23 Eylül 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
STRUMA FACİASI (2)
Yazı Tarihi: 06 Eylül 2017 Çarşamba 07:11

1933’den 1939’da İkinci Dünya Savaşı başlayıncaya kadar, Yahudiler ve Araplar arasında birçok çatışma çıkmış, bunlardan Arap, Yahudi ve İngilizler olmak üzere 3.000’den fazla insan öldürülmüştü.

            İngiltere soruna bir çözüm bulmak üzere İkinci Dünya Savaşı’na değin geçen bu süre içinde bazı arayışlarda ve girişimlerde bulunacaktır. Bu çerçeve de, 1929 ayaklanmasından sonra, önce Walter SHAW, sonrada Sir John Hope SİMPSON başkanlığında kurduğu komitelere rapor hazırlatmıştır. Her iki komite de, Filistin’e Yahudi göçün durdurulması ve burada Yahudilere toprak satışının yasaklanmasını çözüm olarak belirteceklerdir. İngiltere Sömürgeler Bakanı Lord Passfield, 1930 Ekiminde yayınlanan ve “Passfield Beyaz Kitabı” olarak adlandırılan raporunda aynı görüşü belirtecektir. 1937 Temmuz ayında eski Hindistan İşleri Bakanı Lord William Robert Peel başkanlığındaki komisyonun verdiği raporda ise, Filistin’in Araplar ve Yahudiler arasında paylaştırılması gerektiği öne sürülecek; Kasım 1938’de Sir John Woodhead başkanlığındaki komisyonun hazırladığı raporda da, Filistin’in yine Arap Devleti, Yahudi Devleti ve İngiliz Mandası altındaki topraklar olmak üzere üçe bölünmesi öngörülecektir.

            Bu çalışma ve raporların sonucunda İngiltere’nin 7 Şubat-17Mart 1939 tarihleri arasında bir konferans gerçekleştirdiğine fakat gerek Araplar ve gerekse Yahudiler birbirleriyle bir araya gelmeyi reddettiklerinden ayrı ayrı toplantılar yapıldığına ve sonuçta bu girişimin de başarısızlığa uğradığına tanık oluyoruz.

Bu arayış ve girişimlerde öngörülen çözümlerin tümü de gerek Araplar ve gerekse Yahudiler tarafından reddedilince, İngiltere, tek yönlü olarak Sömürgeler Bakanı Malcolm MacDonald’ın hazırladığı ve “Beyaz Kitap” denen resmi belge ile bundan böyle Filistin’de izleyeceği siyasiyi açıklamıştır. Bu belgeyle, 10 yıl içinde İngiltere’nin Filistin’e bağımsızlık vereceği, ancak bunun Arapların ve Yahudilerin göstereceği işbirliğine bağlı bulunacağı, ilk beş yılında Filistin’e Yahudi göçünün 75.000 kişi ile sınırlı olacağı bildiriliyor ve ayrıca Yahudilerin toprak sayın alabilmelerini Filistin topraklarının %5’i ile sınırlandırıyordu.

Kaynak: Komplo Teoriler.   Yazar: Erol Mütercimler Sahife: 124-125

-Devamı Yarın-

 

BİLİM ÇEVİRİYLE OLMAZ

19 Ağustos’ta Gazi’nin Yalova Köşkü’nde akşam yemeğine çağırıldım. 19/20 Ağustos 1932’ydi. O gece Gazi, çok ciddi konulara değindi. Çok heyecanlı konuştu. Toplantıda Afet İnan’dan başka Yusuf AKÇURA, Dr. Reşit GALİP, Celal SAHİR de vardı. O tarihi gecede Gazi, İstanbul Üniversitesi’nin reformundan bahsetti. Birinci Türk Dil Kurultayı’ndan söz etti. Bu işlerde Dr. Reşit GALİP’in çalışacağını sezdirdi.

Konuşmalar, memleket sorunları üzerinde toplanmıştı. 

Türk yurttaşlarıyla her zaman ilişki kurmanın kendisinin en büyük işi olduğunu söylüyordu.

Konu hep ulus ve memleket, bilim ve üniversite üzerindeydi. Birinci elden bilimin üzerinde duruyordu. Bir ara şu sözleri işittik:

“Ölmek üzere olan bir ulusu Gazi değil, hiçbir güç kurtaramaz. Türk Ulusu ölmek istemez. O hep yaşayacaktır, efendiler!”

Birden, eliyle beni göstererek:

“Üniversitede, Doktor Bey gibi birinci elden araştırma yapanları profesör görmek istiyorum” dedi.

Sözünü Dr. Reşit GALİP’e yönelterek konuşmasını şöyle tamamladı:  

“Bilim çeviriyle olmaz, incelemeyle olur. Doktor Bey nasıl memleket malzemesini inceleyerek bilim yapmışsa, ben de senden böyle bilim adamlarını almanı istiyorum.”

(Şevket Aziz KANSU. Sümerbank Dergisi Kasım 1963)

 

HENRY FORD

            1903 yılında bir banka müdürü, önüne gelen kredi talebini inceliyordu. Kredinin istenme sebebini okuyunca, yüzünü buruşturdu ve üzerine “Reddedildi” mührünü vurdu. Kredi talebinin geri çevrildiğini duyan Henry Ford, derhal müdürün yanına çıkarak “Nasıl böyle bir projeyi geri çevirebilirsiniz?” diye sordu.

Banka müdürü kendinden emin bir şekilde “Otomobil ancak geçici bir moda olabilir. Bu tarz geçici işlerle uğraşacak vaktim yok” dedi.

Bu sözler üzerine Henry Ford odayı terk ederken şunları söyledi:

“Bir gün yollarda at arabaları kalmayacak, tüm ulaşım otomobille sağlanacak. Henry Ford başarıya ulaşana kadar beş kez iflas etti. Karşısına çıkan sayısız engele rağmen vizyonunun genişliği ve ona ulaşma arzusu sayesinde otomotiv sektörünün kurucusu ve bir numaralı ismi oldu.

 

LÜLEBURGAZSPOR’U SEYRETTİM

            Geçen haftaydı galiba; Lüleburgazspor Malkaraspor’un Tekirdağ süper ligde şampiyonluk mücadele edecek takımı...

İstasyon Futbol Sahasında oynandı maç. Tribünde oturmadım. Soyunma odasının önünde bir sandalye verdiler bana oradan seyrettim maçı.

Biraz sonra Lüleburgazspor Kulüp Başkanı Şenol TURAN geldi yanıma oturdu.

“Merhaba Necati Hocam, nasılsın, iyi misin?” dedi.

Bende “Sağ ol başkanım iyiyim” dedim.

Yanımda yönetici Bahattin GÜÇLÜ de var. Maç başladı. Malkaraspor’un en ucuz futbolcusu 10 Bin TL imiş. Çoğu fizik bakımından Lüleburgazspor’a fark atar. İlk yarı Malkaraspor 2-0 galipti. Lüleburgazspor’un futbolcularının çoğu fizik yönünden çok zayıf ama futbolu biliyorlar. Teknikleri de iyi. Bu tarafını inanın çok beğendim. Ama maçta pozisyon icabı ikili müdahalelerde bizimkiler hep negatif kaldılar. Lüleburgazspor’a zaman lazım. Tecrübe de zaten zamanla kazanılır.

            Ben Lüleburgazspor’un eski futbolcusu, eski teknik direktörü ve gazeteci olmam dolayısıyla Lüleburgazspor’u eleştirmek hakkını kendimde görüyorum. Bu yüzden bana kızmayın, darılmayın.

            Mustafa GÖNÜLALAN’ın teknik direktörlüğü yarıda bırakmasını doğru bulmadım. Biliyorum teknik direktör arayışına girdiniz. Madem ki teknik direktör olarak şu anda takımın başında Özay kardeşim var. O zaman bırakın takımı o çalıştırsın. Arayışınız hem futbolcuların hem de Özay Hoca’nın moralini bozar. Ama o pek anlamıyor bu işten diyenler var. Tamam da Özay’ı beğenmeyenlere sormak lazım: “Siz şimdiye kadar ne yaptınız?”

Bu saatten sonra teknik direktör arayışına sakın girmeyin. Zaten maçların başlamasına şurada 18-20 gün kaldı. O zaman bütün mesuliyet tüm futbolculara ve hocaya yüklenir ki bu da çok büyük bir adaletsizlik olur.  Özay Hoca ve futbolcular çalışsınlar ve yapacakları maçların galibiyet yönünü kendilerine çevirsinler.

 

AHMET ORUÇ OĞLUNU EVLENDİRDİ

            Lüleburgaz’ın tanınmış simalarından Ahmet-Ömür Oruç’un oğlu Taha ile Abide-Hüseyin’in kızı Mine 4 Eylül 2017’de Carmen House düğün salonunda evlendiler. Yapılan nikahtan sonra gelin Mine Oruç soyadını alarak bir ömür boyu sürecek olan mutluluklara yelken açtılar.

            Ömür ile Ahmet Oruç’u tebrik ediyor mutlu olmalarını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz. Böyle düğün görmemiştir Lüleburgaz. Hele Rumelili Ekrem tüm kalabalığı öyle bir eğlendirdi ki.

 

DÜNKÜ YAZIMI OKUDUNUZ DEĞİL Mİ?

            Dünkü yazımda Lüleburgazspor’da 1967 yılından bu yana futbol oynamış futbolcuları bir araya getirmek fikrimizi beğendiniz mi?

Efsane kadro Lüleburgazspor’un futbolcularını bir daha görmek, onlarla konuşmak, onların Lüleburgazspor’da başından geçen tatlı unutulmaz olayları onların ağzından dinlemek istemez misiniz?

Lüleburgazspor’un 50. kuruluş yıldönümünde böyle nostalji bir gün-gece geçirmek istemez misiniz? 

Bu yazı 191 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (4)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (3)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (2)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (1)
» SİHİRLİ KEMAN
» AMELİYAT
» İNCİLER GİBİ
» KAPANAN KAPI (2)
» KAPANAN KAPI (1)
» SESSİZ DENİZCİNİN ESRARI (2)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter