20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
AZMİN GÜCÜ
Yazı Tarihi: 21 Haziran 2017 Çarşamba 07:10

Küçük bir kasabadaki okul binası, eski usul bir kömür sobasıyla ısınıyordu. Küçük bir çocuğa okula hergün erkenden gelerek ateş yakma görevi verilmişti. Böylece öğretmen ve diğer öğrenciler gelmeden önce sınıf ısınıyordu. Bir gün okula geldiklerinde okul binasını alev aldığını gördüler. Bilincini kaybetmiş ve ölmek üzere olan küçük çocuğu alevler içinde kalan okuldan sürükleyerek çıkardılar. Vücudunun alt tarafında ciddi yanıklar vardı. Küçük çocuk yakınlardaki kasaba hastanesine kaldırıldı. Bedeni korkunç bir şekilde yanmış, bilinci gidip gelen küçük çocuk hastane yatağından doktorun annesiyle konuştuğunu duydu. Doktor, annesine kendisini çocuğun ölümüne hazırlamasını söylemişti. Bunun, onun için en iyi şey olacağını da… Çünkü korkunç yangın vücudun alt tarafını yakıp kül etmişti. Ancak cesur ufaklık ölmek istemiyordu. Hayatta kalmaya karar verdi. Doktoru şaşırtan bu azimle hayatta kalmayı başarıştı. Hayati tehlike geçince doktorun annesiyle konuşmasını duydu. Yangın vücudun alt tarafındaki dokuları yok ettiği için ölüm neredeyse onun için yaşamaktan daha güzel bir seçimdi. Belin aşağısını kullanmadan engelli bir hayat geçirmek zorunda kalacaktı. Küçük çocuk, bir kez daha azmetti. Engelli olmayacaktı, yürüyecekti. Ancak belden aşağısı hareket kabiliyetini kaybetmişti. Sonunda hastaneden taburcu edildi. Annesi her gün bacaklarına masaj yapıyordu ama o herhangi bir şey hissetmiyordu; bacakları da hissetmiyordu. Ancak içindeki yürüme azmini kaybetmemişti. Yatakta olmadığı zamanlarda tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Güneşli bir gün annesi onu temiz hava alması için bahçeye çıkardı. O gün sandalyesinde oturup durmak yerine kendini sandalyeden attı. Çimenlerin üzerinde bacaklarını arkasından sürükleyerek ilerlemeye başladı.

Arkası Yarın. Kaynak: Tavuk Suyuna Çorba: Sahife: 262-263

 

HATA

Adam kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince hemen oğlunu hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerin fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle:

“Babacığım, kamyonuna verdiğim zarar için üzgünüm” demiş.

Ve daha sonra babasına şu soruyu sormuş:

“ Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”

Hadi bakalım, bu soruya bir baba olarak cevap verin. Siz de çekici alıp çocuğunuzun parmaklarına vurur musunuz?

Eğer kontrol edemezseniz kendinizi siz de vurursunuz...

Ve en sonunda baba söylenen bu söz üzerine gidip intihar etmiş.

 

YILBAŞI İKRAMİYESİ

Avustralya’da devlete ait bir şirkette çalışanlar her yıl olduğu gibi yine yılbaşı gecesi bir gece kulübünde eğlenmektedir. Genel müdür tuvalete yöneldiği anda arkadaşları ona bir şaka yapmak isterler. Çantasından piyango biletini çıkararak hızlı bir şekilde bir kağıda yazarlar sonra her yıl kazanan numarayı açıklayan görevli kıza giderek durumu anlatırlar.

Hiçbir şeyden haberi olmayan Genel Müdür masasına döner. Saatler 12’yi gösterdiğinde görevli kız müziği susturarak konuşmaya başlar;

“Şimdi 15 milyonu kazanan piyango biletinin numaralarını okuyorum.”

Bu sözlerden sonra herkes yılbaşı için aldığı biletleri çantasından çıkarır. Genç kızın okuduğu numaralar müdürü şaşırtır. Genç kız kazanan numarayı bir daha okuyunca genel müdür iyice heyecanlanır. Genç kızı yanına çağırarak son kez numarasını kontrol eder.

Artık kazandığına emindir. Kadehinden bir yudum alarak ayağa kalkar ve konuşmaya başlar:

“Şimdi size bir açıklamam var. Senelerdir çalıştığım şirketten ve sizlerden nefret ediyorum, Karım ve çocuklarım da umurumda değil. Yaklaşık altı aydır karımı sekreterimle aldatıyorum. Hepinizin canı cehenneme, Amerika’ya gidiyorum, çünkü piyangodan 15 milyon dolar kazandım”

Bu gerçek hikayenin sonunda adam mesleğinden oluyor.

 

ERGENE TEMİZLENECEKMİŞ!

Kaç yıl oldu bilemiyorum Ergene Nehri’ni “Ha bu yıl tamam” temizleyeceğiz, dediklerini.

On yıl mı? Yirmi yıl mı? İnanın yılları bile unuttum artık.

Hele seçimlerden evvel dinlediğim masalların sayısını da unuttum. Tabii bu süre zarfında köylerde bilhassa Ergene Nehri’nin geçtiği yerlere yakın oturanlar da son yılları demiyorum son aylarda kanserden ölenlerin sayılarını bana söylediklerinde içim cıızz edip duruyordu…

Ama 19 Haziran 2017 Pazartesi günkü gazetemde okuduğum,

“Ergene’de 2019’da balık yüzecek!” haberini duyunca çok sevindiğimi inanın buradan haykırmak istiyorum.

Ergene Derin Deniz Deşarj Genel Müdürü Sayın Mehmet Ceyhan,

İçme suyu hariç tüm maksatlarla kullanılabileceğinin müjdesini verdi.

İnanmak istiyorum bu sefer... Yalnız ben değil tüm Trakya inanmak istiyor buna Genel Müdürüm.

Proje 2019’da tamamlanacakmış ve Ergene Nehri Havzası Koruma Eylem Planı’nın toplam maliyeti 10 milyar lira olacakmış...

Proje’nin uygulaması bittiğinde Ergene suyunda balıklar, kurbağalar, tosbağalar cirit atacak ve su da tarlalardaki mahsulü sulamada kullanılacakmış.

İnşallah Sayın Genel Müdürüm, bu dedikleriniz tahakkuk eder, Yüce Rab’bim, bu dediklerinizi bizlerin de öteki dünyaya göç etmeden görmemiz en büyük dileğimizdir.

İnanın Sayın Genel Müdürüm Trakya toprakları ve Trakya’nın insanları Ergene Nehri’nin bugünkü görüntüsünü hiç hak etmiyor.

Ve Trakya insanı verilen sözleri hiç unutmaz.

 

YARATICILIK

Karadenizliler yaratıcı düşünme metodunu çok verimli bir şekilde yaratıcı düşünme ve hatta yaratıcı bilmece sorma alanında kullanmaktadırlar. Temel, kahvede nitelikleri sıralayarak sorar;

-Ağaçtadur

-Saridur

-Öter

-Bu nedur?

Kahvedekiler bir sürü cevap bulurlar:

-Bülbül?

-Değuldur.

-Kanarya?

-I-ıhh.

-Dala gonmiş sarı radyo?

-O da değuldur.

Hiç bir cevap işe yaramaz. Sonunda, biz bilemedik neymiş dediklerinde Temel:

-Hamsidur daa, der.

-Ula hamsi ağaçta midur?

-Ben çoydum.

-Ula hamsi sari olur mi daa?

-Boya-duum.

-Haydeee! Peçu hiç hamsi öter mi daa?

-O da şaşurtmacasidur. O  şaşurtmaca olmasa herkes bilurdu.

 

 

Bu yazı 334 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter