22 Ağustos 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Mehmet Ali Mendi
DAMARLARINIZ VE BAHTINIZ AÇIK OLSUN!
Yazı Tarihi: 29 Haziran 2017 Perşembe 07:40

LÜLEBURGAZ TIP MERKEZİ / UZ. DR. MEHMET ALİ MENDİ

Dünya sağlık örgütünün verilerine göre kalp-damar hastalıkları ölümlerin en sık nedenidir, aynı zamanda ciddi iş gücü ve fonksiyon kayıplarına neden olabilmektedir. Örneğin daha önce sağlıklı olan bir kişi kalp krizi geçirip, kalp krizinden sağ kurtulup, kalp yetmezliği geliştiyse daha önce kendi kendine yetebiliyorken, bundan sonra nefes darlığı, halsizlik, erken yorulma gibi şikayetler meydana geliyor, belki de günlük işlerini yaparken dâhi bir başkasından yardım almak zorunda kalıyor olabilir.

Kalp hastalıkları denilince tek anlamamız gereken kalp krizi midir, daha başka kalp hastalıkları var mıdır?

Elbette kalp-damar hastalıklarından başka kalp hastalıkları da mevcuttur, örneğin; doğuştan kalp hastalıkları ki bazı doğuştan kalp hastalıkları erişkin yaşa kadar tespit edilmeden gelebiliyor, kalp kapak hastalıkları, kalp ritim bozuklukları, kalp kası hastalıkları, kalp yetersizliği, kalp zarı hastalıkları, nadiren kalp tümörleri gibi.. Kalp hastalığı denilince, tek değil ama aklımıza ilk gelmesi gereken kalp-damar hastalıklarıdır diyebiliriz.

Peki bir kişi kalp hastalığı olduğunu nasıl bilebilir, kalp hastalığının ne gibi belirtileri vardır?

Kalp-damar hastalığı olup daha önce tanı almamış birinin, ilk şikayeti bir kalp krizi olabileceği gibi, tıp terminolojisinde stabil anjina dediğimiz; yürüyüş, merdiven çıkma veya aşırı heyecan, üzüntü, kaygı gibi duygusal stres sonrası ortaya çıkan, göğsün ortasında baskı, ezilme tarzında, dinlenince veya dilaltı verilince geçen ağrı ile başvurabilir. Kalp krizi ise tarif edilen bu ağrının 20 dakikadan daha uzun sürmesi ve dinlenmekle geçmemesi şeklinde tarif edilebilir. Tabi her zaman kalp krizi bu şekilde ortaya çıkmayabilir, özellikle yaşlılarda, diyabeti olan hastalarda veya kadınlarda; bayılma, baş dönmesi, geğirme gibi belirtilerle de kendini gösterebilir veya ağrı sol kolda, nadiren sağ kolda, omuzlarda, sırtta, çenede, mide bölgesinde hissedilebilir veya nadiren, özellikle diyabetik hastalarda, terminolojide sessiz iskemi dediğimiz durumda herhangi bir belirti vermeden de damar hastalığı var olmuş olabilir. Bunun haricinde örneğin; kalp ritim bozuklukları ise çarpıntı, bayılma, baş dönmesi gibi şikayetlerle kendini gösterebilir. Kalp yetersizliği ise nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, öksürük, bacaklarda ödem gibi belirtilerle ortaya çıkar. Kalp kapak hastalıkları da yine kalp yetersizliğine benzer şekilde nefes darlığı, halsizlik, çarpıntı gibi şikayetler oluşturabilir.

Kalp hastalığından korunmak için yapmamız gerekenler nelerdir?

Aslında bunu hepimiz biliyoruz, yapılması gerekenler çok basit; ancak uygularken irademizi kontrol etmede zaman zaman güçlükler yaşıyoruz. Herkesin malumu olduğu üzere tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, fazla kilomuz var ise bir beslenme uzmanı yardımı ile kilomuzu kontrol altına almak ve tabi tükettiğimiz besinlerdeki yağ oranına dikkat etmek, doymuş yağların tüm kalori içerisindeki oranını %10’un, trans yağ oranını ise %1’in altında tutmak. Lifli gıdalardan zengin besinleri tüketmek ve mümkünse haftada 2 defa balık tüketmek, günlük tuz ve şeker tüketimimizi azaltmak kalp krizinden, diyabetten ve yüksek tansiyon hastalığından korunmada etkin önlemler olacaktır.

Diyabet ve yüksek tansiyon demişken, bildiğimiz üzere kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturuyor bu hastalıklar, peki kalp-damar hastalıkları açısından daha başka riskli guruplar var mıdır?

Çok haklısınız, özellikle diyabet hastalığı; hem oluşturduğu risk açısından, hem az önce de bahsettiğimiz üzere sessiz (gizli) kalp hastalığı oluşturabilmesi bakımından hem de tedavideki güçlükler nedeniyle en önemli risk faktörü diyebiliriz, Diyabet hastalarında geçmişe dönük 3 aylık kan şekeri seyrini gösteren HbA1c tahlili aile hekimi, dahiliye uzmanı veya endokrinoloji uzmanı tarafından gerek görüldüğünde bakılmalıdır ve %7’nin altında olması hedeflenmelidir. Medyadaki yanlış bilgilendirmeler de göz önüne alındığında, benim üzerinde hassasiyetle durmak istediğim diğer bir konu “kolesterol”. Kolesterol büyük oranda vücudumuz tarafından sentezlenen , birtakım hormonların yapısında yer alan bir yağ türevidir; ancak büyük oranda vücudumuz tarafından sentezleniyor olması tamamen zararsız olduğu anlamı taşımamaktadır. Yüksek kolesterolün kalp-damar sağlığı açısından zararları büyük ve çok sayıda araştırmalarla kanıtlanmış ve tıp literatürüne girmiştir. Yüksek kolesterolün düşürülmesinde  öncelikle az önce bahsettiğimiz sağlıklı beslenme- kilo kontrolü ve egzersiz gibi önlemlere ilaveten ; kişi daha önce kalp krizi geçirdiyse veya kalp damarına balon veya stent tedavisi uygulandıysa veya koroner anjiografi yapılıp kalp damarlarında müdahale gerektirmeyen önemsiz darlık saptandıysa veya by-pass ameliyatı olduysa veya bacak damarlarında veya şah (karotis) damarında daralma-tıkanma saptandıysa  veya inme (felç) geçirdiyse  veya diyabet hastalığı olup idrarda protein kaçağı varsa veya beraberinde hipertansiyon gibi  risk faktörü bulunan diyabet hastalarında veya şiddetli böbrek yetersizliği olanlarda kolesterol düşürücü tedaviye daha erken başlanması önerilmektedir. Bu kapsamdaki kişiler LDL yani kötü kolesterol seviyesi  70mg/dL’nin altında tutulacak şekilde kolesterol düşürücü tedavi almalıdır. Ayrıntılı bir şekilde bahsettiğim bu grup ya damar sertliği tanısı olanlar ya da damar sertliği için çok yüksek risk taşıyanlardır. Kişinin sahip olduğu ek risk faktörlerine göre kolesterol düşürücü tedavide hedeflenen kolesterol seviyesi farklılık göstermektedir, kolesterol düşürücü tedaviye başlanılıp başlanılmayacağına kişi medyadaki söylemlere göre değil, hekimi ile görüşmesi sonucu karar vermelidir.

Ailede erken kalp hastalığı öyküsü; erkeklerde 45 yaş, kadınlarda 55 yaş üstü, obezite, bel çevresi ölçümü erkeklerde 94 cm üzeri, kadınlarda 80 cm üzeri olması da diğer risk faktörleridir.

Sağlığımızın kıymetini kaybetmeden önce bilelim. Herkese kolesterolsüz, tütünsüz, sağlıklı günler dilerim, damarlarınız ve bahtınız açık olsun.

Bu yazı 518 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» DAMARLARINIZ VE BAHTINIZ AÇIK OLSUN!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter