24 Ekim 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 16°C
Çok Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
KAPANAN KAPI (2)
Yazı Tarihi: 16 Eylül 2017 Cumartesi 07:07

           Sığınacak yer bulamayan Dr. Adolph Lorenz, çaresiz en yakın evin zilini çaldı ve kapıyı açan kadından içeri girebilmek için izin istemişti. Buna karşılık kadın:
“Başka kapıya! Bu evde dert başımızdan aşkın” deyip kapıyı doktorun suratına kapamıştı.
İhtiyar doktor, oradan bir araba geçinceye kadar, epeyce bir müddet sağanağın altında beklemek zorunda kalmıştı. Kapıyı doktorun suratına kapatan kadını, ertesi sabah bir sürpriz bekliyordu. Kadın, sabahleyin kapıya bırakılan gazeteyi eline aldığında, birinci sahifede resmi olan doktoru tanımıştı. Bu doktor, dün kapıyı suratına kapattığı doktordu. İşin ince tarafı, bu kadının kızının, doktorun tedavi tekniğini öğretmek için geldiği hastalığa yakalanmış oluşuydu. Kadın, doktorun kaldığı otele yağdırdığı mektuplarda ondan bir gün evlerine gelip kızlarına bakması ve mümkünse ameliyatını kendi elleriyle yapması için yalvarıp yakarıyordu.
Ne var ki, bir sağanak yağmurla Allah doktoru ta ayağına kadar getirdiğinde, kapıyı onun suratına kapamıştı.
Sayın okurlarım, kapımıza kadar gelen misafir, yaşlı kadın-erkelere kapınızı yüzlerine kapatmayın. Onun sizin evinizin kapısına yollayan bir ilahi güç olduğuna neden inanmıyorsunuz. Her başınıza gelen bir olayda, mutlaka yüze Rabbimin bir düşündüğü vardır.

 

AVUCUMDAKİ KELEBEK (2)

Dünden devam:

Ama sel kiliseyi yavaş yavaş basınca tekneyle gelip “Papaz Efendi, gel gidelim!” diye ısrar etmişler. “Sizi imansızlar, ben Allah’a her gün dua ediyorum o beni kurtarır.” Su iyice yükselmiş; papaz çatıya çıkmış, helikopterlerle gelmişler, merdiven sarkıtmışlar. “Papaz efendi, gel” “Siz gidin; Allah bana yardım eder!”

            Bizim papaz boğulmuş, öteki dünyanın girişinde kuyrukta yüksek sesle sitem etmiş:
“Allah’ım o kadar inandık, ibadet ettik, şu yaptığına bak, beni kurtarmadın.”
Yukarıdan gür bir ses gelmiş:
“Kardeşim önce haber yolladık, sonra araba, sonra kayık, en son helikopter yolladım, daha ne yapayım?”
Şimdi şu soruyu sorabilirsiniz kendi kendinize: “Dış faktörlerin hiç mi etkisi yoktur hayatımızda?”
Sizin çabalarınız arttıkça, siz planlayıp yeteneklerinizi devreye soktukça, koşturdukça, çalıştıkça hayatınızda iç faktörlerin etkisi çoğalıp dış faktörlerin etkisi azalacaktır. Sizin çabalarınız azaldıkça; siz hareketsiz, eylemsiz, plansız bekledikçe dış faktörlerin etkisi çoğalmaya başlar. Biri size “ Hayatınızın tamamını siz belirlerseniz, dış faktörlerin hiçbir etkisi yoktur.” Derse inanmayın. Eğer birileri çıkıp “Her şey kaderdir, şanstır, gerisi boştur.” Dese ona da inanmayın.
            Denizin ortasında bir tekne gibi düşünürseniz kendinizi, hiç kıpırdamadan beklerseniz, rüzgar ve dalgalar yeni dış etkenler, hayatınızı istediği gibi şekillendirir, sizi alır götürür. Ama eğer rota belirliyor, yelken açıyorsanız istediğiniz limana doğru yönelirsiniz.

 

İLKELERİMİZİ FEDA ETMEMELİYİZ

            Daha Cumhuriyet kurulmadan önceydi. Atatürk, o zamanlar henüz Gazi Mustafa Kemal, bir gün kürsüye çıktı. Dedi ki:
“Arkadaşımızın durmadan halkın eğiliminden söz ettiğini görüyorum. Kamuoyunun tersine gitmek, elbette doğru bir şey değildir. Fakat bu eğilim batıl itikatların, batıl telkinlerin sonucuysa bizim görevimiz, onlarla mücadele etmektir, Bu eğilim, bize inandığımız ilkeleri feda ettirmemelidir. Bu ilkelerin savunulmasında, tek başımıza da kalsak başımızı vermeli, ülkelerimizi feda etmemeliyiz.

(Pazar Posta Gazetesi 1951)

 

ASMA KÖPRÜNÜN İCADI

            Sir Samuel Brown, Tweed Irmağının yakınında oturuyordu. Bu ırmağın üzerine ucuz fakat sağlam bir köprü yapmayı planlıyordu. Bir gün bu düşüncelerle gezerken gördüğü örümcek ağı ona, demir ipler ve zincirlerle bir asma köprü kurabilme fikrini verdi.
Sonuç: Onun icadı olan, asma köprüdür.

 

FETHİYE DE TURİZM

            Fethiye’de üçüncü günüm. Pazarına gittim. Fethiyeli esnaflar bilhassa İngilizlerin sterlinine göre dengelemişler Pazar yerindeki fiyatları.
Pazarın kapısından girince fiyatları görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı.
            Domatesin fiyatını Lüleburgaz’daki fiyat ile karşılaştırdım, inanın Lüleburgaz bana göre daha ucuz. Erik, domates 1.50 TL, Mandalina 6 TL, Soğan 1.50 TL, Patlıcan 3 TL, Salata 2 TL, Üzüm 3.50-4 TL arasında Kabak 2 TL, Brokoli 6 TL, Biber 2-3 TL.
Meyvelerden üzüm 3,50-4 TL, Şeftali 3 TL, Muz 7 TL, Kırmızı Erik 4 TL, Armut 4,50 TL vs.
Kim sorarsa burası meyve-sebzenin anavatanı...
            Tabi bu arada pazarcılara bu yılın işlerinden ne haber? diye sorunca pazarcıların çoğu:
- Geçen yıl çok kötüydü; bu yıl ise geçen yıldan daha kötü! Diye cevapladılar.
Otellerde, motellerde de durum aynı. Pazarda ve çarşıda dolaşan hep yaşlı-emekli turistler, bilhassa İngilizler.
Fethiye’de en ucuz karpuz ve kavun. Kocaman kocaman karpuz ve kavunlar 2 TL.
Aslında Fethiye Türkiye’nin en ideal turizm yerlerinden biri. Gezilecek o kadar güzel deniz koyları, o kadar güzel tarihi bir misyonu varken; kimse aklından iki günde ben tüm Fethiye’yi gezerim iddiasında bulunmasın.
Aslında turizmimizi engelleyen en büyük faktörlerden birisi ‘HER ŞEY DAHİL’DİR.
Gerek dış, gerek iç turizmde her şey dahil olunca kişinin günlük masrafı diyelim 100 TL. Otelde 100 TL ile sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemekleri, bir de açık büfe olunca, turistler ilçeye çıkıp alışveriş yapmayınca esnaf turistlerden fazla ilgi göstermiyor. Burada para kazanan sadece oteller oluyor. Aslında her şey dahil ne otellere ne de esnafa bir şey kazandırmıyor.
Açık büfe: Tam bir israf tablosu.

 

YAKINDA GELİYORUM

“Herkes evine, köylü köyüne” diye bir laf vardır ya! İşte o misal...
Herkes kendi yaşadığı yerde rahat ediyor, arkadaş çevresi ediniyor.
Fethiye gibi turizm şehrinde yaşamamız Lüleburgazlılar için çok zor. Bizler alışmışız her sabah evden çıktığımızda önümüze gelene “merhaba” , esnafa da “hayırlı işler, hayırlı müşteriler” demeye.
Birkaç gün sonra buranın belediye başkanı ile görüşmek için randevu alacağım. Demokrat Parti’denmiş. Daha evvel MHP’denmiş ama yerel seçimlerde aday gösterilmeyince hemen Demokrat Parti’ye geçmiş ve yine kazanmış.

Bu yazı 242 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter