23 Eylül 2017 Cumartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Parçalı Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
STRUMA FACİASI (3)
Yazı Tarihi: 07 Eylül 2017 Perşembe 07:28

           Struma faciası sırasında İngiltere’nin Filistin’e Yahudi göçü ile ilgili siyasasının, o tarihte Almanya’da, Alman işgali ya da etkisi altındaki ülkelerde yaşayan Yahudiler için ne denli acımasız olduğu açıkça ortadadır. Türkiye gibi bir-iki ülke dışındaki tüm ülkeler, topluca öldürülmekten kaçan bu insanlara kapılarını kapattıkları bir sırada, onların gidebilecekleri tek yer, soydaşlarının bulunduğu ve bu nedenle yardım görebilecekleri Filistin’di. Oysa İngiltere yılda 15.000 kişi ile bu olanağı kısıtlamaktaydı. İkinci Dünya Savaşı boyunca 6 milyona yakın Yahudi’nin Almanlar tarafından öldürüldüğü anımsanırsa, İngiltere’nin de Yahudilere nasıl ölümcül bir darbe indirmiş olduğu kendiliğinden anlaşılır.

 

Romanyalı Yahudiler

            1941 yılı başında, Ocak ayında, Bükreş’te Demir Muhafızlar, Siyonistlerden birçoğunu öldürdüler. 1941 yılının İlkbahar ve Yaz aylarında Yahudilerin ellerinden oturdukları yerler alınıyordu. Bu arada Mayıs ayında da askere alınmamış olan Yahudilere  çalışma zorunluluğu konulmuş bulunuyordu.

            Haziran 1941’de Kuzey Romanya’da, YAŞ’ta Yahudi katliamı gerçekleştirildi ve 4.000 kişi öldürüldü. Trenlere konularak Güney’e sürülen binlerce Yahudi de bu sırada yaşamını yitirdi. Aynı ay içinde, Yahudilerin kollarına sarı bant takmaları zorunlu hale getirildi. 17 Kasım 1941’de Mareşal Antonescu çıkardığı bir emirname ile Romanya’daki, “Yahudi Cemaat Teşkilleri Birliği”ni kapattı ve Yahudilerin işlerini yürütmek üzere bir idare kurdu. Bunu Yahudi kökenli 1430 avukatın Romen barolarından kayıtlarının silinmesi izlendi.

            Tüm bu gelişmelere karşın, Yahudilerin Romanya’yı terk etmesine ses çıkarılmıyordu. Bu da Yahudi sorununun bir başka çözüm biçimiydi.

Kaynak: Komplo Teoriler.   Yazar: Erol Mütercimler.    Sahife: 125-126

-Devamı Yarın-

 

YURT İÇİN   

            Ölümünden 36 gün önce, birinci komutan, sonra başbakan Celal BAYAR, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, yanında hazırladığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla geldi. Hekimler, zaman alıcı ciddi konularla ilgilenmesini yasaklamışlardı. Başbakan, bir-iki temel konuda fikrini öğrenmek ihtiyacındaydı. En çok beş dakika için evet derler.

Bundan sonrasını, Celal BAYAR şöyle anlatır:

Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi. Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu.

“Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk” dedim.

Eliyle işaret etti:

“Şöyle yanıma otur da anlat.”

Şezlongunu yükseltmelerini, arkasına bir yastık konmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe ilgisi artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel Sekreter Hasan RIZA’nın bana bunu anımsatmak için içeri girdiğini hissetti:

“Gel SOYAK, sen de dinle. Başbakan çok güzel şeyler anlatıyor” dedi.

Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümleyle o konuyu tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın geleceği okurcasına:

“Ufukta yeni bir Dünya Savaşının bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan kurumlar.

Allah başarılı etsin, acele edin!” dedi.

Bunları söyleyen insan, birkaç gün önce komadan çıkmıştı.

Sağlığıyla ilgili bir tek söz bile etmedi.

(Cemal KUTAY, Atatürk Olmasaydı)

 

LEO TOLSTOY

            “Savaş ve Barış” adlı romanının yazarı Leo Tolstoy, içinde öğrenme isteği olmadığı gerekçesiyle kolejden atılmıştı.

 

GÜNÜN SÖZÜ: Vapurlar, yelkenlileri denizlerden kovdular. Çünkü onlar rüzgar olsa da olmasa da ileriye gidiyor. Vapur kendisini öne iten gücü içinde taşıyor. Hiçbir fırtına onu yolundan çeviremiyor. Onun dışarıdan kuvvete ihtiyacı yok.

GÜNÜN ÖZÜ: İnsanoğlu, kendi kararlılığı ve Tanrı’nın da yardımıyla, hayallerini kurduğu her şeyi başarabilecek yetenektedir.

 

LÜLEBURGAZSPOR’A TEKNİK DİREKTÖR

            Çarşamba (dün çıkan yazımda) Lüleburgazspor’da teknik direktörlük yapması için Özay kardeşime bir şans verilmesini tavsiye etmiştim. Ve bunun için uzun zamandır takımı çalıştıran ve takım hakkında epey bilgi edinen ÖZAY’ın takımı çalıştırmasının doğru bir karar olacağını yazmıştım. Ama bunun göründüğü kadar kolay olmadığını ve Özay kardeşimin BAL Liginde lisansının AMATÖR takım çalıştırabilir derecesinde olduğu için Lüleburgazspor’da çalıştırıcılık yapmak için daha yüksek bir lisansa ihtiyaç olduğunu arkadaşlarımız konuşmamızda bildirdiler.

            Yani buna göre Lüleburgazspor’da teknik direktörlük yapacak kişinin “A” kursu mezunu veya “Pro B” lisansına sahip olması gerekecek diyorlar. Buna göre maçlar başlamadan evvel mutlaka “Pro B” lisanslı bir teknik adama ihtiyaç duyulacağıdır.

            Liglerin başlamasına 17-18 gün kaldı hemen hemen. Yeni gelecek teknik direktörün bu zaman içinde takıma ne gibi başarılar kazandıracağı da meçhuldür. Şimdi “Pro B” veya “A” kursu diploması olanlar teyakkuzda beklemektedir.

Bakalım şans kime gülecek.

 

HANGİ AİLEDENSİNİZ?

            İlkokulu Lüleburgaz’da okumuştu. Beden Eğitimi dersine ben gidiyordum. Annesini ve babasını küçükken kaybetmişti. Miraslardan ve tanıdıklarından yardım alarak tahsilini bitirmiş, dürüst ve kazançlı bir iş sahibi olmuş.

            Bayramda karşılaştım onunla... Elimi öptü; sarıldık birbirimize. Annesi ve babasının ölümünü hiçbir zaman unutmamış; onların yokluğunu, hüznünü hep kalbinde taşımış. Evlenmeye karar verince, hayata olan bağları çok kuvvetlenmiş. Çok da mesut ve bahtiyarmış. Evleneceği kıza da çok tutkunmuş.

Anlattığına göre nişanlısının halası biraz küçümser bir edayla öğrencime durmadan sorular sormaya başlamış:

Akrabalarımız ve komşularımız sizin kimlerden olduğunuzu; kiminle evlenecek olduğunu soruyorlar?

Ne dememi istiyorsunuz?

Öğrencim sorulan sorulardan rahatsız olmuş, sorunun sorulma biçimini de sorunca cevabı yapıştırdım öğretmenim, dedi.

Peki ne cevap verdin be oğlum, dedim.

“Sevgili bayan, dürüst karakterlilerden dersiniz, oldu mu?”

“Aferin be oğlum, amma güzel cevap vermişsin” dedim.

 

HAYVAN      

            Tek şeritli yolda karşı karşıya gelen iki araba birbirlerine yaklaşıyorlardı.

Birinin içinde bir adam diğerinin ise bir kadın vardı. Tam yan yana geldiklerinde adam camı açıp kadına:

“ÖKÜZ” diye bağırdı.

Adam konuşmasına devam edecekti ama kadın çok sinirlendi ve o da camı açıp adama:

“HAYVAN!” diye bağırarak cevap verdi.

Ve her iki araba da yollarına devam ettiler.

Kadın tam virajı dönmüştü ki yolun ortasında duran kocaman bir öküze çarptı.

Bu yazı 152 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (4)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (3)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (2)
» HERKESİN NEFRET ETTİĞİ ÇOCUK (1)
» SİHİRLİ KEMAN
» AMELİYAT
» İNCİLER GİBİ
» KAPANAN KAPI (2)
» KAPANAN KAPI (1)
» SESSİZ DENİZCİNİN ESRARI (2)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter