26 Mayıs 2017 Cuma
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 14°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (3)
Yazı Tarihi: 20 Mayıs 2017 Cumartesi 07:38

 

Ama yılmaz, bir kez daha dener, sonra bir kez daha...

Her seferinde daha iyi atlamakta, üstelik suyun üzerinden durabilmektedir.

Dersin son günü, kendini motordan boşluğa bıraktığında bacakları tamamen birleşik ve vücudu bıçak gibidir. Paşa denize onu deler gibi girince, büyük alkış alır. İşte bu Atatürk'ün zoruyla öğrendiği meşhur çivilemesidir.

Osmanlılar sırtlarını denize dönüp oturmayı severler. Kim bilir belki de atlara çok değer verdikleri için, Boğaz'ın en güzel yerlerinden birini ahır olarak kullanmışlardır.

Paşa gönül adamıdır, denize karşı rakı içmekten ve denize girmekten büyük keyif aldığı ortadadır.

Ayrıntılar bütün oluşturur.

Mustafa Kemal, köhnemiş bir imparatorluğu yıkıp yerine çağdaş bir imparatorluk kurmuştur.

Ahırkapı'da bugün artık elektrikle aydınlatılan fener, gemilere yol göstermeye devam etmektedir!

Kaynak: % İstanbul Yazar: Erk ACARER Sahife: 17-18

 

HAYVANLARIN DİLİNDEN ANLARMIŞ

Bir toplulukta birisi Aklıbabaya sormuş?

"Hayvanların dilinden anladığın doğru mu?"

Akılbaba gülerek, "Doğru demiş; kendimi insanların, hayvanların, hatta bitkilerin yerine koyarak, onların ne söylediklerini daha doğrusu ne söylemeleri icap ettiğini kestiririm. Geçen gün köy yolunda koparmak istediğim yaban gülü:

"Sana faydalı olmayacaksam koparma" dedi.

Bir kaç gün önce de bir avcı ağzındaki yiyecekle yuvasının kenarına konan üveyik'e ateş edeceği sırada seslendim.

"Vurma! Yuvadaki yavrumu getirmem için yaşamam lazım, diyor, dedim. Avcı vurmadı, Kısacası insan kendini neyin yerine koyarak karar verirse onun hakkında en doğru kararı vermiş olur"

 

DİPLOMASİ - TAKT

Yüzbaşı çavuşa kötü bir haberle geldi. "Hasan'ın büyük annesi öldü. Git ona söyle"

Çavuş çadırın önüne geldi, kapıda biraz durdu ve bağırdı. "Hey Hasan büyük annen öldü"

Yüzbaşı dehşet içindeydi. "Çavuş bir adama büyük annesinin öldüğü haberi böyle verilmez" dedi. "Bak adamı ne hale getirdin, şoke ettin. Bu gibi durumlarda takt kullanmak gerek. gel, biz seni "Takt ve Diplomasi" kursuna gönderelim"

Çavuş "Takt ve Diplomasi" veren okulda bir sene kaldı. Döndüğü gün, yüzbaşı kurşun faydalı olup olmadığını sordu: "Çok faydalı oldu, yüzbaşım" dedi, çavuş "Takt kullanmasını öğrendim."

Yüzbaşı, memnun olduğunu söyledikten sonra ilave etti: "Biraz önce Mustafa'nın büyük annesinin öldüğü haberi geldi. Git, söyle"

Çavuş koğuşa girdi kapıda durdu ve erlerin bir sırada dizilmelerini istedi. Ardından emir verdi: "Büyük anneleri hayatta olan herkes bir adım ileri! Sen geride dur, Mustafa, pek acele etme!

 

FİKİRLER

Viyana Seferi... Bizimkiler gelirken gözcüler Viyana'ya haber ulaştırıyorlar. "Rahat olun, Türkyer yanlarında top getirmiyorlar! Viyana'dakiler inanmıyorlar, tarihte top olmadan bir kalenin alındığı veya kuşatıldığı görülmüş değil. Gözcüler kafileyi bir daha inceliyorlar kesinlikle top yok. Bizimkiler geliyorlar ve Viyana'nın etrafını çeviriyorlar. Avusturyalılar sevinç içinde "hiç top yok" 15-20 gün sonra toplar ortaya çıkmaya başlıyor Herkes şaşkın.

Osmanlı o güne kadar yapılmamış bir uygulamayı başlatıyor. Toplar kafilenin hızını çok yavaşlattığı için topları yanlarında götürmek yerine, her yeniçeriye bir tunç parçası veriyorlar. Otağ kurulduktan sonra toplar Viyana önlerinde dökülüyor (yapılıyor) şekillerde uyguladı. Bizimkiler Viyana'yı zapt edemez ve dönerler. Viyana'da eğlenceler düzenlenir. Şefler, Türk sancaklarını üzerinde gördükleri "hilal"lerden esinlenerek kurabiyeler yaparlar adına da "Croissant" derler.

Tarihteki ilk ayçörekleri sizim Viyana’daki sancaklarımızın üzerindeki hilallerdir.

 

 

ZAFER TINAZ

Dünkü yazımda eski Edirnesporlu ve Tekirdağsporlu Özkan’ı yazmıştım sizlere.

Ve Edirne’de Edirnespor’un lokalinde karşılaşmıştık Özkan’la, Özkan’dan başka diğeri Şekerspor, Ankara Şekerspor, Hacettepespor’da futbolculuk ve birçok takımda da teknik direktörlük yapmış Zafer Tınaz ağabeyimizdi.

Zafer Tınaz da o lokalde oturuyordu.

Tınaz bey bu masaya gelebilir misiniz diye seslendim. Şöyle sizinle hem eski günlerimizi yad edelim, hem de birer çayınızı içelim dedim.

İlk evvela tanıyamadı beni. Biraz dikkatlice bakınca:

‘Oh! Oh! Necati, burada ne işin var? Nasılsın, iyi misin?’ dedi.

Zafer ağabeyimi daha Alpullu Şekerspor’dan tanırım. Bizler 17-18 yaşlarında Yeşilovaspor’da oynarken o ve diğer Alpullu Şekersporlu futbolcuların yaşları 25-30 arasındaydı.

Zafer abi kaç yaşındasın diye sorunca:

‘Tam tamına 87 yaşındayım’ demez mi? Biz üçümüz de:

‘Haydi canım sen de! Bu kadar da atma dedik. Dedik ama gerçekten bu yaştaymış.

Uzun boylu, saçları hiç dökülmemiş, gözleri fıldır fıldır.

İnanın bizler onun ancak ayak parmağı oluruz bu görüntüyle.

İnanın maşallah! Allah daha uzun bu görüntü ile yaşatsın ağabeyimizi.

İşte bundan 55 yıl evvel karşılıklı oynadığımız futbolcu arkadaşlarımız, sevgili büyüklerimizi karşımızda görünce insan olarak sevince boğuluyorsun.

Benim gibi futbolcuları arayan soran, telefonla konuşan, kutsal günlerimizi karşılıklı kutlayan futbolcu yok gibi.

Tüm futbolcuların telefon numaraları bende var.

 

EDİRNE’NİN LALAPAŞA’SI

Edirne’ye geçen gün gitmeden evvel PTT teknisyeni arkadaşım Recep Döşler’in Lapaşa’nın bir köyünde arsası olduğu için ben ve Bahri Berberoğulları da onun yanında yer aldık.

Recep Döşler, tarlanın yerini merak ederken Bahri Berberoğulları da araştırmacı özelliği ile eski mezar taşlarının fotoğraflarını çekip durdu.

Balkan Harbi ile ilgili bilgiler topladı.

Biliyorsunuz Bahri Berberoğulları çıkardığı kitaplarla isminden bahsettiren araştırmacı-tarihçi-yazar.

Yakında iki-üç kitabı daha çıkacakmış.

Kitapçılardan Bahri beyin kitaplarını alabilirsiniz. Alın ki o da hiç olmazsa harcadıklarının karşılığını alsın.

Lalapaşa-Hasköy  ve bunlara bağlı köylerde yaşayanlara sordum: Ne ile geçiniyorsunuz? diye.

‘Hayvancılık ve çiftçilik’ Tarlalarda ekili olan buğday ve ayçiçekleri nazar değmesin çok çok güzel.Ama en güzel tarafı neydi biliyor musunuz? Yeşillikler binlerce kilometrekare içinde insana öyle bir rahatlık veriyor ki…

Her taraf ağaç. Ağaçlarda meyveler.

Şöyle söylendik bir ara üçümüz:

‘Hey koca Atatürk, bu güzel verimli toprakları Türkiye’ye kazandırdığın için Allah razı olsun. Ne büyük adammışsın.’

Bu yazı 99 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» YAŞANMIŞ BİR HİKAYE ( 2)
» YAŞANMIŞ BİR HİKAYE (1)
» HAYATA DÖNÜŞ
» BİR GÜNLÜK ANNE (2)
» BİR GÜNLÜK ANNE (1)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (3)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (2)
» ATLAR MANZARA SEVER Mİ? (1)
» MURAT HER YERDEDİR (2)
» MURAT HER YERDEDİR (1)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter