21 Ekim 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 12°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
O AĞACIN ALTI (2)
Yazı Tarihi: 10 Ağustos 2017 Perşembe 07:58

Ertem Eğilmez’in sinemaya uyarladığı Hababam Sınıfı, Küçük Çamlıca’daki dört katlı ahşap binada çekilir…

Bu bina, Abdülhamit’ in son döneminde Hicaz Umum Valisi Ahmet Ratip Paşa tarafından büyük bir köşk olarak yaptırılmıştır.

Ahmet Ratip’in devrin en gözde ve en zengin paşalarından biri olduğuna şüphe yoktur. Bir imparatorluk üzerinden servet yapmak alışkanlığı gelenek haline gelmiştir. Ahmet Ratip Paşa, valilik ve kumandanlığın yanı sıra Abdülhamit’in de işlerini yürütmektedir. Bu açıdan bakıldığında Çamlıca’ya 54 odalı bu köşkün dikilmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Köşkü yapan Mimar Kemalettin Bey bütün hünerini sergiler. Köşkün bütün kapı ve pencereleri oyma sanatçıları tarafından bin bir titizlikle yapılacaktır. Meşrutiyet’ in ilanı köşkün kaderini de değiştirecektir. 1908 yılında bahçesiyle ve bütün müştemilatıyla birlikte zamanın Maarif Nazırı Şükrü Bey tarafından bakanlık adına satın alınır.

Paha biçilmeyecek kadar değerli olan bu bina bu tarihten itibaren devlet malı sayılıp okul olarak kullanılmaktadır.

Çamlıca Kız Lisesi, ülkenin ve İstanbul’un ilk yatılı kız okulu olarak bilinmektedir.

28 sınıfta eğitim veren lise, kapılarını Hababam Sınıfı için sinema dünyasına da açacaktır.

Hayatımızda bir resim asılı durur. İnek Şaban, Güdük Necmi, Kel Mahmut, Hafize Ana, Damat Ferit ve Badi Ekrem’ in yanı sıra pek çok renkli kahraman da köşkün kesme ve son derece değerli bakara kristalinden merdivenlerinde oturmaktadır.

Bu bozulmayan dönemlere, bozulmayan insanlara ait bir çerçevedir.

Bir kahkaha sesi zamanı yırtar sonra…

Çamlıca 18. Yüzyılın ortalarında gelişmeye başlar. Birçok konak da bu dönemden sonra yapılmaya başlayacaktır. Şimdi esamesi okunmayan Komando Konağı da burada yaptırılan mekanlardan biridir. Komando ailesi Osmanlı’nın en şöhretli ve en zengin ailelerinden biri olarak anılmaktadır.

Kaynak: & İstanbul- Yazar: Erk ACANER. Sayfa: 418-419

DEVAMI YARIN

 

                              CUMHURİYETTE ANGARYA YOKTUR

 Cumhuriyet’in ilanından sonraydı. Karadeniz’de bir gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasındaydım. Rize’ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Valiye:

‘Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?’ diye sordu.

Vali de anlattı. Yakın köylüleri Jandarmayla toplayıp yol onarımında çalıştırmış.

Ata’nın kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille:

‘Vali bey!’ dedi. ‘Corvee nedir, bilir misin? Öyleyse ben söyleyeyim:

Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz gerekir ki, yasadışı hiçbir yurttaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyet’le angarya diye bir şey yoktu.

(Kemal Arıburnu- Atatürk’ten Anılar)

 

RİYA: Riyakarlık yapanlar hakkında Cenab-ı Hak, Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır. (Bakara Suresi 264).

‘Ey iman edenler, sadakalarını- malını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahret gününe inanmayan bir kimse gibi- başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun hali, üzerine bir toprak bulunup da kendine şiddetli bir yağmur isabet eden, bu suretle o kendisinin kaskatı bir taş haline bırakmış olan kaypak bir kayanın hali gibidir. Onlar (dünyada) işledikleri hiçbir şeyden ( sevap kazanmaya) muktedir. Olmazlar. Allah, kafirler grubuna hidayet etmez.

                                                                         BU KADAR FARK İÇİN

 İki tavuk konuşmaktadır.

Birinci: ‘Ben senden değerliyim. Cinsim. Yumurtalarım seninkilerden iki kat daha büyük’ der.

İkinci tavuk: ‘Ne önemi var ki bunların !’ diye cevap verir.

Birinci: ‘Ama, der ‘ Benim yumurtalarım tanesi 95 bin, seninkiler ise 92 bin liradan satılıyor!

İkinci cevap verir: ‘Bu kadar fark için o kadar zorlanmaya değmez!’

 

 

                                                                 BENİ HOŞ GÖRÜN…

 Sayın okurlarım, sizler gibi etten kemikten yapıldığımı unutmayın. Sizler hata yapımca, insani bir davranış oluyor da ben bir hata yapınca mı dünyanın çekilmezi oluyorum. Biraz anlayışlı, hoşgörülü olsanız dünya mı batar yani. Her insan gibi ‘insanız işte’ hata yapabiliyoruz.

 Bazı insanlar benim hatasız olmamı istiyorlar, belki bekliyorlar. İnsanız işte hata yapabiliyoruz.

 Yazdıklarımda bazılarında haksızlık yaptığımı kabul ediyorum. Siyasi konulara pek değinmek istemiyorum.. Çünkü gazetecilik tehlikelerle dolu; hem de turşu gibi acı turşu gibidir.

 Mümkün mertebe daha çok Lüleburgaz’ın eksiklerini, çevre sorunlarını daha çok yazıyorum ve bu çizgide yazmaya devam edeceğim..

 Evet sizi anlıyorum; eski bir futbolcu-teknik direktör ve başkanı olduğum spor kulübünün eksiklerini sık sık olmasa bile arada sırada ikazlarım oluyor ama fazla yanlışlarının da üzerine fazla gitmiyorum.

 ‘Kulüpçülükte ben olmasaydım, kulüp batardı’ cümlesini de hiç sevmiyorum. Bu kulüp 50 yıl evvel kuruldu ve her yıl da bir kahraman yaratıyor.. Yani sahipsiz kalmaz Lüleburgazspor..

 Bundan sonra kimseye akıl verecek halim yok! Zaten vermeye kalksam onlar da karşı atağa kalkıyorlar..

 Dedim ya bundan sonra beni hoş görün!’..

Hatasız kul olmaz!...

 

                                                          GEÇEN AKŞAM

 Eşimle birlikte evin sıcaklığından uzaklaşmak için çarşıya çıktık… Yollar Lüleburgazlılarla dolu.. Belli ki onlarda evlerin sıcaklığından bunalmışlar kendilerini sokağa atmışlar.

 Herkes memnun.. Kendileri ve çocukları ile mutlu mutlu hem geziyorlar hem de ellerinde dondurma yiyerek geziyorlar.

Ama o da ne?

Kalabalığın arasından hem ses gürültüsü yapıyorlar hem de nasıl oluyor da kendilerine bu kadar güveniyorlar: Neden mi ‘korkusuz motosikletliler adını taktım onlara.’

Hay Allah’ bir şeyler eksik ama ne? Sizler biliyorsunuz değil mi?

 

                                                     VAYY ANASINI, SICAKLARA BAK!

 Yaşımız itibariyle çok sıcak yazlar geçirdik… Ama ömrümde bu kadar kavurucu sıcak görmedim desem inanın mübalağa etmiyorum.

 Bu sıcak daha çok yaşlıları, kalp hastalarını, astımlıları, damar problemi olanlara büyük darbe vuruyor..

 Hele ateş başında çalışanlara Allah kuvvet- sağlık kolaylık versin.

 Kimi görsem, ben dahil bu kadar sıcağı sevmiyoruz.. Artık eskiden yazların gelmesini beklerken bu defa da kışı bu sıcaklar karşısında bir an gelmesini ister olduk.

 Ne desem de… Ben, sen, o, onlar, şunlar bilhassa paraya gözü doymayan zengin iş adamları mevsimleri değiştirdiler. Dünyamızın tüm ikliminin değişmesine aç gözlülüğü yüzünden dengeyi bozdular..

 Şunu merak ediyorum; acaba önümüzdeki kış insanlara nasıl bir sürpriz hazırlıyoruz.

 Kıyametin kopmasına lüzum kalmadı galiba.. İnsanlar bunu çok iyi başarıyorlar..

 

Bu yazı 206 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter