20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
KADIN GİBİ KADIN OL  (3)
Yazı Tarihi: 29 Haziran 2017 Perşembe 07:45

Hürrem’in mektuplarından bazı bölümleri sizin için not aldım.

Mektuplar uzun olduğu için genellikle giriş bölümlerini ya da son bölümlerini yazdım.

Hürrem’in bir mektubu şöyle başlıyor:

‘Gözlerimin nuru, saadetimin sermayesi, sınırlarımın bilicisi, gamlı gönlümün rahatı, yaralı ruhumun aşkının merhemi, daima gönlümün sultanı’

Başka bir mektubunda ise şöyle hitap ediyor Kanuni’ye: ‘Benim devletlüm, benim sultanım…’

Başka bir mektubunda da ;

‘Benim yüzü Yusufum, sözü şeker, latif nazlı sultanım. Tanrı kapısına yüzümü süpürge edip beni sizden ayırma fikrinin mahvolmasına, çabucak mübarek yüzünüzü göstermesine öyle yalvarıyorum ki…’

‘Eğer denizler mürekkep, bütün ağaçlar kalem olsa yine de ayrılığın açıklamasını yapamazlar. Kim ki ayrılığın acılarını öğrenmek isterse Sure-i Yusuf’u okusun.

Yüzümü yere koyup mutluluk sığınağı ayağınızın toprağını öptükten sonra…

…Ferhat ile Mecnun’dan beter Şeyda kölenizi sorarsanız, ne zamandır Sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah-u feryadım dinmeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah kafir olan kullarına dahi vermesin…’

Çok etkileyici yazmış doğru değil mi?

Bu mektuplarla Hürrem, Kanuni’nin aşkını sürekli taze tutuyordu. Kanuni de ona şiirler yazıyordu.

‘Aşk ile sahralara düştüm. Yürü avareyim’

‘Çaresiz derde sataştım, ah biçareyim’

Şu işe bakın; dünyayı titreten padişahımıza neler olmuş.

Başka bir zamanda;

‘Sure-i Velleyl okudum dün namazı Şam’da.

Zülfün andım dilberim nittin, neyledim, bilmedim’ diyor.

Doğrusu kaç yıl aşıkmış ve kaç yıl devam etmiş?

Hürrem 56 yaşında öldüğünde kırk yıla yakın beraberliklerine rağmen Kanuni’nin gözdesi olmayı hep başarmış, istediklerini hep Kanuni’ye yaptırmış.

-Şunu anlatmak istiyorum bayanlara: Erkekle yarışarak, mücadele ederek hiçbir şey kazanamazsınız.

Kadın erkek gibi davrandığında, kadın-erkek birlikteliğinde keyif kalmaz. Erkek-kadın zıt oldukları için birbirlerini çekerler.

Ya sevgili bayan arkadaşlarım hiç olmazsa bundan sonra Hürrem’in mektuplarını aklınızdan çıkarmayın, uygulayın.

Hadi benim kardeşlerim, gayret edin. Aferin sizlere!

 

MAZHAR OSMAN’LA ATATÜRK!

Bir gün nükteci ve renkli kişiliğiyle tanınan akıl ve ruh hastalıkları uzmanı ünlü Mazhar Osman, Atatürk’le söyleşmektedir.

Bu söyleşi sırasında bir ara Atatürk, Mazhar Osman’a sorar:

‘Osman bey bu delilik nasıl bir şey?’

‘Gazi Paşam az da olsa herkeste bir parça vardır’ deyince Atatürk:

‘Ne demek istiyorsun? Bende de mi var?’

Hoş sohbet ve sözünü esirgemeyen biri olan Mazhar Osman:

‘Ohoo, Sizde herkesten bin beteri var. İçerde ve dışarıda dört iklim yedi cihana kafa tutmak, akıllı adamın yapacağı iş mi?’ der.

Atatürk bu söze dakikalarca güler.

**          **          **         

EZİYET

Eziyet denince çok evvel okuduğum bir fıkrayı anlatayım.

Çocuk büyükannesinde kalmak istemiyormuş. Anne ve babası psikiyatra götürmüşler.

Doktor çocuğa: Büyükannenler seni çok seviyorlar. Neden onlarda kalmak istemiyorsun? diye sormuş.

‘Onlar bana işkence yapıyorlar’ demiş çocuk.

‘Nasıl yani?’ diye sormuş doktor.

‘Sürekli yemek yediriyorlar’ demiş çocuk.

Büyükannenin en içten tepeleme doldurduğu ve ısrarla yedirmeye çalıştığı yemek tabağı çocuk için işkence oluyormuş. Demek ki ilgilinin dozu kaçarsa eziyete dönüşüyor.

İZİNE AYRILIYORUM

Bugünden sonra biraz fazla izine ayrılacağım galiba. Her gün yazmak hem de elle iki dosya kağıdının arka ve ön sayfasını yani 3,5 sahife yazmak beni yordu. İnanın biraz da bıktırdı.

10-11 yıldır her gün yazıyorum. Bir küçük güzel söz için bazen elli altmış sayfa okumak mecburiyetinde kalıyorum.

Yazılarımda hep sizlere ders olacak konuları işlemeye, milattan önce ve sonrasında söylenmiş güzel sözleri okuyup bu konuda kendilerine ve diğer toplumda yaşayan insanlarımıza şimdiye kadar güzel sözler ve ders niteliğinde hikayeler, tarihi anekdotlar, mizahi yazılar yazdım da yazdım…

Kütüphaneden, İstanbul’a işi için gidenlere ısmarladığım kitapların sayıları yüzleri-iki yüzleri geçti.

Sizlere hayatta başarı kazananların hayat hikayelerini sırf örnek alasınız diye sahifelerce yazdım durdum.

Yazılarıma Lüleburgaz’da olan olayların yanlışlığını, eksikliklerini, doğru yolu, ilmi yazıları yazarak sizlere faydalı çalışmalar, yazılar yazdığıma inanıyorum.

Ama 10-11 yıl ve her sabah 6’da kalkıp yazdığım ve saat 9’da gazeteye götürdüğüm yazılar inanın beni çok yordu.

Büyük gazetelere bakıyorum da benim her gün aksatmadığım yazıların çeşitliliğini hiçbir gazetede bulamazsınız. Hele hele bunca yıl yazılarımın gazetedeki yerini muhafaza etmem ve benim gibi uzun yazan bir yazar var mı acaba?

Ben fevkalade, bu işin uzmanı olarak kendimi görmedim, sadece görevimi yaptım ve işimi-görevimi aksatmadım.

İzin verirseniz, uzun bir tatil yapacağım. Evimden daha geç çıkacağım, eşimle, çocuklarımla daha fazla vakit geçireceğim.

Şimdilik hoşça kalın. İnşallah iyice dinlenir, moral depolarım. Ve iznim bittiğinde yeni bilinmezleri size ulaştırmanın zevkini ve gururunu yaşarım.

Ben hayatımda hiçbir işi yarım bırakmadım. Ve yaptığım işlerde başarısız olmadım. Her işte devamlılığın daima önde olduğuna inandım.

Ve hayatta ben bu işin üstesinden gelemem diye de hiçbir düşüncem olmadı.

Pek  yakında görüşmek üzere.

Bu yazı 593 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter