20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
ÖLÜM (2)
Yazı Tarihi: 18 Temmuz 2017 Salı 07:35

Cücelioğlu: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?

Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar.

Cücelioğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğumuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?

  Katılımcılardan biri: Kesinlikle çok farklı geçerdi hocam.

Cücelioğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden erken çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz bir hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona 'Yüreğinizin ta derinden gelen bir 'Seni seviyorum!' demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?

  Burada bazı katılımcıların ağladığı olur. Belki de dün akşam yaptıklarınızdan bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu fark etmişlerdir.

  Cücelioğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde 'Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim?' diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağınız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

  Kaynak: Cesaret veren öyküler. Yazar: Cengiz Erşahin: Sahife:147-148

 

          BAŞARILI KİME DENİR?

Kim iyi yaşadıysa,

Çok gülüp fazla sevildiyse,

Kim zevki insanların sevgisini kazandıysa,

Kim yuvasını kurup görevini yaptıysa,

Bir sanat eseriyle, güzel bir şiirle veya insanlara örnek olan bir ruh üstünlüğü ile bir eser verdiyse.

Kim dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabildiyse,

Kim başkalarından en iyiyi arayıp, onlara kendinde olan en iyiyi verebildiyse

Kimin hayatı insanlara ilham verdiyse

Kimin izleri ardından şükranla ilerleniyorsa, işte o kişi başarılı olmuştur.

 

          BAŞARI HAREKETLİLİK İSTER

Bir iş adamı, şirketine müessese müdürü alacaktı. İlan verip müracaat edenlerden öz geçmişini yazıp getirmelerini istemişti.

Gelen öz geçmişler arasında birisi enteresandı.

Özgeçmişine şu notu eklemişti.

'Benim falan Başbakanla, falan Cumhurbaşkanınla çekilmiş fotoğraflarım da ektedir.

İş adamı bu notun sahibi kişiyi işe aldı.

Sebebini soranlara da şu açıklamayı yaptı:

'Bana aktif eleman lazım. Bu adam Başkan ve Cumhurbaşkanının yanına sokulabilecek kadar girişken. İşime yarayabilir.Çünkü başarı hareketliliğin sonucudur.'

 

          HERKESİ MEMNUN EDEMEZSİNİZ

Ünlü bir yazar, şerefine verilen bir ziyafette, şu konuşmayı yaptı:

Sizi başarıya götürecek formülü veremem

Ama başarısızlığın formülünü verebilirim.

'Herkesi memnun etmeye çalışmak'

'Başarılı olmak, mutlaka birilerini rahatsız edecektir.'

Herkesi memnun edeyim diyen, başarısızlığa mahkumdur.

 

KUŞTEPESPOR

Lüleburgaz Kuştepe, Belediyemizce düzenlenen Cahit DEDEOĞLU futbol turnuvasında bir takım oluşturmuşlar. Hepsi genç ve ben Özerspor'u 10 yıl çalıştırmama rağmen bu futbolculardan haberim olmadı.

Herhalde ilk defa çıkıyorlar futbol sahasına... Belki de ilk defa geldiler yan yana..

Ben bile hayret ettim futbollarının güzelliğine... Hakeme itiraz yok... Karşı takımın futbolcularına hakaret, sert girme yok.

Sormadım ama galiba hiçbir takıma bağlı değiller, lisansları bile yoktur.

İşte Lüleburgaz'ı yönetenlere büyük bir fırsat... Eğer Kuştepe'yi bazı kötü alışkanlıklardan kurtaracaksanız o genç beyinleri önce spor yapmaya alıştırın ve onlara tabii ki bir iş bulun.

Sayın Kaymakamıma, Sayın Belediye başkanıma buradan bir çağrı yapıyorum.. Bunlara yardım edin; ikinci amatör kümede lig maçlarını yapsınlar.

Maçın devre arasında hakemlerin söylediklerine bakın: 'Aferin ya! Ne güzel oynuyorlar. 2. Amatör kümede bunlar şampiyon olur; kimse bize itiraz bile etmedi!

Ne yapsınlar ikinci devre antrenmansız ve ilk defa bir araya gelip takım oluşturmalarından nefesleri yetmedi.

Lüleburgaz Belediyesinde çalışan bir büyükleri var. Çoğunun onu ve bu çocukları hem kurtarın, hem de bunların içinde çok iyi futbolcu olacaklar var.

Hadi bakalım? Bir mahalleye kurtarmak elinizde…

 

SICAKLAR BANA DOKUNDU!

Bu yaşıma gelene kadar sıcaklardan hiç rahatsız olmamıştım. Ne yalan söyleyeyim bu sıcaklar beni gerdi.. Vücudum bu sıcaklığı iki-üç günden beri kaldıramıyor.

Oldum olası sıcaklığı zaten sevmezdim; kış bizim gibi yaşlılar için kendini kolladığın için daha elverişli.

Korkarım bundan sonra yazılarımı her sabah 08.30’da gazeteme gidip veremeyeceğim… Tabii kış için bunu söylemiyorum.

Artık futbol antrenörlüğüne de bu yıl sonunda jübilemi yapacağım.. Veteran takımım hariç... Orada yorulmuyorum.

58 yıllık futbol hayatımı sonlandırıyorum.

 

BAHÇELER MEYVELERLE DOLU

Hatırlar mısınız bilmem ama ben yine de size hatırlatayım:

Geçen yıl Bulgaristan'dan kilosu 130 lira olan ıhlamur almıştık..

Oysa ülkemizde ıhlamur ağaçların sayısını bile sayamayız... İşte bahar da geçti, yaz da geçmek üzere... Lüleburgaz'da sayılı denecek ve ihtiyaca cevap verecek ıhlamur ağaçları ile dolu. Ama kimse bunların çiçeklerini toplayıp kurutmaz; ıhlamur ağacından o güzelim çiçekler toplanmadan yerlerde uçuşup dururlar..

Yalnız ıhlamur çiçek ve yaprakları mı?

Bakın Lüleburgaz'da epey evin bahçesinde erik, kayısı, şeftali bilhassa vişne ağaçlarında meyvelerin çoğu yere dökülüp yok olmakta.. Ne ev sahibi, ne de komşular meyve ağaçlarına bön bön bakıp dururlar.

Sonra da kışın bu meyvelerin kurutulmuş haline binlerce lira verip pasta, komposto yapımında kullanmaktadır.

Nasıl milletiz biz Allah aşkına söyleyin..

Ne meyve ve sebzelere, ne ıhlamura önem vermiyoruz... Sonra da Pazartesi günü Bulgaristan'dan gelen badem, ceviz, erik kurusu gibi şeylere dünyanın parasını veriyoruz.

Ah! Halkım ah!

Bu yazı 273 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter