20 Ağustos 2017 Pazar
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 29°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
HAYAT DERSİ (3)
Yazı Tarihi: 05 Ağustos 2017 Cumartesi 07:19

Genç adam, günlerdir meraktan çatladığı sepete şöyle baktı. Ağzı bir deriyle kapatılmış, derinin açılmaması için bir iple bağlanmıştı. İçinden neler çıkacağı konusunda artık meraklı değildi. Çünkü açtığında neler olacağını biliyordu.

Sepetin ağzını açtı ve içine baktı. Evet yanılmamıştı. O ağır sepet bomboştu...

 Öyle değil midir? Sertabus gibi düşüncelerimiz, beklentilerimiz, hayallerimiz bizi her taraftan sarar, gerçekleşmek isterler. Hayatın her isteği sırtımızda bir yük değil midir?

Negatif ya da pozitif olması bir şey değiştirmez, hepsi de gerçekleşmesi için belli bir sıkıntı vermez mi?

Sepetimizde hep iyi ve güzel şeyler olmasını sağlamalıyız, mutlaka kötü şeyler de olacaktır. Sepetin içindeki iyi de olsa ağırlığı omuzlarımıza çökecektir, kötü de olsa...

Önemli olan iyi olan taşların sayısını çoğaltmaktır. Zira iyilik taşlarının ağırlığı  diğerleri gibi değildir. Korkularımız tamamen negatif olmaz ya da sevinçlerimiz tamamen pozitif enerjiden oluşmuş. Aksine ikisi de, bu iki oluşumda rol oynar.

Sertebus’un sepetinin boş çıkması, sırtındaki yükün ağır olmasına engel olamamıştır. Hayat zaten başlı başına bir yüktür, ağırlıktır.

Kim’e gelince; Kim, hayatın zorluklarının nedenini bulmaya çalışıyordu. Neden insanların acı çektiğini ve rahat yaşamayı denemediğini öğrenmek istiyordu.

Yaşlı adamın sepeti ona fazlasıyla bir ders vermişti. Çünkü hayatta kolay olan hiçbir şey yoktur. Önemli olan önce kendini tanımak ve hayata sarılmaktır. Hiç bir zorluk bizi hayattan koparmamalıdır. Her şeye rağmen kendimize karşı sorumlu olduğumuzu ve bize emanet edilen bedeni korumakla yükümlü olduğumuzu asla unutmamalıyız.

Kaynak: Tavuk Suyuna Çorba Sahife: 95-96

 

KİN, NEFRET, İNTİKAM VE ÖFKE ÜZERİNE

‘Nefret, yüreksizlerin korkutuldukları zaman duydukları bir öç alma istediğidir.’

‘Garez gelince hüner kaybolur,

Yüzlerce perde iner gönülden göze.’

‘Öfkeli bir adamın içi zehirle doludur.’

‘Zayıf olduğumuz için düşmanımızdan nefret eder ve ondan intikam almayı düşünürüz. Temvel olduğumuz için sakinleşir ve intikam almaktan vazgeçeriz.’

 

İNSANIN YARISI KUSUR, YARISI MEÇHUL

Bir mescitte, dört Hintli rükuya varıyor, secde ediyordu. Tanrı’ya ibadet için. Sonra niyet ederek her biri tekbir getirdi. Vakit namazını kılmaya başladı huzurla...

Bu sırada müezzin içeri girdi. Hintlilerden biri ‘Müezzin ezanı okudu mu yoksa daha vakit var mı? deyiverdi dalgınlıkla. Namazına devam eden diğer Hintli ‘Ey geveze, namaz bozuldu,’ dedi. Üçüncü Hintli, konuşan ikinci Hintli’ye Ey amca.’ Dedi. ‘Onu ne kınıyorsun, sen kendini kına.’ Bunları duyan dördüncü Hintli şöyle dedi: ‘Hamd olsun ben üçünüz gibi tuzağa düşmedi.’

Böylece dördüncünün de namazı bozuldu. Başkalarının kusurunu söyleyenler daha çok yol kaybederler.  Ey güzel can! Kendi ayıbını gör. Kendinde bulur aynını başkalarının ayıbını söyleyen.’

**        **        **       

 

‘Başkalarının günahlarını görmeden önce kendi vicdanına bir bakmayı dene.’

 

‘Dünyanın en zor şeyleri şunlardır:

‘Sır tutmak, kusur bağışlamak ve başkalarını değerlendirmek.’

 

‘Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terzinin kefelerini bastırmayan insan pek enderdir.’

‘Dilin kemiği yoktur ama bir vuruşta adamın sırtını yere getirebilir.’

 

PLANLARINIZI İYİ YAPIN: Kanada’nın Kuzey bölgesinde yalnız iki mevsim yaşanır: Kış ve Yaz. Özellikle bir bölgenin yollarındaki buzlar erimeye başlayınca yollar çamurlu duruma gelir. Bu yollardan geçen araçların bıraktığı derin izler soğuklar geri geldiğinde buz tutar. Bu ilkel bölgeye kışın girecek olanlar için yol ayrımında şöyle bir uyarı levhası bulunur:

‘Sürücü, aracın hangi izi izleyerek süreceğini lütfen iyi seç; çünkü bundan sonraki 20 mil boyunca onun içinde olacaksın.’

 

                           KIZANIM, BİR LİRAM VAR!

 Pazartesi günleri Özerspor’un eski başkanı Bahattin GÜÇLÜ ve yine Özerspor’un genel kaptanı Özer ÖZDEN’in ortak olduğu Pazar tezgahına giderim...

 Çeşitli meyveler satarız tezgahında... İyi mal getirirler; zaten kaliteli meyve getirdiğine inanmasam o tezgahta durmam...

 Tabi bu arada müşterilerle çok ilginç konuşmalar geçer aramızda. Müşterilerin çoğu beni tanır; tabii ben de onları…

 Öğleden sonra bir bayan geldi tezgahıma... Fiyatları sordu;

Pek alış-veriş yapacak bayan değildi ama...

‘Kızanım be ‘ dedi... ‘Bir şeyler aldım ama kızanlarıma meyve alacak param kalmadı... Bir iki tane meyve alabilir miyim?’ dedi.

 ‘Tabi anacığım, ne kadar paran var’ dedim...

 ‘Son bir liram var.. İki tane yavrum var.. Bir liraya bana iki armut verir misin?’ dedi...

 Bir lirayı avuçlarının arasında sıkıca tutuyordu.. Sıktığı parmaklarından belliydi..

 Hangi meyveden almak istiyorsun diye sorunca:

‘İki tane armut almak istiyorum, verebilir misin?’ dedi...

‘ Tamam, al ama iki armut, iki de benden: bu kocaman kırmızı erikten de verdim... Bir salkım da üzüm...

 ‘ Ama bunları almaya param yetmez ki’ dedi...

 Ne iş yapıyor eşin?  diye sorunca... ‘Asgari ücretle çalışıyor.. Ev kirası, elektrik, su vs... çocukların ikisi de ilkokulda okuyorlar yetiştiremiyoruz’ dedi..

 ‘Al bakalım bunları’… 1 lirayı da sıka sıka neredeyse avuçlarından ter çıkacak gibiydi..

 Teşekkür ede ede hızlı adımlarla uzaklaştı tezgahtan..

 Eve gelince hüngür hüngür ağladım saatlerce...

‘Adaletin yok be dünya!’ Verdikçe veriyorsun bazılarına çuvalla... Bazılarının da avucuna sıkıştırıyorsun bir lira!...

 

                                       LUCESCU 72 YAŞINDA

 Eski Galatasaray ve Beşiktaş futbol takımlarının teknik direktörlüğünü yaptı.. Daha sonra Romanya Milli Takımın başına getirildi.. Ama orada da Milli Takıma bir şey veremedi... Tıpkı Galatasaraylı Hagi gibi..

 Türkiye’de Rıdvan Dilmen, Can Bartu, Turgay Şeren, Recep Adanır ve bir sürü iyi topçu ama teknik direktörlükte başarılı olamayanlar…

 İyi futbolcu demek iyi teknik direktör olacak demek değildir ki!

 Lucescu Milli takımın başına geçti. Yılda aldığı ücret dudak ısırtacak gibi.

 72 yaşında teknik direktör olmak ve başarılı olmak.. Kolay mı? Bence çok zor...

 Ben de 72 yaşındayım… Ama bana bırak artık diyorlar... Tamam ben bırakayım da... Sizler neler başardınız onları anlatın bana... Bakın Lüleburgazspor’un seyir defterine...

 BAL ligine yükseliyorsunuz; o yıl tekrar Kırklareli Süper Ligi’ne dönüyorsunuz... Ve olsun diyorsunuz! Yine seneye yine çıkarız!

 Söyleyin Allah aşkına bu mu başarı?

Bu yazı 121 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ! (3)
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ (2)
» 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMEZ! (1)
» İSTANBUL’UN TAKSİM PROJESİ (2)
» İSTANBUL ‘ UN TAKSİM PROJESİ 1912 (1)
» ANLAŞTIK!
» ANLAŞTIK!
» AKILBABA KENDİNİ NASIL BULMUŞ
» O AĞACIN ALTI (3)
» O AĞACIN ALTI (2)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter