20 Kasım 2017 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 8°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
STRUMA FACİASI (1)
Yazı Tarihi: 05 Eylül 2017 Salı 07:54

‘İngiltere’nin Struma gemisini bile bile ölüme göndermesinin tek nedeni Naziler yanında yer alan Arapları kendi yanına çekmek istemesiydi’

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi soykırımından kaçarak Filistin’e gitmek isteyen aralarında kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve hamilelerin de bulunduğu 769 Romanya Yahudisi köhne Struma gemisine kimler tarafından ve nasıl dolduruldu?

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Romanya’da Almanya yanlıları iktidarda olduğu ve Alman birliklerin de bulunduğu bu ülkede uğradıkları baskı ve kıyım nedeniyle Romen Yahudileri ülkeyi terk etmek istemişlerdi. Başlangıçta Romen makamları bazı nedenlerle Yahudilerin gitmelerine göz yumdukları ve hatta bunu uygun buldukları için Yahudiler ülkeden ayrılma olanağı buluyorlardı. Bu insanların gitmek istedikleri ülke Filistin’di. Filistin ise o dönemde İngiliz yönetimi altında bulunuyordu ve İngiltere kendi çıkarları açısından Filistin’e Yahudilerin gelip yerleşmesini istemiyorlardı.

Öte yandan o günün koşullarında Romen Yahudilerin Filistin’e ulaşabilmek izlemeleri gereken yolun üzerindeki ilk durak İstanbul’du.

Romanya’daki baskı ve kıyımdan kurtulmak ve Filistin’e gitmek isteyen Romen Yahudilerden 769 kişilik grup, Struma adlı bir gemiyle 12 Aralık 1941 günü Köstence Limanı’ndan yola çıkarak 15 Aralık 1941’de İstanbul’a ulaştılar. Ancak, Struma İngiltere’nin engellemesi ve Türk hükümeti üzerindeki baskı nedeniyle İstanbul Boğazı’nı geçerek Filistin’e doğru yola devam etme olanağı bulamadı.

Struma, İstanbul Limanı’nda içindeki yolcularla birlikte 70 gün bekledi. Bu arada 5 yolcu gemiden ayrıldı. Sonunda Struma Karadeniz’e geri gönderildi ve 24 Şubat 1942 günü sabahı İstanbul Yön Burnu’nun 4-5 mil açığında bir patlama sonucu battı. Gemiden yalnızca bir kişi kurtulabildi.

Struma faciasıyla ilgili o kadar çok soru var ki Struma niçin ve kimler tarafından Filistin yerine Karadeniz’e gönderildi.

Kaynak: Komplo Teorileri Yazar: Erol Mütercimler Sahife: 123-124

DEVAMI YARIN

 

GİDECEĞİN KAPIYI BİL

İnsan defalarca günah işlese bile gideceği kapıyı çok iyi bilmelidir. Rabbimiz çok merhametlidir. Kapısına varanları asla boş çevirmez.

Bir insan yüz kişiyi bile öldürebilir. İnsan günah işleyebilir. Ama günah işlediği çevreyi ve arkadaşlarını da terk etmelidir.

Aksi takdirde tekrar aynı günahı işleme yanlışlığına döner.

İnsan arkadaş seçerken arkadaşının içki içip içmediğini Allah’ın adını ağzına almayanlarla arkadaşlık etmemesini bilmeli ve ona göre arkadaşlarını seçmelidir. Çünkü arkadaş çevresi kişinin dini hayatını yaşaması adına büyük bir önem taşır.

Bu yüzden arkadaşını iyi tanımalı ve ona göre seçmelidir.

 

İMRENMESİNLER

Akılbaba, büyükçe bir koyun budu almış. Alamayanlar görüp imrenirler diye her zaman olduğu gibi evden götürdüğü torbaya koymuş evine dönüyormuş.

Arkadan gelen fakirce bir komşusu ‘Müsaade et de ben taşıyayım’ demiş. Torbada ne olduğunu da sormuş.

Et olduğunu öğrenince gözleri parlamış.

Akılbaba hissetmiş ve:

‘Eti evine götür, torbayı evime bırak Bulgur alacağım’ demiş.

Geri dönmüş. Tekrart but alıp evine gitmiş.

Bu hikayeyi dinleyen arkadaşı, Akılbaba’ya bakıp gülümseyerek;

‘Akılbaba da böyle yapar’ demişç

 

TÜRKLÜK KESİNLİKLE KURTARILACAKTIR

Koştuk, 23 Nisan’da Ankara’da Mustafa Kemal’e kavuştuk. O güne dek yüzünü hiç görmediğim o vakur endamın kürsüye çıkıp da içinde bulunduğumuz ulusal yıkımı bütün çıplaklığıyla bildiren ve bunlara çare gösteren açıklamasını dinlerken gönlümün üzüntü ve umutsuzluktan kararmış ufuklarında güneş gibi aydınlık bir nimetin parladığını görüyor, sevincimden ağlıyordum.

Duygularımı, düşüncelerimi o zaman cephede bulunan kardeşim Hamit Şevket’e bildiren mektubumda aynen şöyle demiştim:

‘Benim ömrümde bu denli güçlü, bu denli canlı ve bu denli kendisine bel bağlanacak ne bir asker, ne bir sivil adam görmedim. Rahat olalım, gelecek kesinkes bizimdir. Ve Türklük bu büyük adamın önderliğinde kesinkes kurtulacaktır’ (Refik İnce. Atatürk Nedir?  1938)

 

ESKİ FUTBOLCULARIN İSTEĞİ

Kurban Bayramı sevabıyla günahıyla r-trafik kazalarında ölenlerin, yaralananların, kurban keseyim diye kendilerini kesenlerin, hayvanların canlarını acıtan acemi kesicilerin manzaralarıyla gündemimizdeydi.

Bu kadar koç, dana, boğa, keçi gibi hayvanın kesimleri, hayatlarına son vermeleri ve bu enstantanenin çocukların gözleri önünde yaşanması.

Bu bayramların en hoş tarafı herkes kucaklaşıyor. Dargınlar barışıyor. Gerçekten barışıyorlar mı?

Eğer bayramların barışma bayramı olduğuna gerçekten inanıyorsak bu dini emri Türkiye’de ilk evvela siyasilerin yerine getirmesi gerekmez mi?

Benim için bayramın en güzel tarafı 1967’den beri arkadaş olduğumuz, beraber futbol oynadığımız 30-40 tane futbolcu arkadaşın bana getirdikleri teklif oldu.

Arkadaşlar ‘Ne olur Necati, bunu yapsan yapsan sen yaparsın. Eski futbolcuları bir araya getir. Ölmeden evvel birbirimizi bir daha görelim. Eski günlerimizi yad edelim’ dediler.

İşte telefonda konuştuğum futbolcu arkadaşlarım;

Zeyit, Boluspor’da oynamış Fikret ve İbrahim, Uzunköprü’de bulunan Ziya, Fenerbahçe’den Lüleburgazspor’a transfer olan Cihat, Ömer (Cemil), Ümit, Malik, Kaleci Aytekin, Kaleci Ali Canlı, Birol, Galatasaraylı Birol, Con Ahmet, Eyüp-Necdet Çorlu, Fuat (Big), Beşiktaşlı Ferruh Ergin, Ördek Hasan, Kaleci Hüdai, İsa Gabralı, Kel Mustafa, Kaptan Naci Tolon, K. Naci Tekirdağ, Yalçın Kırklareli, Mehmet Kalemci, Memiş, Müjdat Karanfilci, Suat Kocaeli, 1967 futbolcularından Rasim, Galatasaraylı Ali, Vahit, Davut ve ismini hatırlayamadığım futbolcular.

Zaten Lüleburgazspor’un  50. Kuruluş yıldönümü. Lüleburgaz olarak bunları son bir defa daha çağırıp beraber olalım mı?

 

BİZLERİ ALDATMIŞLAR

Kopernik ve birçok bilim-ilim adamları ‘Dünya yuvarlaktır’ tezini savunurlarken kendilerinin ne işkenceler gördüğünü tarih ve uzay bilimi derslerinde öğrenmiştik.

Ama Düzce’de bir partinin gençlik başkanının Pazar gününe isabet eden konuşması ilim dünyasında bomba gibi patladı.

Gençlik başkanı diyor ki:

‘Dünya yuvarlak değil, bir tepsi gibi düzdür. İnsanlar aya ve diğer gezegenlere çıkamadılar’

Haydaaa! Sevgli kardeşim sen neredeydin şimdiye kadar!

Bizler o kadar okuduk, sınıf geçmek için dersler çalıştık. Demek beyhudeymiş.

Hay Allah! Şu işe bakın bir gökbilimcimiz oldu, şükürler olsun. Bir de bizde bilim adamı yok derler.

Eskiden dünyanın öküzün iki boynuzu üzerinde durduğunu söylerlerdi. Demek bu da yanlışmış.

Nihayet Düzceli bir partilinin söylediği doğru çıktı.

Mecbur musunuz konuşmaya? Hem bilgin yok hem de kör cahilsin! Daha neler duyacağız sağ olursak!

Şimdi Amerika, Rusya Uzay istasyonlarında görev yapan ne kadar gökbilimci, matematikçi ister misiniz bu genç kardeşimizi ortaya attığı teorisi için kaçırsınlar.

Aman Allah korusun!

Bu yazı 256 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter