26 Eylül 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Nedim MENEKŞE
KÖY ENSTİTÜLÜLER (6) CAVİT BİNBAŞIOĞLU
Yazı Tarihi: 31 Ağustos 2017 Perşembe 07:22

(Antalya Aksu Köy Enstitüsü-1944)

 

1925 yılında Antalya ilinin Akseki İlçesinin Güzelsu köyünde doğdu. Ortaöğrenimini Aksu Köy Enstitüsü'nde, Yüksek öğrenimini Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde ve Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'nde yaptı. Daha sonra Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nü bitirdi.

1944 yılında köy öğretmenliği ile işe başlayarak, sırasıyla  gezici başöğretmenlik, ilköğretim müfettişliği,öğretmen okullarında "meslek dersleri" öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü asistanlığı yaparak yükseköğretimde çalışmaya başladı.

1965-1968 yılları arasında Bursa Eğitim Enstitüsü meslek dersleri öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü meslek dersleri öğretmenliğine atanan Cavit Binbaşıoğlu, Burada bu okulun Gazi Eğitim Fakültesi'ne dönüştürüldüğü 1982 yılına kadar kalmış ve daha sonra, bu fakültede iki yıl daha çalışmış ve 1964 yılında isteği ile emekli olmuştur

Öğretmenliği sırasında 1968-1969 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığınca bilgi, görgü ve ihtisasını arttırmak üzere İngiltere'ye gönderilen Binbaşıoğlu , burada  İngiliz eğitim sistemini ve özellikle öğretmen yetiştirme yöntemlerini incelemiştir. Yurda döndüğünde konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı'na sunduğu rapor, 1970  ve 1971 yıllarında Hıfzırahman Raşit Öymen'in çıkardığı "Eğitim Hareketleri" dergisince yayımlanmıştır.

Cavit Binabaşıoğlu, meslek yaşamı ve emekliliği süresince eğitimle ilgili olarak pek çok çalışmalarda bulunmuş, öğretmenlere kılavuz, ailede ve okulda eğitim sorunları, eğitim uygulamaları  ve eğitim bilimleri tarihi gibi konularda sayısız eser vermiştir.

Cavit Binbaşıoğlu, meslek yaşamını eğitime adamış, gerek okul eğitimine ve gerekse çocuk yetiştirmekle görevli ana babaların eğitim çabalarına katkıda bulunmayı kendisine ödev saymıştır. Bunu yaparken de çağdaş eğitim ve Atatürk ilkelerinden ayrılmamıştır. Atatürk'ün eğitim fikirlerini, eğitim bilimleri açısından yorumlayarak bu güne kadar gelmiştir. Bunları gerek yazılarında, gerek kitaplarında ve kendi meslek yaşamında birer tutum ve kişilik özelliği olarak sergilemiştir. Bu bakımdan, kendi öğrencileriyle, diğer meslektaşlarına da iyi bir örnek ve esin kaynağı olmuştur

                                   (Eğitim ve Bilim. Temmuz 1999:Sayı 113. s.7-8)

 

ESERLERİ

A-BASILMIŞ OLANLAR:

1-Öğretmenlere kılavuz niteliğindekiler

*Ailede ve Okulda Eğitim Sorunları

*Birleşmiş Sınıflarda Öğretim Rehberi

*İlkokul Öğretmen ve Yöneticilerine Uygulamalı Rehber.

*Köy ve Şehir Okullarının Bütün Sınıfları için Yıllık Çerçeve Plan

*Okullarda Ders Dışı Etkinlikler

*Okullarda Öğretim Sorunları

*Öğrenci Sağlık, Sosyal ve Ruhsal Durum Dosyası

*Toplu Dosya

*Uygulamalı Aktif Öğretim Rehberi

         *Uygulamalı İlkokul Rehberi

*Uygulanmış Yeni Öğretim-Eğitim Şekilleri

2-Öğretmen Meslek Dersleri ile İlgili Ders Kitabı Niteliğindekiler

*Eğitim Psikolojisi

*Eğitim Yöneticiliği

*Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme

*Eğitime Giriş

*Endüstri Psikolojisi

*Eğitim Tarihi

*Gelişim Psikolojisi

*Genel Öğretim Bilgisi

*İlkokullarda Yönetim

*Orta Dereceli Okullarda Öğretim Bilgisi

*Orta Dereceli Okullarda Genel Öğretim Bilgisi

*Öğrenme Psikolojisi

*Öğretim Metodu ve Uygulama

*Özel Öğretim Yöntemleri

*Ruh Sağlığı Bilgisi

3-Eğitim ve Öğretim Bilimleri Tarihine İlişkin Araştırma Eserleri

*Ankara'da İlkokul Çocuklarının Beden Gelişimi Üzerine Bir İnceleme

*Ankara'da ilkokul çocuklarının Geliştirmiş Bulundukları Fen ve Tabiat İlgileri Üzerine Bir Araştırrrıa

*Cumhuriyet Dönemi Eğitim Bilimleri Tarihi

*Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri

*Eğitim Düşünceleri Tarihi

*Geleneksel Kültüre Göre Türkiye'de Çocuk Eğitimi Üzerine Bir Araştırma

*Öğretmen Yetiştirme Açısından Türkiye'de Eğitim Bilimleri Tarihi

B-BASIMA HAZIR OLANLAR

1-Atatürk'ün Eğitim İlkeleri ve Çağdaş Eğitim

2-Eğitimciler ve Bazı Eğitim Düşünceleri

3-Eğitim ve Öğretim Üzerine Yazılar

4-Türkiye'de Eğitim Bilimleri Tarihi Araştırmaları

5-İlk okuma ve Yazma Eğitimi

6-Türkiye'de Mesleki Rehberlik Merkezlerinin Kuruluşu ve Okullarda Mesleki Rehberlik Çalışmaları

                  

            "BU BENİM ÜSLUBUM"

1944-1945 öğretim yılında Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünün birinci sınıfında öğrenci idim. Sınıf arkadaşlarım hepsi 1944 yılında Köy Enstitülerinden mezun olan arkadaşlarımdan yarışma sınavı ile seçilmişlerdi. Sınıfımızda 8 bölümden oluşan arkadaşlar vardı. Bu arkadaşlarla Meslek Dersleri, Türkçe ve Batı Edebiyatı gibi bazı dersleri birlikte görüyorduk.

Batı Edebiyatı dersimizde öğretmenimiz, o tarihte Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi bulunan Sabahattin Eyüboğlu idi. O yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı, sayısı 500'lere varan Doğu ve Batı edebiyatından seçilmiş klâsik eserler dizisini yayımlıyordu. Bunlar da, o sırada, daha çok Köy Enstitülerinde serbest okuma saatlerinde okunuyordu. Batı Edebiyatı dersi ile her halde, bizlere, genel kültür yanında, bu tür eserleri nasıl okumak gerektiğinin yöntemi de öğretilmek isteniyordu.

Bu derste, Sabahattin Eyüboğlu, Bakanlıkça yayımlanmış bulunan klasik eserlerden 2-3'er sayfalık alıntılar yaparak, bunları teksir makinesinde çoğaltıp bizlere dağıtıyordu. Biz de aldığımız metinleri, ertesi haftaya kadar okuyup sınıfa getiriyorduk. Sınıfta söz konusu metin okunuyor, metnin içeriği üzerinde sınıf tartışması yapıyorduk.

Öğretmenimiz Sabahattin Eyüboğlu bunu, tıpta bir damla kan örneğine bakarak, kanın alındığı kimsenin sağlık durumu hakkında bir yargıya varmaya benzetiyordu. Bu düşünce ile olacak ki, incelediğimiz o 2-3 sayfalık okuma parçasından, metnin alındığı yazarın yaşamını, yaşadığı dönemin özelliklerini, yazarın felsefesini, toplumsal ve eğitimsel görüşlerini ortaya çıkarmaya çalışıyorduk.

Bu tarzda bir öğretimle, Eflâtun'un, Aristo'nun, J.J. Rousseau'nun ve benzeri diğer yazarların eserlerinden yararlanıyorduk. Böyle bir öğretim, bizi, yalnız bu metinlerle yetinmeyerek kitabın bütününü okumaya götürüyordu. Daha sonraları da bu bizi -hatta bununla yetinmeyerek- ayni yazarın diğer eserlerini ve başka yazarların eserlerini de okumaya yöneltiyordu. Bu dersten, bir süre bu tarzda öğretim yaptıktan sonra, bize, "Bundan sonra kitap tanıtmalarını yapacaksınız" dedi. Ben sınıfta, önde, kapıya yakın bir yerde oturuyordum. Hemen parmak kaldırdım. Bana Schakespeare'nin "Othello" adlı kitabını tanıtma görevi verdi. Ertesi haftaya kadar kitabı aradım, buldum, okudum, notlar aldım. Ders zamanı, kitabı tanıtmak üzere, öğretmen masasına geçtim. Öğretmenim de masanın yan kenarındaki sandalyeye oturdu. Bana, derse başlamam işaretini verdi. Ben anlatmaya nasıl başladımsa, kısa bir süre sonra, öğretmen, sağ elini kaldırarak, bana:

-Dur! Böyle olmayacaktı, dedi.

Ben de daha önceki alışkanlığımla:

-Efendim, bu benim üslubum, dedim.

Bunun üzerine öğretmenim Sabahattin Eyüboğlu, hafifçe gülümseyerek, şöyle bir duraksar gibi yaptı ve bana:

-Peki, peki devam! Dedi.

Ben de bunun üzerine kitabı tanıtmaya devam ettim

Aradan zaman geçtikten sonra ben de "bu iş nasıl oldu" diye kendi kendime düşündüm. Sınıfta 80-90 kişilik öğrenci önünde ben ve öğretmenimiz var. Böyle bir ortamda ben, yaptığım davranışı savunuyor ve üstelik bunun bir "üslup" sorunu olduğunu söylüyordum. Daha önce sınıfta "üslup" konusunun tartışılıp tartışılmadığını anımsamıyorum.

Üslup, bir kimsenin karakter ve kişiliği gibidir.  Bu nedenle, üslup kişinin "kendine özgü" bir anlatım biçimidir. Hem üslupta, hem de karakterde ortak olan şey "kendine özgü özellik" olması durumudur. Bu da sürekli yinelemelerle oluşur. Bu da kişinin kendisi ve başkaları tarafından bir beğenilme ve takdir edilme duygusunun sonucudur. Üslup, ayrıca, kişiyi,  dışarıdan belli bir kalıp içine sokmamak gerektiğinin, özgür düşünce ve hareket, kendine güven duygusu gibi Köy Enstitülerinin çok önem verdiği davranış özelliklerinin de somut bir örneğidir.

Benim verdiğim yanıt üzerine, öğretmenim Sabahattin Eyüboğlu, duraksar gibi yaptığı o çok kısa bir zaman içinde, bütün bunları düşünmüş olacak ki, böyle durumlarda bana karşı, o zamanlar başka okullarda yapıldığı gibi "sus, sen benden daha iyi mi bileceksin!" gibi olumsuz bir davranış içine girmemiş, kişiliğimi koruyucu, beni yüreklendirici, teşvik edici, hoşgörülü bir davranış göstermiştir. Dersin sonunda nasıl anlatmam gerektiğini söylemedi, ben de sormadım.

 

 

 

           

Bu yazı 289 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (12)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (6) CAVİT BİNBAŞIOĞLU
» OY KULLANMAK VATANDAŞLIK GÖREVİDİR
» ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
» KÖY ENSTİTÜLERİ KAPANMASAYDI (1)
» KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ SINIF GECELERİ (8)
» OLAĞANÜSTÜ HAL
» MİLLETVEKİLLERİMİZE İLK DERS
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter