20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 5°C
Çok Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ÖLÜM (1)
Yazı Tarihi: 17 Temmuz 2017 Pazartesi 07:10

Doğan Cüceloğlu’ nun eğitimdeki katılımcılarla arasındaki konuşma;

Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?

Katılımcılardan biri: Allah’ a şükür hocam bildiğimiz kadar ile yok.

Cüceloğlu: Ne güzel! Peki bana istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar;

Katılımcılardan biri: ÖLÜM.

 

Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğumdainsanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ÖLÜM’ dür.

Diğer hiçbiri insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

 

Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar, öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu şekilde devam ederim: Peki ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılardan biri: Hayır.

Cüceloğlu: Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?

Katılımcılardan biri: Var.

Cüceloğlu: Yarın?

Katılımcılardan biri: Evet.

Cüceloğlu: 30 yıl sonra?

Katılımcılardan biri: Olabilir.

 

Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?

Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama hiç bakmamışlardır.

Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam evinize döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim evde bıraktıklarınızı sağ salim bulma garantiniz var mı?

Katılımcılardan biri: Yoktur hocam.

 

Devamı Yarın. Kaynak: Cesaret Veren Öyküler. Yazar: Cengiz Erşahin.

 

AL KARANFİLİ SEVERİM

Atatürk Cumhurbaşkanıyken ABD’den bir mektup geldi. Mektubu yazan, “ Ben bölgemin ileri gelenlerinden biriyim. Sizin çok büyük bir insan olduğunuzu biliyorum. Eserlerinizin hayranıyım.” dedikten sonra, bir istekte bulunuyordu:

“ Hangi çiçeği çok sevdiğinizi bana yazmak cömertliğinde bulunursanız, o çiçeğin en güzel cinsine, sizin adınızı vereceğim.”

Atatürk mektubu yanıtlaması için genel sekreteri Ruşen Eşref Ünaydın’ ı çağırtıp ona şunu dedi:

“ Nazik ilgisinden duygulandığımı ve gereken teşekkürü tarafımdan kendisine bildirin ve deyin ki ben en çok Al Karanfilleri severim.”

(Ruşen Eşref Ünaydın Atatürk Ankara 1960)

 

YILANCA TEKLİF

Dere kenarında kurbağanın sesini duyan yılan seslenmiş: “ Hey kurbağa! Karşımdaki yüksek otun tepesine çıkabilirsen, istediğini verebilirim.”

Kurbağa cevap vermiş: “ Otun tepesine çıkmak istediğimi vermeni gerektirecek kadar zor bir iş değil. Beni yakalayıp yemek için tuzak kurmak istediğin belli. Yaşaman için beni yemen hakkın. Ama yaşamak benim de hakkım. Yine de yılanca teklifin için teşekkür ederim. Sürünerek yaşadığın halde, bana her istediğimi verebileceğini söyleyişin güldürdü beni. Çoktandır gülmüyordum.”

 

BAŞARILI MI OLMALI, DEĞERLİ Mİ?

Einstein, bir gazeteci ile yaptığı bir söyleşide, gençlere şu tavsiyede bulunmuştu:

Başarılı bir insan olmaya çalışmayın.

Değerli bir insan olmaya bakın.

Başarılı bir insan, hayattan verdiğinden fazlasını alır.

Değerli bir insan ise, hayattan aldığından fazlasını verir.

 

30 TANE BİR YILLIK TECRÜBE

Büyük bir şirketin pazarlama bölümüne yeni bir müdür getirildi. O bölümde 30 yıldır bir memur olaya tepki göstererek, yıllardır edindiği tecrübesiyle müdürlüğün kendi hakkı olduğunu savundu. Şirketin genel müdürü bu sözlerin sahibine şöyle söyledi: “Arkadaşım, sizin gerçekte 30 yıllık tecrübeniz yok. 30 tane bir yıllık tecrübeniz var.”

 

CAHİT DEDEOĞLU FUTBOL TURNUVASI

Lüleburgaz Belediyesi’ nin her yıl tertiplemiş olduğu futbol turnuvalarının üçüncüsü geçtiğimiz pazartesi günü LYFA’ da başladı. İlk turnuvanın adı (Allah Rahmet Eylesin) Sabri Doğrugiden’di. İkinci turnuvanın adı da bendeniz Necati KAYHAN’dı. Üçüncü turnuvanın adı da zamanında oynadığı futbolla benim ve benden büyükler gayet iyi bilirler; Trakya’nın en iyi futbolcusuydu.

Maçlar LYFA’da oynanıyor. İnanın Lüleburgaz ateşten, sıcaktan bunalırken, LYFA’da ise soğuktan kazaklarımızı çıkaramıyoruz.

Tabii sizler benim bu yorumumu ciddiye almazsınız. O zaman ailenizi, çocuklarınızı Pazartesi-Salı-Çarşamba ve Perşembe geceleri yanınıza alın ve gelin. Hem oynanan maçları seyredin, hem de güzel çayınızı içerken de esen rüzgarın serinliğini vücudunuzun tüm organlarında hissedeceksiniz.

Güzel maçlar oynanıyor; 35 takımın içinde çok iyi futbolcular var. Onların oyun içindeki hareketlerini seyrederken imreneceksiniz.

Dedim ya 35 futbol takımı var. Her takım 15-20 futbolcudan oluşuyor. 35x15=425 futbolcu eder. Bu kadar futbolcuya spor yaptırmak hiç de kolay olmasa gerek.

Bu arada LYFA’ ya gitme isteğiniz olursa yol üzerinde “ Motosiklet ve Bisiklet Akademisi’ne ve Kadın Akademisi’ne de uğramayı unutmayın.”

Sabancı’ya ait AVM’nin ise gün geçtikçe yapısının bitirilmek üzere olduğunu da dikkatinizi çekerim.

Efendim neymiş Lüleburgaz’ da güzel şeyler olmuyormuş. Oluyor da ya siz farkında değilsiniz ya da yapılanları takdir ediyor ama nefret-kızgınlık-particilik hobilerinize söz geçiremiyorsunuz.

 

 

Fetö Darbesinin birinci yılını anıyoruz. Kolay değil sırf demokrat yönetim devam etsin diye yüzlerce şehit verdik; gazilerimizin sayısı belli bile değil.

Bu ülke hepimizin. Yarın öbürgün başımıza bir bela geldi mi bilesiniz ki odununuz kuru olabilir. “ Bana Ne? Diye düşünebilirsiniz.” Unutmayın yaşların yanında kurular da yanar.

İster kontrollü olsun ister kontrolsüz darbe olsun. Böyle büyük bir beladan kurtulduk ya… Ama bu darbeye mani olanlardan şehit olanlara Allah Rahmet Eylesin. Gazilere de geçmiş olsun, hepinizden Allah Razı olsun.……………………………

İznim bitti. Yazılarıma şu andan itibaren başlamış bulunuyorum. Daha evvel İmam Hatip  Lisesi’nin önünden geçen yolun kilit taşlarının yerinden çıktığını bir yazımda size iletmiştim.

Önemli olan caddenin bozuk yerlerinin düzeltilmesiydi ve çok şükür oldu.

Cadde kapanınca trafik akışı evimin hemen yan sokağından verildi. Aman Allah’ım ne laflar, ne bağırmalar! Üste bu yolu yapmanın zamanımıymış… Ne oldu bizim bu halkımıza? Sabırsız, tahammülsüz ve sinir küpü olmuşlar.

Üşenmeden saydım evimin arkasından geçen taksilerin içinde bulunanların sayısını. İnanın 100 arabanın 80 tanesinin içinde sadece bir kişi vardı.

Bu kadar zevk, sefa, bolluk içinde yaşamak yakışıyor mu bize? 50 bin motorlu taşıt var Lüleburgaz’da. 10 değil, 20 değil 100 tane otopark yapsanız bu 50 bin arabayı yine sokamazsınız oto park’a…

Zaten 2-3 Lira vermeyesiniz diye birkaç tane açık otoparkımız var; oraları bile dolmuyor!

Haa halkım ahh! Allah korusun başımıza gelecek var ama!

Bu yazı 249 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter