20 Eylül 2017 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 25°C
Açık
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER 4
Yazı Tarihi: 18 Ağustos 2017 Cuma 17:53

İçeri girdiğimizde madam Hidalgo ayağa kalkıp yanımıza geliyor ve bizi selamlayıp masaya davet ediyor ve hemen akabinde de saçları hafif dökülmüş benim yaşlarımda bir adamı tanıştırıyor bize.
Mösyö Ali beyin iki ismi var ama ben ona kısaca Mösyö Ali bey diyorum ve kelime ziyanlığı olmasın diye ilk adını beynimin çöplüğüne gönderiyorum. Mösyö Ali bey yıllarca bizim büyükelçilikte çalıştıktan sonra emekli olunca Paris’e yerleşiyor ve Türklerle ilgili bir sivil toplum kuruluşunda yönetici oluyor. Belli ki madam Hidalgo Sıla’yı fazla yormak istemiyor. Fantastik hikayeye hoş geldiniz emekli Ali bey diyorum. Ali bey anlamamış gibi bakınca başımla boş verin canım akışına bırakın diyerek gösterilen yere oturuyorum.
Bayan Hidalgo bize biraz kendinizden bahsedin diyor. Bu tip resmi nitelikli toplantıların en kazık sorusu bu olduğunu iyi bildiğimden dersime uykusuz kaldığım gecenin başında çalışıyorum ve sonunda da sabahleyin ezberimi kontrol ediyorum. Kısa sürede kendisine ait her şeyi anlatmanız gerek yoksa toplantı güme gider. Kukla tiyatrosu ile uğraştığımızı, kuklalarımızla dünyayı gezdiğimizi, son Dominik Cumhuriyeti festivalinden dönüşte de Paris’te soluklandığımızı hızlı bir biçimde anlatıp sözü önümüzdeki ay gideceğimiz Fransa festivaline getiriyorum;
- Eylül’de yeniden Fransa’da olacağız.
Bayan Hidalgo sözümü kesiyor.
- Biliyorum onu. Charleville Meziers’teki festivale davet aldığınıza göre işinizi ciddi yapıyorsunuz.
Yüzümdeki şaşkınlığı fark eder etmez bodoslama devam ediyor:
- Biz işimizi iyi yaptığımız için burdayız Mösyö. Sıla sizinle ilgili güzel bir bilgi özeti hazırlamış.
Dün geceki ezberim güme gidiyor. Kadın zamandan tasarruf etmek için özetimizi okumuş Rolümü çalan Sıla’ya alacağın olsun babında inceden gülümsüyorum.
Madem öyle madam, siz buyrun der gibi bakıyorum koskoca Belediye başkanının yüzüne. Bizde bakacan 10 tane doğrudan teminci üzerine çullanır adamın. Yaşlı şakşak ekibi de mevzuya tüy dikerek katkı verir…

 Kısa bir sessizliğin ardından madam Hidalgo söze giriyor;
- Mailiniz çok ilginç geldi bana ve ekibime. Doğrusu çok merak ettik Mösyö Emin Halebak ve Lüleburgaz’ı. Milli geliriniz 35 bin dolarmış ki bu Avrupa standartlarının çok üstünde bir rakam. Lüleburgaz’da elmas madenleri ya da petrol mü var? Tarihi ve turistik yerleriniz ile ve doğal güzelliklerinizle bir çekim merkezi imişsiniz. En çok da dans okulu bölümü heyecanlandırdı beni. Ben gençliğimde bale yapmıştım bu yüzden dansa özel merakım var. Mösyö Emin bey her yerde dans okulları açtıklarını söylemiş. Büyük bir başarı bu. Bizde ancak 35 tane dans okulu var. Bu konuda Rio ile yarışıyor olmanızı kıskanmadım desem yalan olur. Ayrıca küçük bir yerleşim yerinin belediye başkanının kendine rakip olarak Paris’i alması bizi heyecanlandırdı. Rakibimizi tanımak istedik.
Kadın makineli tüfek gibi konuşuyor ama sorular beklediğim yerden geliyor. Görürsün sen madam Anne diyorum içimden ama tedbirliyim. Ses tellerime varmadan gömüyorum bu iç sesi beynimin mezarlığına.
Masada bildiğimiz demli Türk çayı var. Utanıp poşet çayları cebimin dibine ittikten ve bir yudum çay aldıktan sonra başlıyorum anlatmaya.
- Biz maden olarak elmas ya da petrol açısından zengin değiliz ama kasabanın özerk bölgesinde çok iyi yalan madenleri var. Bu 35 bin dolar milli gelir o madenlerde üretiliyor.
Ali bey diplomasiden hayata intikal ettiği için ve bu sözlerime çay içerken yakalandığı için püskürüyor. Utançla bez peçeteyi alıp özür dileyerek masadan kalkıyor. Bayan Anne Hidalgo durumu ancak Sıla’nın tercümesinden sonra anlıyor.
“ Yalan satılan bir şey mi ki sizin bölgede?” diye hince merakla soruyor madam Hidalgo.
- Hem bizim kasabada hem de genelde yalan en değerli madendir yönetim katında.
Ağzımdan çıkan lafı kulağım duyduğunda artık her şey için geç olduğunu fark ediyorum. O kadar da çalışmıştım. Bizimle ilgili olumlu değerlendirmelere evet, olumsuzlara yok öyle bi şey nereden çıkarıyorsunuz, batı bizi kıskanıyor diyecektim. Gene olmadı gene söz geçiremedim beynime. Ağzım kuruyor çayı fondipliyorum. O an tepemde beyazlar içinde bir zenci belirip çayımı tazeliyor. Zaten burada bu tür işleri nedense hep zenciler yapıyor. Bunu sohbetin ilerleyen kısımlarında madam Hidalgo’ya karşı kullanmak için not ediyorum peçeteye.
Peçete beyaz.
Uzatmadan madamın ikinci sorusuna geçiyorum. Bu arada Mösyö Ali genzini temizlemiş bir vaziyette ve gözlerim üzerinde pozu ile masaya intikal ediyor. Bizim kasabadaki doğrudan temincilerle akraba mı bu adam diye geçiriyorum içimden. Dikkatli bakınca eski bir tekel bayiinin torunu hissi veriyor insana sanki.
- Tarihi bir camimiz var. Bahçesine duvarlarını kırıp çinili lahmacun salonu yaptılar. Girişteki dış cephesine alüminyum kapladılar. Bahçesindeki ağaçlık bölge demir kilitlerle kapalı. 52 yaşına geldim o bahçede ne var öğrenemedim bir türlü.
- İntéressant! diyor madam Anne.

Sıla’ya ‘anladım gerek yok’ der gibi bakıyorum. Tarihi bir eserin ağaçlık kısmının demir kilitlerle yıllardır kapalı olmasını kafası almıyor koskoca madam Hidalgo’nun. Şaşkın şaşkın bana bakıyor.
- Üzgünüm madam 50 yıldır benim kafam almıyor dibinde yaşarken. Sizin için zor tabi. Bi de köprümüz var caminin mimarı Sinan’ın yaptığı ama bizimkiler üstüne asfalt döktüler iyi mi?
Sıla ‘iyi mi’nin Fransızcadaki karşılığını bulmaya çalışırken madam Hidalgo cümlede geçen ismi duyunca heyecanlanıyor;
- Oooooo Sinan insolite architecte diyor.
Sıla ‘iyi mi’yi çevirirken zorlanınca hatlar karışıyor. Ben birbirine bakan Sıla ve kel alaka Ali beye dönüp telaş etmeyin madam Hidalgo’yu anladım diyorum. Ali bey kıllanıyor;
- Fransızca biliyor musunuz?
- Hayır ama Mimar Sinan’ı iyi biliyorum. O dünyanın en olağan dışı mimarlarından biridir dünyanın her yerinde. Lüleburgaz dahil değil diyorum.
Aramızda Türkçe konuşmamız ve konuşmaların madam Hidalgo’ya çevrilmemesi bu sefer madamı kıllandırıyor. Diplomatik masaların genel hastalığı bu: “Çabuk kıllanma” Bu gerilimden yararlanıp onları baş başa bırakarak iki lokma bir hırkanın lokma kısmını tamamlıyorum hızla. Pişt garson demeye kalmıyor çayım doluyor. Adam DGSE (Fransız MİT'i) ajanı gibi gözü çayımda. Seviyorum bu adamı, çıkarken üç beş auro bırakmalı diye geçiriyorum içimden. Sonra auronun 4.20 olduğu aklıma gelince vazgeçiyorum. Zencileri severiz ama o kadar değil.
Madam Hidalgo’nun dikilen saçları Sıla’nın "iyi mi"nin karşılığını aramaktan vazgeçip kestirmeden çeviri yapması ile rehavete kavuşuyor ama kadının şaşkınlığı bitmiyor. Batılı bir yerel yöneticiyi şaşırtan uygulamaların olduğu bir kasabada yaşamak gururumu okşuyor. Yaşa be Emin paşa!
Bayan Hidalgo en şaşkın haliyle ;
- Nasıl asfalt? diye soruyor.
- Sıcak asfalt, diyorum ama toplantıya kel alaka Ali beyden tecrübeliyim, ağzımda çay yok. Kahkahayı patlatıyorum.
- Peki kimse ses çıkarmıyor mu bu duruma?
Nasıl anlatılır ki bu kadına bu absürt durum. Yalan söylesem kendime yediremem, söylemesem memlekete ayıp. Orta yolu buluyorum;
- Olmaz mı, bazen asfaltta çukurlar oluşunca bütün kasabalı ayağa kalkıyor, “belediye uyuyor mu niye asfalt dökmüyor” diye.
Madam Hidalgo’da devreler yanıyor. Bu kadının Mimar Sinan’ın yaptığı köprüye asfalt dökülmesini anlamasını beklemek, Fatih hoca’dan milletvekili maaşına milli takım antrenörü olmasını beklemekten daha vahim bir pozisyon.
Madam Hidalgo sekreterinin masaya bıraktığı bir not yüzünden kısa bir izin isteyip masadan kalkıyor. Ben lokmaları ikiden ikinin katlarına çıkarmaya girişiyorum. DGSE ajanı olduğuna kalıbımı basacağım zenci garson bana çay dökmekten telef oluyor.

Devam edecek…

 

Bu yazı 148 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
» ENTERESAN HİKAYELER-11 PSİKOPATA BAĞLAMIŞ ÜST GEÇİT VE PARİS’İ ÖREN ÖRÜMCEK AĞI
» FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
» FANTASTİK HİKAYELER 9
» FANTASTİK HİKAYELER-8
» FANTASTİK HİKAYELER 4
» FANTASTİK HİKAYELER 3
» FANTASTİK HİKAYELER-7
» FANTASTİK HİKAYELER- 6
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter