23 Eylül 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER-7
Yazı Tarihi: 19 Ağustos 2017 Cumartesi 07:52

BEN NAPABİLİRİM Kİ BU PATLAK TOPLA

Madam Hidalgo’ nun muhalefet ile ilgili sorusuna yanıt bulabilmek için denediğim bütün yollar sonuçsuz kalıyor. Madamın sıkıldığını anladığımda el mecbur dudaklarımı araladım ve ağzımdan çıkanları pür dikkat dinlemeye başlıyorum;
- Muhalefet sözcüğü Slovenya’yı geçtiğinizde tam Hırvatistan’a girerken kendi kendini yok ediyor madam. Balkanlardan başlamak üzere bizdeki ve doğu dünyasının önemli bir bölümündeki düşünce yöntemi şöyle, ne me lazım belki iktidardakiler bir gün bana da lazım gelir.
Sıla’da bütün motorlar duruyor. Mösyö Ali’yi not alma delisi yapıyorum bu cümlelerle. Herifçioğlu hangi tabakhaneye yetiştirecekse aldığı notları. Sıla en keskin bakışını direk gözlerime gömüyor;
- Lazım gelir ne ya, lazım gelir ne? Ben nasıl çevireceğim bunu.
Sıla’ya 44 nomera bir Clark Gable bakışı fırlatıp : “Don’t worry sweethard, I can translate” Ve en kestirme yoldan çeviriyorum uzun cümlelerimi,
- Empty madam only werry big empty! (Boşluk madam sadece büyük bir boşluk )
Madamın yüzünü birdenbire bir rahatlama bürünüyor. Önce anlamsız geliyor bu bana, sonra fark ediyorum. Madam için Avusturya’ya da Slovenya’dan sonra muhalefetin olmaması çok bilindik bir durum. Nihayetinde bizim gibi coğrafyalara kendi elleri ile cicili bicili ambalajlarda ihraç ediyorlar bu cehaleti. Bu yüzden hiç kimse gelecekte belki bana da lazım gelir deyip, kendisinin ve gelecek nesillerin hakkını hamutuyla götürene ses çıkarmıyor.
- Biz de sorumlu muhalefet yok madam, sorunlu muhalefet var. Adamların zoru yönetenlerin yaptıkları ile değil, seçimden seçime seçilebilme ile ilgili. Halk biz de halk yerine değil oy yerine geçiyor. Bozdur bozdur harca. Sonra da buna utanmadan demokrasi diyoruz.
Mösyö Ali daktilo kızlardan hızlı not alırken peçetesi bitiyor ve Sıla’nın peçetesine sarkmaya kalkıyor. O kadar da değil Mösye deyip eline vuruyorum artık kelaka olmadığını fark ettiğim Ali’nin. Sıla çaresiz gözlerle beni izliyor.
Madam Hidalgo, Mösyö Emin’in saçma sapan özgüvenini çözmenin gururu ile gülümsüyor;
- Peki siz niye karşı çıkmıyorsunuz bu olan bitenlere?
- Ben karşı çıkmanın Türkçesini bitirdim madam Hidalgo. O yüzden buradayım ve Mösyö Ali’ye bile bu yüzden katlanıyorum. Artık top sizde.
Madam Hidalgo sessizce söylediklerimi süzüyor beyninde. Beyninin penceresinden bakıyorum. İçerisi ışıl ışıl. Batılı olsa da nihayetinde sosyalist kadın J
Önce Emin beyin saçma sapan “Bizim rakibimiz Paris, Londra ve New York “cümlesini geçiriyor beyninden alt yazı olarak. Sonra benim aktardığım, seslendirmesini sweethart Sıla’nın yaptığı açıklamaları gözden geçiriyor itina ile. Beyin ekranından 35 bin dolarlık yıllık kişi başı kasaba milli gelir saçmalığı geçerken kahkahayı patlatıyor. Asfalt dökülen Mimar Sinan köprüsü geçerken derinleri sızlıyor beyninin. Akademi saçmalıklarının 1900’lerin başında kendi kentinde yöneticilik yapanların rant yatırımlarının ikiz kardeşleri olduğunu fark ediyor. Tam orda okkalı bir küfür savuruyor beyninin duvarlarına. Sosyal yardımların hiç yapılmadığını anlattığım yerde gözleri bile buruşuyor. Turizm bölümünde 60-70 kişiyi milyon olarak anladığını hatırlayınca utanıp kızarıyor ve ;
“ Ben ne yapabilirim ki bu patlak topla? “ deyiveriyor.
- Ben size gönderdiğim o maili ortada top çevirelim diye atmadım ki madam. Ortada vahim bir iddia var ve bu iddianın muhataplarından biri de göreviniz gereği sizsiniz. Bu yenilip yutulması imkansız yalancı dolmayı yutarsanız bu fantastik hikaye ve kahvaltı için teşekkür eder ülkenizden terki diyar eyleriz. Yok olmaz valla! Bu saçmalığı ortalık yerde komam. İki satır laf etmez isem, bunu öğrenmişken susarsam Paris halkının yüzüne bakamam derseniz, bu da başımız üzere.
Sıla, yalancı dolma ve yok olmaz valla’nın etrafını dolaşıp çeviriyor. Ona da yazık be, kaç zamandır kahrımı çekiyor kadın.
Çeviri bitince madam Hidalgo’nun yüzü geriliyor. İçinden nerden bulaştım ben bu işe dediğini duyar gibi oluyorum. İç geçirişini fark ettiğimi gayet gayri diplomatik bir gülüşle belli ediyorum madama. Sizi gidi madam sizi der gibi bakınca madam Hidalgo gayet diplomatik bir gülüşle, çay isteyip istemediğimizi soruyor.
- Çayı red etmeyiz ama sessizliğe de gelemeyiz madam Hidalgo! Yeterince sessiz bir kasabadan geliyoruz biz ve üç gündür Paris’teyiz. Sayenizde bu dördüncü günümüz. Biz üç günde Paris’in hakkını verdik. Sizin üstünüzde yüzyılların hakkı var. Susarsanız ayıp olmaz mı?
Madam Hidalgo’ya son yumruğu vurup köşeme çekiliyorum. Bahşişin ağababasını hak eden zenciye teşekkür edip çayımı yudumlamaya başlıyorum.
Madam Hidalgo ile sweethart Sıla bana gayet Fransız bir şekilde hararetle tartışmaya başlıyorlar. Mösyö Ali bu kerre bu ikilinin konuşmalarını Türkçe notlarla düşüyor zenci garsondan aldığı peçetelere.

Kesin Devam Edecek…

 

Bu yazı 78 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
» ENTERESAN HİKAYELER-11 PSİKOPATA BAĞLAMIŞ ÜST GEÇİT VE PARİS’İ ÖREN ÖRÜMCEK AĞI
» FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
» FANTASTİK HİKAYELER 9
» FANTASTİK HİKAYELER-8
» FANTASTİK HİKAYELER 4
» FANTASTİK HİKAYELER 3
» FANTASTİK HİKAYELER-7
» FANTASTİK HİKAYELER- 6
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter