26 Eylül 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 20°C
Kapalı
YAZAR DETAYI
Nedim MENEKŞE
KÖY ENSTİTÜLÜLER (10)
Yazı Tarihi: 14 Eylül 2017 Perşembe 07:09

Eğitimini Pazarören Köy Enstitüsü ile Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde yaptı. Daha sonra Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü bitirdi ve ayni yerde Kamu Yönetimi Uzmanlığı mastırı yaptı. AİD bursuyla Georgetown Dil Enstitüsünü bitirdi. Milli Eğitim örgütü içinde öğretmen,  denetmen ve yönetici olarak 27 yıl çalıştıktan sonra kendi isteğiyle emekli oldu. Daha sonra Kayseri'de özel bir kuruluşun genel müdürlüğünü yaptı; Türkiye Azot Sanayi Kurumu'nda denetçi üye olarak çalıştı. Birleşmiş Milletler Dernekleri Dünya Federasyonunun Türkiye Şubesi yönetici sekreterliğinde bulundu. Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumunun asıl ve Türk Tarih Kurumunun muhabir üyeliklerinde bulunan Ali Dündar, bu kurumlar 12 Marttan sonra devletleştirilince, oradan ayrılan dilci arkadaşlarıyla Dil Derneği'ni kurdu ve bu dernekte çalışıyor. Ali Dündar, bundan başka Atatürkçü Düşünce Derneği başta olmak üzere saygın dil ve yazın derneklerinin de üyesidir.

Ali Dündar yazın yaşamında Köy Enstitüsü yıllarında başladı. Birçok dergi ve gazetede yazdı ve yazmasını sürdürüyor. Halen basılmış 11 yapıtı var. Ayrıca çeşitli yazın, dil ve araştırma dallarında yayımlanmış 11 kitabın da yayınına katılmıştır.

ALİ DÜNDAR'IN YAYINLANMIŞ YAPITLARI:

1-İlk Öpücük (Öykücükler, 2. bası 1944)

2-Ekmek Kokusu (Öyküler/ Ali Dündar, 1 Eylül 1340 (1924) günü Kayseri'nin Akkışla ilçe merkezinde doğdu. İlköğrenimini ayni yerde, meslek Öykümsüler, 1992)

3-Kemalizmi Doğru Algılamak (Atatürkçülük yazıları, 2. bası 1993)

4-Şeriata Karşı Laik Eğitim, Özgür Toplum (Eğitim, deneme-araştırma, 1995)

5-Dil ve Bilinç (Dil yazıları, 1995)

6-Yapay Osmanlıca'dan Yaratıcı Türkçe'ye (Araştırma, 1998)

7-Kemalizm ve Din (Araştırma Yazıları, 1998)

8-Türkçesi Varken (Dil üstüne, 2000)

9-İnançtan Bilince (Araştırmalar, 2000)

10-Dil ve Düşünce (Dil yazıları, 2001)

11-Eğitim ve Dil  ( 2002)

 

YAZARIN KATKIDA BULUNDUĞU YAPITLAR:

1-Beşpınar  (şiirler, 1943)

2-Hasan Âli Yücel (Edebiyatçılar Derneği yayını, 1997)

3-Sözden Yazıya (Ankara Dostları yayını)

4-Ankara Dostları  (Güldikeni yayını, 1998)

5-O Yıllar Dile Gelse (Güldükeni yayını, 1997)

6-Aydınlık Adına Susmayanlar (Güldikeni Yayını, 2000)

7-Kuruluşunun 60. Yılında Köy Enstitüleri (Bulancak Atatürkçü Düşünce Derneği yayını, 2000)

8-Köy Enstitüleri  (Tüses yayını, 2000)

9-Basında Köy Enstitüleri  (Güldikeni yayını, 2000)

10-1986 yılından başlayarak Birleşmiş Milletler Dünya Fedarasyonu Türkiye Şubesi Yıllıkları (BM. Türk Derneği yayınları)

11-Niçin Köy Enstitüler ve Çağdaş Eğitim Vakfı? (1996)

 

 

ÖĞRETMENİM TONGUÇ'A MEKTUP

Aramızdan ayrılalı 41 yıl olmuş. Zaman nasıl da hızlı akıyor. Öğretmenliğiniz daha dün gibi. Pazarören Köy Enstitüsü'ne gelişinizi anımsıyorum, dersimiz matematikti. Karatahtada bir takım geometri şekilleri çizim çalışmaları yapıyorduk. Öğretmenimiz Hasan Özbay'dan izin alarak bizi dışarı çıkardınız. Belli uzunlukta bir ip ve iki çivi getirttiniz, çivileri ipin uçlarına bağladınız ve toprak alanda bir doğru çizerek, belli bir doğrudan yararlanarak pergelle değişik açılar ve geometrik yüzey parçaları çizmenin yollarını öğrettiniz. Hiç unutmam, bir şey daha öğrettiniz. Geometrik çizimler şekil değil, yüzey'dir. Algılayabildiğimiz sonsuz yüzeylerin ölçebildiğimiz parçalarıdır; şekil başka şeydir, bunu öğretmeninizle tartışınız" dediniz.

Enstitümüzde kaldığınız gece onurunuza İ.H.Baltacıoğlu'nun "Akıl Taciri" oyununu oynamıştık. Oyunu çok beğenmiş bizleri, Amerikalı Zenci Öğretmen Booker Washington'un o küçücük, fakat genelge geçerliliğinden bugün de bir şey yitirmemiş olan "Kölelikten Kurtuluş"

Kitapçığını armağan etmiştiniz. Sonra da B.Washington'un "Aptallık Tanrı yazgısı değildir. İnsanlar onu boş zamanlarında kendileri üretirler"  dediğini aktarmıştınız. O zaman anlamını bilmeyerek not ettiğim bu söz, daha sonra benim çok işime yaradı.

Enstitümüze her gelişinizde, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde derslerimize her girişinizde, söz ve davranışlarınızla, unutulmaz yaşamsal izlenimler, düşünceler bırakırdınız; sizin "iş içinde üreterek eğitim" ilkeniz, insanlığımızı anımsatır, kişiliğimizi olgunlaştırır, ileride üstleneceğimiz görev ve sorumluluklarımızın da ilkesi olurdu. Sizin "Soyut ve genel nitelikli bir eğitim yoktur: Çağımızın bilim ve tekniğinden gereğince yararlanamadığımız için, doğanın bize armağanı olan bir takım olanakları da gereğince üretime dönüştüremiyoruz. Bu gün yürütülmekte olan eğitim sistemi ulusal bünyemize ve çağa uygun değil. Başka ulusların eğitim anlayışlarından ödünç alınarak ulusal eğitim yapılamaz. Bu ödünç alınan düşüncenin buyruğuna girmek olur. Ama yine de gelişmiş toplumlar-uluslar, hayvan sürüsü yerine kullandıkları uluslara-toplumlara, sonsuza dek baş eğdirmeyi sürdüremezler." sözlerinizin artalanında, Köy Enstitüler uygulamasıyla nasıl bir Türkiye toplumu yaratmaya soyunduğumuzu anlamaya çalışırdık arkadaşlarımızla aramızda tartışarak.

Siz gideli çok şeyler oldu Sevgili öğretmenim. Siz 27 Mayıs'ı yaşadınız. Olanca ülkümenliğinizle, "Bu günleri gördüm, artık gözüm açık gitmem..." dediğinizi duyduk yakınlarınızdan. Ne var ki çok sürmedi mutlu erinçsizlikler. 12 Mart'lar, 12 Eylül'ler geldi Sen,"Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal, tutumbilimsel, etkinsel, sanatsal ve toplumsal dayancası köylüdür. Bu bağlamda köylü örgütlenmesi, çağcıl anlamda ileri bir düzeye varmadıkça ne kaynaşmış bir ulus-toplum öngörülebilir ne de sağlıklı bir ekonomi gerçekleşebilir. Çünkü Cumhuriyetin ve Kemalizmin temel insan ögesi köylüdür"  demiştiniz ya, işte o köylü yok şimdi. Yurdun bir bölümünde toprak ağalığının sona erdirilmemesi, yüzünden oturduğu yeri yurtlaştıramayan ve Etilerden kalma kağnılı, karasabanlı tarım ilkelliğini, bilimsel üretime dönüştüremeyen, bunun için bilgi ve araç-gereç yardımı alamayan köylü kente sığındı, kentleri köyleştirdi. Oysa sen, köyü toprağından söküp almayı değil, "... Onu kendi içinden yetişmiş, eğitim görmüş, insanlarla donatmayı, canlandırmayı ve bilinçlendirmeyi..." düşünüyor, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün istediği 200 bin köy tarımcısını ve sağlıkçısını en kısa yoldan nasıl yetiştireceğinin yol ve yöntemlerini arıyordun. Ne olacaktı o zaman? Cevat Fehmi Başkut'un 28.6.1960 günlü Cumhuriyet gazetesinde dile getirdiği umutları gerçekleşmiş olacaktı. Yani "Köy Enstitüleri kapatılmayıp da ilk hızıyla devam etmiş olsalardı Tonguç' un planlarına göre 1960 yılında Türkiye'nin değişik bölgelerine uygun kız-erkek 1000'er öğrencili 40 enstitü, işlevi üstlenecek, toprağı işleyecek, suyunu akıtacak, ışığını yakacak ve kendi kendini besler halde olacak, 40 bin köyümüzün her birine en az bir öğretmen, bir sağlık memuru, bir tarımcı yerleştirilmiş, enstitülerin sürekli yardımıyla her ihtiyaçları sağlanmış bulunacaktı."

Oy avcısı politikacılar

Devlet olmak, devlet adamı olmak oy'a, oy avcılığına dönüşünce Atatürk devrim ve ilkelerinin atageldiği bütün ilerici düğümler çözüldü, aydınlanma yolunda oluşturulmakta olan bütün yöneylemler (paradigmalar) yerinden oynadı; aktöre (ahlak) başta olmak üzere, bütün aktörel (etiksel) değer yargıları para ile ölçülür, tartılır oldu. Oysa senin, emek anlayışından güç almayan bir eğitim biliminin, her zaman bozulmaya ve yozlaşamaya açık olduğu kanısını taşıdığını biz öğrencilerin biliyorduk. Nitekim Pazarören Köy Enstitüsü'nde tarım başı olan öğretmenimiz Eyub Erdemir, bu konuda bir tartışmanızı anlatmıştı. Pazarören'in ilk çıkışlılarının çalıştıkları köyleri gezerken Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Ağcakışla köy odasında gecelemişsiniz.

 Siz, Eyub Erdemir ve bölgenin ilköğretim müfettişi Asım Alanyalı o gece sabaha dek "eğitimde etik"  konusunu tartışmışsınız. Sonunda sen, "Eyub"  demişsin, "ahlak bir şeye, bir işe. Bir eyleme dayanmalı; gücünü işten, eylemden almalı. Biz eğitimde işi, üretimi öngörüyoruz. Öyleyse bizim eğitimde güdeceğimiz ahlak, gücünü işten, üretimden almalı; yani, üretmeden tüketmek en büyük ahlaksızlık sayılmalı..." tanımıyla sözü bağlamışsın.

Geçen Nisan ayı boyunca Köy Enstitülerinin kuruluşunun 61. yılını kutladık Atatürk'ü İnönü ve Yücel'i seni andık. Sizlerin, aydınlanma devriminin eğitimleşme, okullaşma ayağı ve ulusal derneşim sürecinde insansal birer yaşama sevinci olarak temellendirdiğiniz Köy Enstitülerinin hiç bir zaman ağlama duvarı açmazına düşürülemeyeceğini vurguladık ve daha Sonra Atatürk'ün milli eğitim bakanlığını da yapmış olan Dr.Reşit Galip'in 1920'de yaptığı "Köy ve Köylülük Hakkında Bir Tetkik" teki "Halkın, yani en büyük sınıf olan köylünün sinesinden çıkacak olan bir inkılâp hakiki bekçisini bulur. Şayet bunu tahakkuk Ettirebilecek kuvveti bulabilirsek, yüreğimizde bu cesaret varsa, hiç durmadan işe başlamalıyız. Değilse işe eliften başlamalı ve köyü teşkilatlandırmanın icabına bakmalıyız..."sözlerini anımsatarak kutsal bir imece etkinliği ve imece ruhuyla 1920'lerden 1940'lara nasıl gelindiği ve her koşulda tarihin iyi okunması gerektiğini anımsatmaya çalıştık.

Sevgili Öğretmenim, sen hep, "İnsan yaşadığını kanıtlamak zorundadır" derdin. Ben de sana layık olabilmek için yaşamım boyunca hep o sözü ve anlamını insanların kulağına akıtmaya çalıştım. Kurağın sürekli ışık olsun, ışığın sönmesin Sevgili Öğretmenim

                                   ( 22 Haziran 2001-Cumartesi.  CUMHURİYET)

Bu yazı 89 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (15)
» KÖY ENSTİTRÜLÜLER  (14)                   
»    KÖY ENSTİTÜLÜLER     (13)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (11)      
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (10)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (9)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (8)
» KÖY ANSTİTÜLÜLER (7)
» KÖY ANSTİTÜLÜLER (5)
» KÖY ENSTİTÜLÜLER (4)
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter