20 Ağustos 2017 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 29°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
HAYAT DERSİ (2)
Yazı Tarihi: 04 Ağustos 2017 Cuma 07:43

                             

 Bir süre beraber oturduktan sonra, yaşlı adam yine sessiz bir şekilde ayağa kalktı. Sepetini sırtına alırken Kim yardım etmek istedi. Fakat adam yardım etmesini şiddetle reddetti.

 Kim, adamın yardımı reddetmesine çok şaşırmıştı.

 ‘Bari sizinle gelebilir miyim?’ diye sorunca adam;

 ‘İstersen gelebilirsin!’ dedi ve birlikte yola düştüler.

 Yolda çok ısrar etmesine rağmen yaşlı adam ağır sepeti taşımasına izin vermedi.

 ‘Bu yük bana ait. Bu nedenle benim bizzat taşımam lazım!’ dedi.

 Kim, içinden ‘Acaba içinde çok kıymetli bir şey mi var!’ diye düşündü.

 Gece yine bir yerde mola verdiklerinde, yaşlı adamın uyumasını bekledi. Merak ettiği sepete mutlaka bakmalıydı. Yaşlı adam sepete sırtını dayayarak uyumaya çalıştı. Kim, yaşlı adamın uyuduğunu sandı ve sepetin içine bakmak için kapağa elini attı. Yaşlı adam, sepete uzanan eli ve meraklı gencin içini yiyen merakı bildiği için hemen müdahale etti: ‘Merak etme evlat, yarın bu sepeti sana vereceğim!’dedi ve yattı.

 Kim yaptığından utanarak kafasını koyup uyudu.

 Ertesi gün yine beraber yola çıkmışlardı. Fazla gitmeden yaşlı adam sırtındaki sepetin ağırlığına daha fazla taşıyamadan yere yıkıldı. Genç adam yardım etmek istedi ama adam eliyle reddederek sepeti düzeltti ve genç adama döndü.

 ‘Artık ben zamanımı tamamladım. Gitme zamanım geldi, Günlerdir bu sepeti merak edip duruyorsun. İçinde ne olduğunu öğrenmek istiyordun, değil mi?’ dedi.

 Sonra derin bir nefes alarak devam etti;

 ‘Bak evlat! Bu sepette benim dünyada sahip olduğum her şey var: İnandığım, inanmadığım, beğendiğim, beğenmediğim, iyiliklerim, kötülüklerim, günahlarım, yanılgılarım hepsi burada. Hayatta her pişmanlığımın karşılığı olarak bir çakıl taşını sepete attım. İnsanlar hakkında; peşin hükümle negatif düşündüğümden dolayı, her yanılgıma karşılık küçük bir kaya parçası attım. Her iyilik yaptığım zaman ise bu çakıl taşlarından birini çıkarttım. Ve sonunda kazancımı bu sepette taşıyorum. Elde ettiğim her şey bu sepette. Onlarla daha fazla kalamayacağım. Keşke onları beraber götürebilseydim. Kötüde olsalar benim eserlerimdir. Ne yazık ki onlarla yolcuğum buraya kadarmış’ dedi.

 Daha sepetin ağzını açamadan göz kapakları kapandı gitti.

Kaynak: Tavuk Suyuna Çorba. Sayfa: 93-94

 

                        BİRİ BENİ, DİĞERİ MEVKİMİ SEVDİ

 Makbule Hanım, Atatürk’le fırtınalı geçen bir evlilik yaşayan Uşşakizade Latife Hanım’la ilgili çok az şey aktarır. Atatürk’e aşık olan ve daha sonra intihar eden akrabası Fikriye de yer almaz bu anılarda…

 Atatürk’ün ikisi hakkında kendisine sadece şunu söylediği aktarır:

 ‘Biri beni mevkiim ve param için sevmiştir; diğeri yalnız ben olduğum için... Yani biri mevkiimi ve paramı, diğeri de gerçekten beni sevmiştir.

( Makbule Atadan, Ağabeyim M. Kemal 1959)

 

                                       AKILBABA HAK ETMİŞ

 Akılbaba bir arkadaşıyla dolaşırken karşılaştıkları komşu kıza şaka ettiğini belli ederek ‘Kızım’, demiş; ‘Babanın aklı neden kıt?’

Küçük kız, ‘Senin gibi üstün akıllı olmak elinde olmadığı için, Akılbabamız!’ demiş. Akılbaba arkadaşına dönmüş:

‘Vay canına... Hayatımda ilk defa cevap veremez duruma düştüm. Parmak kadar çocuğun böyle bir cevap vereceği kimin aklına gelirdi. Kötü yenildim, ama hak ettim’ demiş.

 

                                        MEVLANA’DAN

 Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz,

 Suyu başına döksen, başı kırılmaz,

 Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,

 Toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

 

GÜNÜN İNCİSİ: İnsanlar kırmızı bir güle doğru koşarken çoğu zaman ayaklarının altında ezilen kır çiçeklerinden habersizdir.

 

          SEYREDİLMEYE DEĞERDİ!

Salı gecesi Belediyemizce düzenlenen Futbol Turnuvasında öyle güzel bir maç vardı ki seyredilmeye gerçekten değerdi.

Gecenin son maçıydı; epeyce kalabalık bir seyirci kitlesi vardı...

Tam futbol oynanacak bir hava ve çok güzel bir saha...

Gafuroğlu- Kurtuluş futbol takımlarının maçı vardı. Öyle güzel bir maç vardı ki, kaybeden de kazandı, maçı alan da kazandı; yani her ikisi de eleme maçlarına kaldı... Fatihspor ise elendi... Gafuroğluspor maç boyunca futbolda kazanmak için ne lazımsa yaptı. Bol bol isabetli paslar, atılan kaliteli goller, ortalar ve toplu savunma ve toplu hücum; bunların hepsi vardı Gaffuroğlu’nda.

  Önümüzdeki hafta her guruptan ikişer takım eleme maçları yapılacak. Esas o sonuçlar elde edildikten sonra eliminasyon usulü ile maçlarımız yapılacak. İşte o günden sonra dananın kuyruğu kopacak... Kalacak 16 takım eşleşerek birbirlerini eleyecekler. Turnuvamız son derece güzel geçiyor. Şu ana kadar kötü bir olay yaşamadık. Her takımın futbolcusundan ve yöneticilerinden memnunuz.

Herkese teşekkür ederiz.

Futbol seyircimizi de bundan sonra yapılacak maçlarımıza bekliyoruz.

 

BU SENSİN

İzmir yolunda ilerliyorduk. Köylüler askerlerimizin girişini izliyorlar, onlara kırık testilerle su taşıyorlar, yürekten minnetlerini anlatmak için paralanıyorlardı.

Tam yanlarına vardığımız zaman, bir taşıma kolu geçmemize engel oldu. Otomobil durdu. Atatürk, istediği bir sigarayı yakmak üzere gözlüklerini kaldırdı. O sırada otomobilin yanına sokulan sakallı bir yaşlı, koynundan muşamba rengini almış buruşuk bir kağıt çıkardı. Önce kağıdı, sonra dikkatle Atatürk’ü süzdü. Yine kağıda ve Atatürk’e baktı. Bu hareketi üçüncü kez yineledikten sonra, şimdi anımsadıkça tüylerimi ürperten bir sesle;

‘Bu sensin!’ diye bağırdı.

Ve arkasını dönerek köylülere bir inanan heyecanıyla bağırdı:

‘Mustafa Kemal! Mustafa Kemal!’

Bu çığlığı duyanların nasıl birbirine karıştığını düşünemezsiniz.

Biz, bütün çabamıza karşın onların birbirini çiğneyerek otomobile dolmalarına engel olamadık. Çünkü onlar, bilinci dışına taşmış bir sevgiden güç alıyorlardı. Atatürk’ün yüzünü, ellerini öpüyorlar, çizmesinin tozlarına yüzlerini sürüyorlardı.

                             (Salih Bozok – Niyazi Ahmet BANOĞLU

                                            Atatürk, anektodlar, Anılar)

 KANARYA SALON ERDEM’İ 4-1 YENDİ

Belediyemiz tarafından düzenlenen ‘Yaz Akşamları Cavit Dedeoğlu Futbol Turnuvası’nda Çarşamba gecesi Kanarya (Fenerbahçe), turnuvanın gözde takımlarından ‘Salon Erdem’i güzel bir oyundan sonra 4-1 yenmeyi başardı.

Maçın başından beri güzel oyununu güzel gollerle süsleyen Kanaryaspor’u tebrik ediyoruz.

Turnuva tüm ihtişamı ile devam ediyor. Eleme usulü oynayacak takımlar belirlenmeye başladı.

Bu yazı 137 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ! (3)
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ (2)
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ! (1)
» İSTANBUL’UN TAKSİM PROJESİ (2)
» İSTANBUL ‘ UN TAKSİM PROJESİ 1912 (1)
» ANLAŞTIK!
» ANLAŞTIK!
» AKILBABA KENDİNİ NASIL BULMUŞ
» O AĞACIN ALTI (3)
» O AĞACIN ALTI (2)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter