23 Eylül 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER 9
Yazı Tarihi: 22 Ağustos 2017 Salı 07:03

HAY BEN SENİN ÇAYHANE'NE DALAYIM

Olağan dışı ve gayet fantastik misafirperverliği için bayan Hidalgo’ya teşekkür ederken, onu bizim küçük kasabaya beklediğimizi, Sıla’yı getirmeyi unutmamasını ve Mösyö Ali’yi de çıkışta çöpe atmasının iyi olacağını söylüyorum. Madam Hidalgo kahkahayı patlatıp;
- Artık Burgaz’a gelmek dışında bir şansımız kalmadı. Bu ilginç iddiayı bir de yerinde görmem gerekiyor. Belki sonra “Ego’nun Dayanılmaz Hafifliği” adlı bir kitap bile yazabilirim.
Birbirine Fransız olmayan kahkahalar dolduruyor kahvaltı salonunu, Mösyö Ali ise gayet Fransız somurtuyor hepimize. Sevdim ben bu bayan Hidalgo’yu.
Önde madam Jİ ve Mösyö Pen arkada Sıla ve biz salonu terke başlamışken, madam Anne Hidalgo sesleniyor;
- Bu patlak topu napacağız?
“Ondan bi numara olmaz madam. Biz denedik, olmuyor. Zorlamanın alemi yok! Çıkarken Ali beyin yanına bırakın.”
Madam Ji çipil gözlü, kısa ve çirkin bir Fransız kadını. Mösyö Pen omuzlarına ip takılmış suratsız bir kukla gibi zar zor yürüyen, başı öne düşecekmiş gibi duran, insana ilk görüşte uyurgezer hissi veren bir adam.
Madam Ji ve düşük baş Möysö Pen bizi ilk olarak Pantheon’a götürüyor. Şehrin orta yerinde devasa bir anıt bina bu. İçerde Voltaire’den Rousseu’ya kadar dünya düşün tarihinin insanlarının heykelleri ve mezarları var. Kubbesinden aşağıya doğru dünyanın döndüğünün ilk deneysel kanıtı olan “Focoult Sarkacı” sarkıyor. Madam Ji anlatıyor Sıla çeviriyor. Bir anda düşük baş Mösyö Pen’in tuhaf bir özelliğini fark ediyorum. Madam Ji konuşmaya başlar başlamaz başını ve omuzlarını kaldırıp başka bir adam oluyor. Arada o da bir iki önemli kelam ediyor. Sonra yine eski haline dönüyor.
Pantheon’da ziyaret ettiğimiz mezarlar insanlık tarihine yön veren aydınlanma hareketinin öncülerine ait. Hala buraya gömüyorlar ölen aydınlarını. Bizim ülkeyi ve kasabayı düşünüyorum acı acı. Tarihi boyunca aydınlarını tabutluk tabir edilen hapishane hücrelerine gömen, öldüren, süren bir ülkenin parçası olmak canımı sıkıyor.
Karşılaştırmalı bölümde tek tek taşları sökülen ve ortadan kaldırılmaya çalışılan dere boyundaki eski mezarlığımızı hatırlıyorum. Anıt olsun diye yapılmasına ön ayak olduğum Mehmet Başaran meydanının çöplük ve odunluk olarak kullanılmasına küfrediyorum.
Pantheon’dan aşağı salındığınızda sizi Lüksemburg bahçesi karşılıyor. Basketbol ve tenis sahaları (ki sadece tenis sahaları bizimkinin kankası Şevket beyin sucukçu yumurta tükkanı olarak kullandığı LYFA kadar), lunaparkvari çocuk oyun alanları, dinlenme alanları muhteşem dizaynı ve çocukların kayıklarını yüzdürdükleri, büyüklerin kitaplarını okudukları devasa havuz kenarları. Çoğula dikkat! Terminalden Yaman Otel’e kadar bir alan sağlı sollu ağaçlık yol olarak düzenlenmiş parkın orta yerinde. ‘Orta yeri’ tanımına dikkat buyurun. Yolun genişliği Okullar Sokak ile Fatih Caddesi kadar.
Burayı görünce, patlak topun kulaklarını fena halde çınlatıyorum. Bizim 25 çayhaneyi toplasan burada iki havuz kadar yer kaplar. Gençlik parkçığı hariç değil.
- Hay ben senin çayhanene dalayım…
Sıla çevirmiyor ama Ji ve Pen bu sözlerimi duyunca bir anda tuhaflaşıyorlar. Bay Pen’in düşük kafası bir anda dikeliyor. Koşarak üç tane küçük kayık getiriyor bize. Siz takılın, biz geleceğiz diyerek hızlı adımlarla uzaklaşıyorlar yanımızdan. Kayıkları suya bırakırken down sendromlu bir çocuk yanaşıyor iskeleye. O kadar güzel gülümsüyor ki Norveç bandıralı kayığımı ona bırakıyorum. Uluslararası bir yarış var devasa havuzda. Ve ben down sendromlu ortağımla tezahürat yapıyorum. Muhteşem bir an bu. Fransız Türk ortak yapımı Norveç bandıralı kayık yarışı ikinci bitiriyor. Ortağımla birbirimize sarılıyoruz. İkincinin en çok alkış aldığı yarış olarak tarihe geçiyor bu yarış.
Madam Ji yüzüne nur inmiş, çirkinliği gitmiş olarak dönüyor aramıza. Mösyö Pen’in de gözleri parlıyor. Sıla ile birbirimize bakıp gülümsüyoruz.
“ Ne büyük parkmış arkadaş!” dediğimde Sıla gülümsemesini kahkahaya çeviriyor.
Yüzüne başka bir şekil inen madam Jİ hadi gelin sizi parkın kukla tiyatrosuna götürelim” diyor.
- Yok artık, parkta bir de kukla tiyatrosu mu var?
Sorumu çok salakça buluyorum sonra. “ Hadi gidelim”. Parkın orta yerinde bir tiyatro. Hem de kukla tiyatrosu. Her gün gösteriler yapılıyor ve her gün dolu. Oyun bitmek üzere, önce bizi içeri almak istemiyorlar. Sıla Madam Hidalgo’nun misafirleri olduğumuzu söylüyor ama nafile. İnadım inat kapı görevlisine Madama boş vermesini, bizim Türkiye’den geldiğimizi Dominik Cumhuriyeti’ndeki uluslararası bir kukla festivaline katıldıktan sonra Paris’i de aradan çıkarmak istediğimizi ve eğer izin vermezse oyundan sonra sahnedeki sanatçılara durumu anlatacağımı söylüyorum. Kadın gülümsüyor ve;
“Siz uğraşmayın, hadi geçin oyunu izleyin, ben oyundan sonra bizimkilere anlatırım bu hikayeyi. Çok sevinecekler” diyor. Sıla, Ji ve Pen şaşkınlar. Madam Hidalgo’nun forsunun geçmediği yerde sorunu benim çözebilmiş olmam kafalarını karıştırıyor.
“Kuklalar sınır tanımaz” diyorum gülümseyerek.
Gez gez bitmeyen Lüksemburg bahçesini yarım bırakıp Notre Dame Kilisesi’ne yöneliyoruz. Kuyruk Balkan Hastanesi’nden Yeni Sanayi çıkışına kadar ve bu sefer içerde kukla sanatçıları yok. Çaresizliğimizi düşük başlı Mösyö Pen çözüyor. Bir iki konuşmanın ardından sıra beklemeden ama kuyruktakilere gayet ayıp ederek ve utançtan yüzümüzü gizleyip içeri giriyoruz. İçerde dışarıdaki kadar insan ve muhteşem bir mimari var.
Yarıştığımız Paris’in kambur zangocuyla dünyayı fetheden ve kendine çeken Notre Dame’ının yanına bizim taş köprünün yanındaki sur kalıntılarını koyuyorum. Bir genç elindeki tazyikli su hortumu ile hem araba yıkıyor hem de duvar kalıntılarının canına okuyor. Sırada bekleyenlerse sadece arabalarını yıkatan kasabalılar ile arsanın peşindeki yapsatçılar.
- Hay ben sizin tarihi eserlerimizle çekim merkeziyiz diyen dillerinize dalayım…

10. bölümde bitsin artık…

Bu yazı 132 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
» ENTERESAN HİKAYELER-11 PSİKOPATA BAĞLAMIŞ ÜST GEÇİT VE PARİS’İ ÖREN ÖRÜMCEK AĞI
» FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
» FANTASTİK HİKAYELER 9
» FANTASTİK HİKAYELER-8
» FANTASTİK HİKAYELER 4
» FANTASTİK HİKAYELER 3
» FANTASTİK HİKAYELER-7
» FANTASTİK HİKAYELER- 6
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter