayları da burada yaptırılmıştır.

Saraylarda ünlü bir bölgenin Osmanlı döneminden bu yana Ahırkapı olarak anılmasının hikayesi son derece basit ve basit olduğu kadar da ilgi çekicidir.

Osmanlılar atlara büyük önem verdiklerinden mi yoksa denize arkalarını dönmeyi adet edindiklerinden mi bilinmez, buraya ‘ahır’ yaptırıp sarayın atlarını bağlarlar.

Boğazın en güzel yeri Osmanlı İmparatorluğu tarafından asırlar boyunca ahır olarak kullanılmış, bu nedenle semt ‘Ahırkapı’ adını almıştır.

KAYNAK: %100 İstanbul Yazar: Erk Acarer. Sahife: 16-17

DEVAMI YARIN

 

TUTUMLULUK

Türkiye’nin en zengin iş adamı Vehbi Koç, bir gün Divan Oteli’nin ‘Pub’ında muhallebi türünden bir tatlı yiyordu. Onun masasından iki üç masa ileride de gazeteci Ahmet Güner, işadamı İsmail Uğurlu ve muhasebeci de aynı tatlıyı yiyordu. Vehbi Koç, İsmail Uğurlu’yu tanıyordu. Selamlaştılar. Vehbi Koç, elindeki tatlı ile onların masasına geldi ve ‘Siz üç kişisiniz ben sizin masanıza geleyim’ dedi.

Vehbi Koç, diğerlerinin de aynı tatlıyı yediklerini görünce ‘Siz de aynı şeyi yiyorsunuz’ dedikten sonra ilave etti: ‘Burada yemeniz daha iyi çünkü fiyatlar yukarıdakinden (yemek salonundan) daha ucuz’ dedi.

(Not: Divan Oteli Vehbi Koç’undur)

 

İNŞALLAH SEN DE BABAN GİBİ KONUŞURSUN

Akılbaba, büyük bir inşaatın önünden geçerken komşusunun oğlu karşılamış: ‘Hoş geldin’ demiş. Sonra, birkaç yerde inşaat yaptığını, idare etmekte güçlük çektiğini söylemiş. Akılbaba, başarı diledikten sonra ‘Geçenlerde annenle babanı ziyaret ettim. Yaşayışları rahat huzurlu değildi. Oğlunuz yardımcı olmuyor mu diye sordum. Baban’ Çok şükür oğlumuz zengin. Rahat yaşıyor. Varsın yardım etmesin. Yeter ki biricik oğlumuz sağ olsun. Rahat olsun’ dedi. Böyle iyi niyetli, değerli bir ana babanın oğlu olduğun için öğünebilirsin. İnşallah sen de ileride kendi çocuğun hakkında baban gibi konuşursun’ deyip gitmiş.

Öyle ya! Çocuklar, sağ olan anne-babalarına nasıl davranırlarsa, onlara da yarın öbür gün çocukları aynı şekilde davranırlar. Anne ve babanıza saygı gösterin. Onları sayın ve sevin.

 

İHANET (FIKRA)

90 yaşında bir kadın günah çıkartıyor.

‘Muhterem peder, kocama ihanet ettim’

Papaz çılgınlar gibi bağırıyor:

‘İyi ama anacığım bu dediğin yarım yüzyıl önce değil miydi?’

Kadın:

‘Evet muhterem peder evet… Ama bundan söz etmeye bayılıyorum…’

 

BELEDİYESPOR YERİNE?

Türkiye’de belki yüzlerce şehrin adını almış Belediyespor takımları kuruluyor.

Çoğu takımlar daha çok futbola, birkaç tane belediye ise basketbola, voleybola ve bazıları ise güreş kulüplerine dünyanın parasını harcıyorlar.

Peki spor kulüplerine yardım edip Belediyespor olan ilçe-illerde sporun ilerlediğini görebildiniz mi?

Peki o zaman ne yapalım?

Her il, her ilçe ve hatta her köy kendi çocuklarına Kapalı Spor Salonu yapmak için belediyelere müracaat etmeli.

5 yıllık veya 10 yıllık bir plan dahilinde okulların birer spor salonu olması Türk sporu adına yararlı olacaktır.

**        **        **       

Nüfusu Lüleburgaz gibi yüz elli, bin olup da Kapalı Spor Salonu olmayan Türkiye’de kaç ilçe vardır bunu hiç düşündünüz mü?

Yer hazır, ama bu duruma hiç kimse arka çıkmıyor. Veya çıkmak istemiyor… Peki şimdi sizlere soruyorum…

‘Lüleburgaz’da Kapalı Spor Salonu yapmayacak mısınız? Sayın Özcan Değirmencioğlu yer için size sıcak baktığını söyledi… Eh ne duruyorsunuz?’

Ben inanıyorum ki Lüleburgaz’ın Kapalı Spor Salonu’nun bu feci durumunu Ankara’daki yetkililer bilmiyor. Belki de haberi bile yok.

**        **        **       

Lüleburgazlı kız-erkek ve yaşı 10-12 arasında olan çocuklara kabiliyetlerine veya arzularına göre tüm spor dallarına ‘A’dan başlayarak pekala okullar kurabiliriz.

23 Nisan Çocuk Şenlikleri münasebetiyle LYFA’da yapılan basketbol-futbol maçlarında çocuklar sınıfta kaldı bence…

Öğrencilere daha fazla antrenman yapmak için onlara İlçe Spor Müdürlüğü ve Milli Eğitim’in ortaklaşa yapacağı bir çalışma ile çocuklarımız yarının sporcusu olabilirler.

Hafta iki defa antrenmanla sporcu yetiştireceğinize inanıyorsanız o zaman sakın buna inanmayın.

Türkiye için bir şey yapma zamanı daha gelmedi mi?

 

KANATLI HAYVANLAR FESTİVALİ

Lüleburgaz Belediyesi ve Lüleburgaz Güvercin-Kanarya Kümes Hayvanları Sevenler Derneği tarafından yapılacak olan festival önümüzdeki Pazar günü Lüleburgaz Kapalı Pazaryeri’nde saat 10:00’da tüm Lüleburgazlılara kapılarını açacak.

Aklınıza gelen hangi hayvanlar varsa bu festivalde sergilenecek. Bilhassa anne-babalardan çocuklarını da buraya getirmelerini salık veririz Güzel bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız buyurun gelin festivalimize. Belki de ilk defa bu kadar renkli ve değişik hayvanları bir arada görmek fırsatını yakalayacaksınız. Tüm Trakya’dan katılımcılar olacak.

 

Bu yazı 147 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YAŞANMIŞ BİR HİKAYE ( 2)
» YAŞANMIŞ BİR HİKAYE (1)
» HAYATA DÖNÜŞ
» BİR GÜNLÜK ANNE (2)
» BİR GÜNLÜK ANNE (1)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (3)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (2)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (1)
» MURAT HER YERDEDİR (2)
» MURAT HER YERDEDİR (1)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter