14 Aralık 2017 Perşembe
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Çok Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
HAYAT DERSİ (1)
Yazı Tarihi: 03 Ağustos 2017 Perşembe 07:05

                              

 KİM adlı genç, yetim ve kimsesizdi. Ne bir evi, ne bir işi vardı. Aradığı rahat bir hayat sürecek imkanlara kavuşmaktı.

 Bir iş, bir ev sahibi olmak için yapmadığı bir iş kalmamıştı. Ama bunu bir türlü başaramamıştı.

 Bir türlü bulamadığı refahı ararken, bir yandan da istediklerine kavuşamamasının nedeni soracak bir bilge aramaya başlamıştı.

Kendi kendine;

‘Neden hayat boyu bazı şeylerin arkasından koşarız.’

‘Koştuğumuz şeylere bir türlü ulaşamayız?’

‘Neden hayatım bu kadar zorluklarla dolu?’

‘Acaba hayatı kendi kendimize migüçleştiriyoruz, yoksa hayat bize acı çektirmek için mi var?’ gibi sorular soruyordu.

 Bu soruların cevabını bir türlü bulamıyordu. Cevaplarını ancak birinden alabilirdi. Bu sebeple bir bilge aramaya başladı.

 Bir zaman sonra yine bir köye seyahat ederken yoluna yaşlı bir adam çıktı.

 Adamın arkasından bir süre gittikten sonra;

 ‘Tamam!’ dedi ‘İşte tam aradığım insan. Kafamdaki tüm soruların cevabını bu yaşlı adamdan alabilirim.’

 Sırtındaki büyük bir sepette, yükünün altında zorla yürüyordu adamın yüzü yorgunluktan simsiyah kesilmişti. Hiç kimse sesini çıkartmadan adamın arkasından bir süre yürüdü.

 Sonra önüne çıkan bir derenin kenarında durdular. Yaşlı adam bin bir zorukla sırtındaki sepeti indirdi ve kendini yere attı. Nefes nefese avuçlarıyla dereden aldığı suyu içmeye başladı.

 Kim, hala onu seyrediyordu. Yaşlı adama içi acıdı. Sırtındaki ağır sepeti neden taşıdığını merak etti. Adama yaklaştı, selam verdi. Yaşlı adam terli yüzünü silerken birden durdu, kendisine selam verene baltı.

 Genç adam olduğunu gördü tebessümle selamını aldı ve serinlemek için yüzünü yıkamaya devam etti.

 ‘Amcacığım bu sepette ne var, bu kadar ağır?’ diye sorunca adam tekrar genç adama baktı.

 Sadece güldü, cevap vermedi. Genç sepete baktı, ince bir deriyle ağa kapatılmış, iple sıkıca sarılmıştı. İçini görmek mümkün değildi.

 Kaynak: Tavuk Suyuna Çorba. Sayfa: 91-92 (Devamı Yarın)

 

GÜNÜN SÖZÜ: ‘Büyük hayaller kurun; çünkü sadece büyük hayaller insanların ruhlarını harekete geçirecek güce sahip olurlar.

GÜNÜN İNCİSİ: Öngörülerinizin ve hayallerinizin üzerine titreyin; çünkü onlar ruhun çocukları, sonuçta elde ettiğimiz başarıların planlarıdır.

LAFA BAK: Biz rüyalarımızla büyürüz. Bütün büyük insanlar, yapmak ve ulaşmak istediklerinin rüyasını gören insanlardı.

 Bazılarımız rüyalarımızı öldürür, bazılarımızda besler ve korur.

 Sonunda güneşin aydınlığı ve ışık daima kendini gösterir.

DİLİMİN UCU: Büyük işler başarmak için, sadece harekete geçmek yetmez. Ne yapmak istediğinizin rüyasını da görmeniz gerekir; sadece rüyasını görmek yetmez, rüyasının gerçekleşeceğine inanmak da gerekir.

 

 

BAŞARINIZIN ÖLÇÜSÜ DÜŞLERİNİZDE SAKLIDIR

 Yaşlanmaya karşı en korunma yolu düşlerinizdir. Hiçbir şey, bir düşün olduğu denli gerçek olamaz. Düşeriniz, ‘Şimdiki siz’ ile ‘olmak istediğiniz siz’ arasındaki bağlayıcı bir köprüdür.

 Başarı para değildir. Başarı güç değildir. Başarınızın ölçüsü, siz de ve düşlerinizde saklıdır. Düşleriniz, en iyi güvenilir dayanağınızdır. Ona güvenle dayanırsınız, yaşlandığınızda bile yaşlı olmadığınızı görürsünüz.

 

EN KIYMETLİ HAZİNE

 (1694-1778) yılları arasında yaşayan Fransız yazar Voltaire, zaman konusunu şöyle yorumluyor:

 ‘ Zaman, tasavvurlarımızdaki projelerin gerçekleştirilmesi için yeterli değildir. Bekleyen biri için ondan daha yavaş, hoşlanan biri için de ondan çabuk geçek bir şey yoktur.

 Büyüklüğü sonsuzluğa kadar uzanır, küçüklüğü ise sonsuz parçalara bölünebilir. Herkes onu ihmal eder, herkes onun kaybolmasından üzüntü duyar. Gelecek nesillere aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara gömer ve gerçekten büyük olan hareketleri de yaşatır.

 İnsanın en kıymetli hazinesi zamandır.

 

TEMİZLİK... HALKIN KATKISI İLE OLUR...

Her sabah erkenden kalkar ve gazetem için yazdığım yazıyı alır ve yola koyulurum...

Yolları caddeleri erkenden süpürmeye başlar belediyenin temizlikçileri... İnanın fena da süpürmüyorlar. Hani...

Ama Lüleburgaz’ınsokak-cadde uzunluklarını toplarsanız 350km gibi bir rakam çıkıyor ortaya. 150-200 arasındaki temizlikçi bu kadar mesafeyi bir günde temizlemesine imkan var mı?

Yok ama! Halkımız temizlenmesini istiyor!...

Temizlenmesi için de temizlik konusunda biraz olsun yardımcı olmalarını rica ediyorum.

Rica etmekle olmuyor işte! Halkımız temizlik konusunda! Pisliğe alıştırılmış! Alıştırıldı mı insanlar aylar yıllar geçmesi için lazım.

Bakın yollara en pis olan yerler halkımızın oturduğu kafeler, parklar, kahvelerin önleri, yollardaki mazgalların içi, İstanbul caddesindeki yeşillik alanların altı, ağaç dipleri ve inanın daha saymakla bitmiyor...

O zaman yapılacak iş halkımızı da temizlik için katkıya bulunmasına alıştırmak.

Nasıl olacak bu iş?

Ağır para cezalarıyla bir...

Şikayet yoluyla iki...

15 günde bir halkımız evinin önünü sokak ve caddenin ortasına kadar süpürecek.. 15 gün Lüleburgaz’ın topyekun ‘Temizlik Günü’ olacak!

Şu işe bakar mısınız Yarabbim! ‘Dükkanının önünü süpüren bazı esnaflar pislikleri mazgalların arasından içeri atıyorlar. Kahve ve bazı dükkanların önü izmarit dolu...

Aslında Lüleburgazlılara ‘temizlik nasıl olur’ kursları açmak lazım.  Öyle 15 gün, 30 gün değil, kurslar 6 ay kadar olmalı.

 

İÇKİ

Müslüman’ın dinini, aklını, nefsini ve malını koruması ve kollaması  vazifesidir. Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah: ‘Kendinizi, kendi ellerinizle tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Bu ilahi fermana göre, akıllı bir Müslüman zararlı ve tehlikeli olan her şeyden uzak olmalıdır. İslam dini içkiyi yüzyıllar evvel yasaklamıştır.

Bu hususta Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: ‘Ey insanlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir.

Bunlardan kaçının ki, saadete eresiniz. Şeytan, şüphesiz içki ve kumar yüzünden aramıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz’ değil mi?’

 

KÖPEKLERE DİKKAT!

Edirne bayırına giden ve Taşköprü’nün üzerinden geçen yol...

Yine Edirne bayırına çıkan ve Terminal binasından mezarlığa giden yol...

İstasyon Caddesi’nden İstasyon’a doğru giden yolda:

Ve Devlet Hastanesi’nin önünden geçen yolda…

Dikkat;

Kati surette bisikletle gitme!

Çünkü buralarda aç köpekler dolu…

Bisikletle giderken size saldırınca, nereye gideceğinize karar veremiyor ve heyecandan yolun ortasında oluyorsunuz.

Dikkatli olun!

 

 

Bu yazı 259 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter