17 Ekim 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 18°C
Açık
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
AKILBABA KENDİNİ NASIL BULMUŞ
Yazı Tarihi: 12 Ağustos 2017 Cumartesi 07:24

Akılbaba, bu hatırasını dostlarına anlatmış.

Gençliğimin ilk yıllarında, bilgili, üstün görünme hastalığına tutulmuştum. Ne olduğunu, ne olamadığımı bilmezlikten gelirdim:

Kendimden üstün gördüklerime, onlardan daha üstün görünmek için, kendimden aşağı gördüklerime, tenezzül etmiş olmamak için yaklaşmazdım. Selam vermez; selamlarını almazdım.

Bir gün Karadeniz kıyısında, kumsalda dolaşıyordum. Cılız ılgın ağacının gölgesinde oturan yaşlı, saçı sakalı karışmış, perişan kılıklı, sefaleti paçasından akan adama alay etmek, eğlenmek maksadıyla yanaştım. Adam beni önemsemedi. Kızdım.

Alay için ‘Bu denizin adı ne, bugün niçin uyuyor’ dedim. Adam bana bakmadan, ‘Selam vermedin, kendini takdim etmedin, beni tanımak, burada niçin bulunduğumu öğrenmek lüzumunu duymadın, bildiğin halde denizin adını sorup benimle alay ettin. Niçin uyuyor diye soruşun da bir alaydı. Görüyorsun ki, bütün hareketleri durmuş; ölüdür. Karıncalar bile yanaşır. Evet, karşımda, kıyıdan 500 arşın içerde hayat arkadaşımı yutan bu ejderha, bugün ölüdür. Buraya gün aşırı gelirim. Hayat arkadaşımla birlikte olmak hissiyle, geçmişimizi hayalleyerek tekrar yaşarım. Gelişinle hayallerimi yıktın, gidişinle huzur bulacağım. Uyurgezer gibi dolaşmana devam et, okur yazarlığı olmayanın konuşması bu kadar olur. Bağışlamanı beklemiyorum’

   Alay ettiğim bu adamın, bu sözleriyle, en basit insanın bile benden üstün bir tarafı olacağına inandım. Üstelik hastalığımdan (budalalığımdan) kurtulup kendimi buldum. İnanın ki, en değerli insanın, hatta bir deliden bile öğreneceği bir şeyler olabilir.

 

MAHMET AKİF ERSOY

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy şarkın geri kalmışlığına, tembelliğine ve dinimizin emrettiği şekilde çalışmaktan, öğrenmekten uzaklaşmamıza isyan ederek hislerini manzum olarak şöyle dile getirmiştir.

 

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Olmaz ya... Biri insan biri hayvan!

Öyleyse, ‘Cehalet’ denilen yüz karasından

Kurtulmayı azmetmeli baştan başa millet.

Kafi mi değil, yoksa bu son ders-i felaket?

Son ders-i felaket neye mal oldu? Düşünsen:

Beynin eriyip yaş gibi damlardı gözünden!

*                     *             *                *

Yıllarca, asırlarca süren uykudan uyan artık,

Silkin de! Muhitindeki zulmetleri yak, yık!

Bir baksana: Gökler uyanık, yer uyanıktır;

Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır!

*                     *               *                *

Ey millet, uyan! Cehline kurban gidiyorsun!

İslam da ‘batsın!’ diye tutmuş yediyorsun!

Allah’tan utan; bari bırak dini elinden...

Bu leş gibi topraklara kendin gireceksin!’

 

Şairimizin serzenişinde haklı olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü ilerlemenin ve yükselmenin yolu ilimdir, bilgidir.

  Zire ‘bilgili olan güçlüdür’. Cehalet, bilgisizlik gerilemenin, bağnaz düşüncelere sapmanın yoludur. Oysa İslam gerilemeyi değil ilerlemeyi ve yükselmeyi emreder.

Kaynak: Aile Okulu. Yazar: Kemalettin Erdil Sahife: 75-76

 

ÜZÜLMEYE ZAMANIM YOK

İngiliz başkanı Winston Churchill, II. Dünya Savaşı’nda ülkesini yenilmekten sonra son anda kurtarmıştı. Savaşın şiddetinin arttığı günlerde gazeteciler sordu:

‘Omuzlarınızdaki ağır mesuliyet sizi üzmüyor mu?’

Churchill’in cevabı oldukça ilginçti:

‘Üzülmek istiyorum ama zaman bulamıyorum’.

 

GERİ KALAN SAATİN MALİYETİ

Amerika’nın ilk başkanı G. Washington’un sekreteri bir gün geç kalışını saatinin geri kalmasına bağlayarak özür diledi.

Bunun üzerine G. Washington soğukkanlılıkla der ki:

‘O halde, ya sen kendine yeni bir saat almalısın veya ben kendime yeni bir sekreter!’

 

10 PUANLIK İHANET SORUSU

Çok zor dönemden geçen iki sevgili sorunlarından bunalmışlar, bir gökdelenin tepesine çıkarak birlikte intihara karar vermişler.

Birlikte üçe kadar sayıp sonra kendimizi aynı anda boşluğa bırakalım, diye de anlaşmışlar. Bir iki üç der demez kadın kendini boşluğa bırakmış.

Fakat o ne?

Adam atlamaktan vazgeçmesin mi? Bir süre sevgilisinin düşüşünü izlemiş. Sonra bir de baktığında ne görsün? Gökdelenin ortasında paraşütü açılan sevgilisi ağır ağır yere inmekte.

Soru:

Bu durumda ihanet eden, yalancı ahlaksız olan kimdir?

Kadın mı, erkek mi?

Not: İşte size on puanlık ihanet sorusu!

 

EVLİLİK ‘EĞLENCELERİ’

Genellikle herkes ya evlidir ya da bekar. Evli olmasına rağmen yine de evlilikle dalga geçmeden duramayız.

Bugün Cumartesi, sizlere evlilikle ilgili iki ‘NEŞE’ sunuyorum.

*           *                *

Maço adam, çok güzel bir kadınla evlenir ve nikahtan sonra hemen kurallarını sıralar:

‘Eve saat kaçta istersem o zaman gelirim. Eve gelirsem yemek masasını kusursuz isterim. Kız arkadaşlarımla bile içmeye de giderim. Bana hiçbir zaman bu konuda sorun çıkarmayacaksın’

Karısı da şöyle cevap verir:

‘Benim için sakıncası yok, yalnız benim de kurallarım var.

Bu evde her akşam saat 10’da seks yapılacak, sen olsan da, olmasan da...’

*                  *                 *

Bir adam bara girer, tabureye oturur ve bir martini ısmarlar. İçkisini bitirdikten sonra, gömleğinin cebine bir göz atar, ardından barmene bir martini daha hazırlamasını söyler. O bitince yine gömleğinin cebine bir göz atar, sonra bir martini daha ister.

Barmen dayanamayıp ‘Bayım, neden her kadehten evvel gömleğinizin cebine bakıyorsunuz?’ deyince adam cevap verir:

‘Karımın fotoğrafına bakıyorum. Ne zaman gözüme güzel gözükürse, o zaman eve gitme zamanım gelmiş olacak.’

 

ERGENE NEHRİ... NİHAYET

Gazetem Görünüm’de Ergene Nehri ile ilgili çalışmaları görünce ‘Ohh be! Nihayet’ dedim kendi kendime.

Öyle rahatladım, öyle rahatladım ki! Kolay değil, çocukluğumuzda Ergene Nehri’nde (Lüleburgaz Saranlı deresi) hem yüzdük, hem de billur gibi akan dere suyundan herkes gibi ben de içtim.

Ev kadınları çamaşırlarını burada yıkardı... Derede balık- kaplumbağa, su yılanı, yengeç, kurbağa gibi hayvanlar da bol bol vardı...

Şu anda Ergene Nehri’ni temizlemek için tüm çalışanlara kolay gelsin, diyorum...

Tünel açma çalışmalarında yetkililer çok iddialı. Gazetemin yazdığına göre Ergene’nin temizlenme yükünü bir çok bakanlık ve kurum birleşerek üzerine almış, çalışmalara başlamış…

Eh ne diyelim? Hayırlısı olsun... İnşallah temizlenmiş haline görmek bize de kısmet olur.

Hepinize, devletimize teşekkürler...

 

 

Bu yazı 195 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter