21 Ekim 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 12°C
Açık
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER-2
Yazı Tarihi: 14 Ağustos 2017 Pazartesi 07:01

Havaalanının dışına çıktığımız an kararımı veriyorum. Bundan sonra siyah gözlük ve takım elbise ile gideceğim yurtdışına. Havaalanından uçağa kadar gelişte bir saatte aldığımız yolu siyahın etkisi ile 5 dakikada geçiyoruz. Siyah elbiselere ve gözlüklere en az bizdeki kadar hürmet var burada da.
Dışarı çıktığımızda bizi siyah bir arabanın beklediğini söylememe gerek yok sanırım. Siyahların içinde beynim kararıyor. Kim len bu madam Anne Hidalgo? Türkçe düşünüp, Trakya aksanı ile İngilizce soruyorum küçük Fransız kızına;
- Who is madam Hidalgo be?
- Ooo, don’t you know? She is mayor of Paris.
Yok devenin nalı diye geçiriyorum içimden. Fantastik bir hikayenin içindeyken saçma bir laf bu ama içime söz geçiremiyorum
Bizim madam Anne Hidalgo Paris’in belediye başkanıymış. Beynim aydınlanıyor bir anda. Kadın sosyalist başkan olduğunu hatırlıyorum kafama kazıdığım haber kupürlerinden. Attığım mailin de sırrı çözülüyor bu arada. Paris’i dört gün dolaştıktan sonra bizim Pinokyo’nun komik siyasi açıklamalar literatüründe üst sıralardan bir türlü inmeyen açıklaması takılmıştı aklıma. Pinokyo Lüleburgaz’ın New York, Londra ve Paris ile yarıştığını söylemişti. Dayanamadım, Paris belediyesinin internet sitesine girip bu talihsiz tarihi zırvalığı mail olarak attım onlara. Ben ne bileyim adamların işlerini bu kadar ciddiye alacaklarını… Mail’in meali şöyleydi;
“Sayın Paris belediye başkanı, biz yaşadığımız kasaba belediyesinin başındaki arkadaşın “Paris’le yarışıyoruz” dediği Lüleburgaz’dan geliyoruz. Gelin görün ki buralara gelip sizin şehrinizi gördüğümüzde bu tuhaflıktan öte gitmeyen yarışıyor olma iddiasını sizin de bilmeniz gerektiğini düşündük. Muhtemelen bu mail’e cevap alamayacağım ama en azından sizi gıyabınızda yürütülen bu yarıştan haberdar etmek istedim. Paris’te çok güzel zaman geçirdik ve her yıl milyonlarca insanın niçin bu kenti gezmeye geldiğini fark ettik. Ne yazık ki yarın Air France’ın 18.30 İstanbul uçuşuyla dönüyoruz. Ama en kısa sürede yeniden burada olmayı umuyoruz. Saygılarımla Mesut Sarıoğlu”
Hikaye fantastik ya, madam Anne’nin danışmanlarından birisi maili kendisine iletmiş. Türkiye’de “L” si ile bilinen, dünyada ise kayıp şehir liginde alt sıralarda yer alan Lüleburgaz’ı haritada zor bulmuşlar. Sosyalist başkan soy-sal demokrat başkanın özgüvenine takılmış ve bizi bulmaları için siyah elbiseliler takımını görevlendirmiş.
Şaşırtıcı di mi?
Ama şaşırtıcı olmasa zaten fantastik de olmazdı.
Otele geldiğimizde siyah elbiselilerin sabah talimatlarını dinledik bir süre. Sabah kaçta buluşacağımız, kahvaltı etmemiz ve görüşmenin saati falan. İyi geceler faslının ardından üzerimizdeki siyah elbise ve gözlük baskısı bir anda kalkıverdi. Dört gündür gezginlerin yazılarına itibar edip Paris’in orasından öbür tarafına savrulup durmuştuk. Bir nevi ağır işçilikti yaptığımız, yine de bu şehri anlamak için çok az bir zamandı bu. Fantastik bir öykünün içinde de olsa nihayetinde madam Anne ile görüşecektik ve hazırlıklı olmamız gerekiyordu.
Gece boyu bizim kasabanın tarihi turistik yerleri, parkları (!) ve yaşam alanları ile Paris’te gördüklerimizi karşılaştırmaktan yorgun düştüm.
Lüleburgaz bölümünde bir sorun yoktu aslında, iki bakla bi sofa. En kabadayı eserine bizim Pinokyo’nun sevgili kardeşi betonarme tavanlı lokanta kondurmuştu, en sportif alanında kankası tarafından spor bileti ve sucuklu yumurta faturası kesiliyordu halka.
Pantehon’un bahçesine sucuk ekmekçi, Notre Dame Kilisesi’nin bahçesine de Porc Lokantası açılabilmesinin imkansızlığını düşündükçe iş sarpa sarıyordu. Kadın merakından havaalanında uçağa binerken bizi buldurmuştu. Bulmuşken işin ıncığını cıncığını çıkaracağına bahse girer ve kazanırdım.
Her şeyi açıklamam mümkündü ama 1569’da yapılan tarihi köprüye asfalt dökülüp çıkışındaki 20 yıl önce yapılmış yola Arnavut kaldırımı döşenmesini anlatabilmem mümkün değildi.
Keşke o maili atmasaydım diye geçirdim içimden. Kadının yönettiği şehri görünce hiçbir ayrıntıyı atlamayacağını bilmem gerekiyordu ama ben o maili atarken bir kasabalı düşünmüştüm.
Başa gelen çekilecekti. Uyuyamayacağımı bile bile başımı yastığa koyup sabahı beklemeye koyuldum.

Devam edecek…

Bu yazı 225 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAA 5 GÜNAAYYYDIIIIIN LÜÜÜLLEEBBUUUUUURRRGZZZZZZZZ!
» YAŞA BE İNTERNAŞYONEL PİNOKYO PAŞA!
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
» ENTERESAN HİKAYELER-11 PSİKOPATA BAĞLAMIŞ ÜST GEÇİT VE PARİS’İ ÖREN ÖRÜMCEK AĞI
» FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter