20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER- 6
Yazı Tarihi: 18 Ağustos 2017 Cuma 07:05

GIKINI ÇIKARMAYANA BODOZLAMA BOŞALTIRLAR

Madam Hidalgo meslek dayanışması aşkı ile bizim başkanın inanılmaz öz güvenine bir dayanak bulma derdinde. Yanlış adreste olduğunu bilmiyor garibim.
- Ama Akademi’leriniz varmış sanırım. O zaman Lüleburgaz bir üniversite şehri?
Lise azmanı bir yüksekokulla aynı yerde ikamet eden bizimle kelalaka fakülte minyatürlerinden üniversite diye söz etmek beni bozar. Peki ne diyeceksiniz madama. Hele de Kelalaka Mösyö Ali kağıt peçeteye Fransızca notlar alırken.
- Onlar Akademi değil Akademo!
Deyip, bu kısa cümleyi duyar duymaz çaresiz gözlerle bana bakan Sıla’ya dönüyorum. Ha bakalım Sıla ve kelalaka Mösyö Ali çeviriverin. Sıla yutkunuyor, Kelalaka oralı olmuyormuş gibi yapıp gizli gizli not almaya devam ediyor. Sıla öfkeli gözlerle bana dönüp bir vantrolog gibi dudaklarını oynatmadan;
- N’apıyorsunuz siz, bunu nasıl çevirebilirim ki. Dille oynuyorsunuz.
- Üzgünüm Sıla ama üçüncü dünya ülkesinin beşinci sınıf kasabasında biz bu hali sadece anlatmaya çalışmıyoruz bizatihi yaşıyoruz.
Diyorum en vantrolog halimle. Madam Hidalgo saf saf çeviriyi bekliyor. Sıla’nın çaresizliğini tek ayağı aksayan İngilizcemle bölüp çöpe atıyorum.
- They are only demo madam!
Sıla gülümsüyor. Sevdim ben bu sosyolog arkadaşı. Sonra yapılan işlerin bina ihalelerinden ibaret olduğunu, hiçbirinin hayata geçmediğini ama bütçenin neredeyse tamamını yutan kara deliklere dönüştüklerini anlatıyorum dil oyunu yapmadan. Sıla da beni seviyor artık. Ama bu kelaka Mösyö Ali’nin hemen yanı başımda oturup not alışları sinirime dokunuyor. Kendi peçetesini bitirince benimkine sarkıyor. Dur sen bi dur kelalaka Mösyö Ali!
Madam Hidalgo sosyal yardımların nasıl koordine edildiğini soruyor. Bizde tüm yardımlaşmanın ihale alan firmalar, doğrudan teminciler ve gelinler ile 350 kişilik özerk bölge taraftarları ile sınırlı olduğunu, sosyal yardımların özerk bölgeyi yıllardır geçemediğini anlatıyorum. Yardımların özerk bölge sınırına gelmeden buharlaştığını söylüyorum.
Madam Hidalgo bu anlatımımdan sonra bile teslim olmuyor. Meslek dayanışması için ard arda sorular soruyor. Bu Emin beydeki Paris’le kendini bir sayma öz güveninin dayandığı yeri bulmakta kararlı.
- Kent içi temizliği nasıl çözüyorsunuz?
- Bizde on beş yıldır “ÇÖP OHALİ” uygulaması var. Herkes saat 19.00’da evinin önünde çöpleri ile hazır olda bekliyor. Artık çöp kamyonu kaçta gelirse şansına.
- -Nasıl yani?
- -Bence zorlamayın madam devreler yanabilir. (Sıla bu bölümü çevirmiyor, hazır aramızda sempatik bir iletişim var üstüne gitmiyorum)
- Atıkları kaynağında ayrıştırmıyor musunuz?
- Hayır bizim yöneticiler vahşi seviyor. Biz gıkımızı çıkarmadan teslim ediyoruz, onlar bodozlama boşaltıyorlar.
Sıla hince gülüyor bu ince espriye. Türkçe zekasını koruması hoşuma gidiyor yaban ellerde. Çevirisinin ardından madam Hidalgo’nun nasıl yani sorusunu daha söze dönmeden yüzünde yakalayarak cevabı yapıştırıp, Sıla’ya espriyi sindirmesi için zaman tanıyorum;
- Yani vahşi vahşi depoluyoruz çöpleri. Bunu anlamak için ülkenizin 1900’lerin başındaki yerel yönetim uygulamalarına dönmeniz gerek. Zor tabi. Size şöyle açıklayayım biz çöplerimizle birlikte yaşamayı seven bir kasabayız. Herkes mutlu. Nihayetinde çöpleri evlerinin önünden naylon torba ile alınıp az ötelerine atılıyor. Gayet çağdaşız. Evin önü temiz, gerisi Şamda kayısı.
Şamda kayısı lafı Sıla ile aramızda gelişen düzeyli sevgi kontağını kapatıyor yeniden. Sert gözlerle haşlıyor beni çevirmenimiz. Kayısıyı boş ver diyorum. Şam zaten harap bitap düşmüş halde. Gülümsüyor yeniden.
Madam Hidalgo artık yolun sonuna geliyor ;
- Peki ya yerel muhalefet?
Haydaaa olmadı ama madam. Çalışmadığım yerden kazık soru sordunuz. Bu şimdiye kadar hiç aklıma gelmemişti. Oysa Hukuk Fakültesi’nde Anayasa Hukuku ve okumakta olduğum gazetecilik bölümünde de Türk Basın Tarihi derslerinde, demokrasilerde iktidar varsa mutlaka legal ya da illegal muhalefetin de şekillendiğini, bunun işin doğası olduğu anlatılmıştı. Zaman kazanmak için zenci garsona dönüp:
- Tea please!
diyor ve çayın bardağa boşalışını bir modern sanat eseri izler gibi seyrediyorum. Maksat modern sanat arası cevap bulabilmek.
Bu arada beynimin bütün kıvrımlarında ve kasabamın sokaklarında bu sorunun cevabını arıyorum. Bizim kasabada yerel muhalefetin olmaması ne anlama geliyor ki?
Yoksa iktidar mı boş!

Devam edecek…

 

Bu yazı 201 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» TRAKYA YANARKEN SAÇLARINI TARAYAN BİZDEN DEĞİLDİR
» NABER MUTLU ORTA SINIF
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAA 5 GÜNAAYYYDIIIIIN LÜÜÜLLEEBBUUUUUURRRGZZZZZZZZ!
» YAŞA BE İNTERNAŞYONEL PİNOKYO PAŞA!
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter