20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 7°C
Yağmur
YAZAR DETAYI
Mesut SARIOĞLU
FANTASTİK HİKAYELER -10 “ADAMIN BOYUNU ÖLÇMEYE MEZRO YETMEZ Bİ DE ŞU HALE BAK”
Yazı Tarihi: 23 Ağustos 2017 Çarşamba 07:26


Notre Dame Kilisesi’nin kambur zangocu yüzyıllar önce emekli olmuş ama hala ününü koruyor. Mekanları ve şehirleri anlamlı kılan sanatla inşa edilmiş binalar, onlara duyulan saygı ve elbette ki hikayeleridir.
Bizimkilerin açılmadan tarihi eser envanterine intikal eden "Lezzet Şeysi" geliyor aklıma. Bir tane hikayesi var o da, hayrı bir tek gelinine dokunan kayın validenin altı ayda bir okuduğu sabit metin “Açcaz açıyoz açacaz”
Bırakın fore kazığı, çimentonun bile icad edilmediği dönemden kalan bu mimari harikası kilise bütün ihtişamı ile kendini sergiliyor yüz yıllardır. Hem de dış cephesine aleminyum çerçeve takılmadan, bahçesine küflü demir kilit asılmadan, güneş saati görevi yapan parçası kırılıp dökülmeden.
Cahiliye devrinde yaşadığımızı bana hatırlatan bu Fransız korumacılığına ifrit oluyorum. Gözlerimi dört açıp bir açıklarını bulma gayretine giriyorum. Gözüme mum yakılan yerdeki yazı takılıyor: “Mum 2 Euro”. İlk kez su kadar açık bir biçimde hayır satıldığına şahit olmak beni heyecanlandırıyor. Duayı tarifeye bağlıyorlar. Vatikan’da 3 euroya papa resmi, 5 euroya Çin çakması İsa heykeli görmüştüm ama onlar satış yapılan dükkanlardaydı nihayetinde.

Yani işin en azından bir mantığı vardı.Burada resmen ibadethanenin içinde 2 euroluk tarife ile hayır dua satıyorlar. Yakaladım sizi lan Fransızlar demeye kalmıyor biraz ilerde bu kez ışıklı bir ilan panosu gözüme takılıyor; “Mum 5 euro!”
Uygurlu atalarımızdan kalma “Kör istedi bir göz, ilahi güç yaptı onu tepegöz” sözü aklıma takılıyor.
5 euroluk mumlar fakirlerinkilere göre daha uzun, daha kalın ve daha afili. Pahalı istekleri olanlar için üretilmişler. Yani fakirlerin duasının kısa, zenginlerin duasının uzun olması gibi manyak bir durum var ortada ve adamlar bunu gizleme gereği bile duymuyorlar.
Notre Dame’nin büyülü ama duaları tarifeli ve gayet sınıf ayrımcı havası boğuyor beni. Sıla’ya içerideki mum ironisini anlatıyorum, aklımca Fransızlardan intikam alacağım. Sıla gülümsüyor ve söyledikleri ile hevesimi kursağımda bırakıyor;
- Bizim ince zarf kalın zarf hikayesine ne kadar çok benziyor di mi?
- Çok biliyorsun sen!
Gülüşüyoruz. Madam Ji programını kukla oyunu izleme isteğimiz nedeniyle sarktığını bu yüzden acele etmemiz gerektiğini anlatıyor. Mösyö Pen omuzlarına yapıştırılmış duran tuhaf başını sallayarak onaylıyor bu durumu.
Madam Ji biraz ilerde şehrin önemli parklarından biri olduğunu onu kısa turla gezeceğimizi sonrasında da Şanzelize caddesinden Zafer Takı’na yürüyeceğimizi söylüyor. O sözlerini bitirmeden parkın kapısına geliyoruz. İçeri hiç giresim yok. Avrupa’da ve dünyada gezdiğim her park, saçma salak bir yönetim anlayışı yüzünden, yıllardır park diye plastik sandalyeli çayhanelere kurban edilip, Afrika kabileleri tadında yaşatıldığımızı hatırlatıyor bana;
- Biz park konusunun genelini anladık. Burayı pas geçsek.
Bayan Ji yeterince çirkin değilmiş gibi yüzünü biraz daha buruşturup; “Siz bilirsiniz “ diyor. Madam Ji birden bire güzelleşiyor gözümde. Çığlık atasım geliyor, aksi olsaydı bir karşılaştırma sarsıntısını daha kaldırmayacaktı yaşlanan beynim. Yine de kapısından bakmayı ihmal etmiyorum. Uçsuz bucaksız ağaçlı bir yol. Yol dediysem genişliği bizim liseden eski ortaokula kadar. İçeride disneylandvari minyatür bir lunapark bile var. Fransızlar gayet prensipli, Disneyland 5 euroluk uzun mum, burası iki euroluk kısa mum.
Şanzelize’nin başına vardığımızda, bizim matbaada çalışan Şevki dahil, ülkenin dört bir yanından duble yollar ve uçak pistleri konusunda muhim kanaat önderlerini toplayıp buraya getirmenin farz olduğunu düşünüyorum. Bu aralar memlekette “memura % 3.5 ama yol yaptık” diyenlere selam vermenin tehlikeli olduğunu düşündüğümden yönetenleri pas geçiyorum. (Anlayışınız için teşekkür ederim.  8 aracın yan yana geçebildiği karşılıklı iki yol. Ortasına gemi bağla sıkıntı çıkarmaz. İnsanlar için ayrılan yürüme alanlarına Kuzey Kore ordusunu dizsen herkese geçmeye yol kalır kaldırımlarda. Şaka gibi di mi) Değil öyle o, harbi gerçek !
(Tam burda bir oylama yapmak istiyorum. Biz Paris’i geride bırakan bir kasabada yaşıyoruz diyenler parmak kaldırsın.  Seni mi kırcaz, sen iki elini de kaldırabilirsin Pinokyo)
Şanzelize’de zenginlik ve açlık kan kardeşi gibi. Pahalı mağazaların karşısında yatak döşek yatan Suriyeli aileler. Kapitalizm kendisi için çalışan kölelerine “Böyle olmak istemiyorsan itaat et ve çalış” diyor sanki. Bu şaşaanın ortasında turizmin tavan yaptığı bu şehirde bu fotoğraflara izin verilmesinin başka bir açıklaması yok.
Şaşkın şaşkın Şanzelize'den yukarı doğru çıkarken üstü açık otobüslerden birinin az ilerde durduğunu ve bir adamın üstü açık otobüsün üst katından ellerini kollarını acayip acayip açıp bize doğru haykırdığını fark ediyoruz. Adama yeni adamlar ve kadınlar katılıyor. Buranın vazgeçilmezi üstü açık tur otobüsünün üstünde 19 Mayıs hareketleri yaparak bize doğru bağıran insanlara yaklaştıkça sesler şekle şemale bürünüyor;
- Sıla, Sıla heyyyyyy buraya bak buraya, biz burdayız.
Otobüstekilerin neden 19 Mayıs hareketleri eşliğinde Sıla’yı çağırdıklarını çözemiyorum ama gayet mühim muhit Şanzelize’de yürüyüp, facebookta satılacak öz çekim yaparken, bir araba Türk turist tarafından karizmamızın çizilmesi sinirlerimi bozuyor.
Otobüsün yanına vardığımızda, otobüs üstümüze boşalıyor. Ortalık bayram yeri. Hepsi Sıla’ya sarılıp sarılıp ötekine devrediyorlar sarılma nöbetini. İşin aslı nöbetler bitince anlaşılıyor. Sıla’nın eski arkadaşları Avrupa Turu ile Paris’e geliyorlar. Üç ay önceden planlanmış bir toplaşmaya benim mailim limon sıkıyor. Onlar da Sıla bizi Türkiye’ye paketledikten sonra gece buluşmayı planlıyorlar, bizi uğurladıktan sonra akşam buluşmak üzere sözleşiyorlar ama ben park gezisini iptal edince Şanzelize’de karizmamızı çizme fırsatını kaçırmıyorlar. Sıla sırayla tanıtıyor bize arkadaşlarını;
- Bay A, Bay B, Bay L ,Bay F’nin eşi Bayan D,…..
Liste uzayıp gidiyor. Bir tek Bay J ile Bay yumuşak G gelmemişler. Amma kalabalık kadınmış bu Sıla diye geçiriyorum içimden. Hayır bana ne de olan bana oluyor. Güneydoğuya berber açmaya gitmiş bakan gibi hissediyorum kendimi. Bütün baylar ve bayanlar sıra halinde elimi sıkıyorlar. Bay J ve yumuşak G’nin Türkiye’de kalmalarına seviniyorum iyi mi!
Elim sıkılmaktan sıkılıyor bir süre sonra. “Tamam ben konuyu anladım” diyorum hafif sinirli bir biçimde Sıla’ya.
Bay orta harflerden biri Sıla’ya yapay bir çocuk sesiyle;
- Biz Eyfel’e gidiyoz, siz de gelsenize, şerefine şampanya patlatacağız ama. Lüffen, lüffen, lüfffennnnnn!
Herifin boyunu ölçmeye mezro yetmez şu halebak. “Çok sesli Lüffen Korosu”nu dinliyoruz çaresiz.
Sıla Eyfel’e gitmemizi öneriyor. “Bunlarla mı?” diyorum. “Ölüm yoluna giderim daha az korkutucu olur . Hem biz gezdik Eyfeli, kuru kara bir demir yığını. Hadi sana selametle”
Sıla dünden razı gitmeye. Ama aklı bayan Hidalgo’da kalıyor. Bayan Hidalgo’ya durumu çaktırmayacağımızı, nihayetinde bizim de halden anlayan insanlar olduğumuzu, şampanya şişesinin dibine vurduktan sonra Lovuer Müzesi çıkışında buluşabileceğimizi söylüyorum. Kadın havalara uçuyor, tut tutabilirsen.
Arkasından bir küçük pet şişe suyu boca edip dualarla yolcu ediyoruz Sıla’yı.

Zafer takı ile aramızda sadece geniş bir cadde var. Koyveriyoruz kendimizi caddeye. Madam Ji çığlığı basıyor;
- Ne yapıyorsunuz mösyö, alt geçitten geçeceğiz?
Sıla kalabalığı ile arazi olmasına rağmen madam Ji’nin bütün söylediklerini anlıyorum. İlahi bir güç bana Fransızca mı öğretti bu zor zamanda diye düşünürken madam Ji’nin İngilizce sesinin duyuyorum;
- Be carefull please!
Zafer takına bir alt geçitten geçiliyor. N’oldu şaşırdınız mı? Uluslararası otoyol geçmiyor yarıştığımız Paris’in orta yerinden ama adamlar tarihi esere gitmek için alt geçit yapmışlar.
Siz, içinden uluslar arası otoban geçen kasabanızda, bisikletleriniz sırtınızda Bisiklet şeysine devam…

11. Bölümde bitsin artık Lüfffen lüfffenn…

Bu yazı 328 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» TRAKYA YANARKEN SAÇLARINI TARAYAN BİZDEN DEĞİLDİR
» NABER MUTLU ORTA SINIF
» AMAN DERİM KARDEŞLER
» ŞAPŞALLIK SÖZLÜĞÜ
» PİŞT KAYNANA SEN BANA Bİ BAKSANA
» AFFET BENİ KASABAM
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAA 5 GÜNAAYYYDIIIIIN LÜÜÜLLEEBBUUUUUURRRGZZZZZZZZ!
» YAŞA BE İNTERNAŞYONEL PİNOKYO PAŞA!
» FANTASTİK HİKAYELER SON
» O İSTİFA BURAYA GELECEK O KAAAA 3
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter