24 Ekim 2017 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 16°C
Çok Bulutlu
YAZAR DETAYI
Necati KAYHAN
AMELİYAT
Yazı Tarihi: 19 Eylül 2017 Salı 07:30

Adamın biri, bir yaz akşamı, karısıyla birlikte ıssız bir yolda arabasıyla gezintiye çıkmıştı. Birdenbire kadına şiddetli bir baş ağrısı geldi. Karısının çok ciddi bir ıstırap çektiğini fark eden adam, geçtiği yol üzerinde bulunan küçük bir kulübenin kapısındaki doktor levhasını hatırlayıp geri döndü.

Kır saçlı, beyaz ceketli ve ufak tefek bir adam olan doktor, kadına şöyle bir göz attıktan sonra:

“Çabuk onu içeri alalım” dedi.

Muayenesini bitirince de:

“Karınızın hemen beyin ameliyatı olması gerekiyor. Şehre gitseniz, korkarım ki, geç kalmış olacaksınız. Ben ise burada yalnızım. Elimden geleni yapmaya çalışırım, fakat sorumluluğu kabul edemem” dedi.

Kadın perişan bir haldeydi. Doktorun sözleri karşısında kocası:

“Tamam, başlayalım” demeye mecbur kaldı.

Ameliyat en can alıcı noktasına geldiğinde, kapının şiddetle vurulduğu işitildi. Kadının kocası ameliyattan ayrılarak kapıyı açtı. İki üniformalı adam içeri girmek için bekliyordu. Silahlı olanı:

“Bizim bodur doktoru yine elimizden kaçırdık.” diye söze başladı.

“Kaçtığında, ekseriya buralara gelir.”

Adam sordu:

“Peki kim sizsiniz?”

“Tepedeki hastanenin (akıl) nöbetçileri. Doktor nerede?”

Adam olan biteni anlamıştı.

“Fakat şimdi karıma beyin ameliyatı yapıyor” dedi. “Bitirmeden ayrılmaz. Bir ambulansı çağırın.”

On beş dakika sonra doktor ameliyatın bittiğini haber verdi. Akıl hastanesinden getirilen ambulans da kapıda hazırdı. Kadını dikkatle arabaya yerleştirdiler. Nöbetçiler de doktoru götürdüler.

New York’a dönüp özel doktorlarının muayenesine geldiklerinde, kadın hala kendine gelmiş sayılmazdı.  Heyecandan titreyen adam, merakla sordu:

“Doktorcuğum, durumu nasıl?”

Doktor, hastayı muayene ettikten sonra, hayretler içinde cevap verdi:

“Karınızın hayatı, mucize nevinden bir ameliyatla kurtulmuş. Üzülmeyin. Ama benim kafama takılan bir şey var. Böyle bir ameliyat yapabilecek tek bir doktor biliyorum, ama o da altı yıldan beri bir akıl hastanesinde...”

 

BAŞARILI KİŞİNİN ÖZELLİKLERİ

“Başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur. Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa yarısını gerçekleştirmiş sayılır.”

“Büyük insanların hayat hikayelerini okurken, ilk zaferlerini kendilerine karşı kazandıklarını görmüşümdür. Hepsinde öz disiplin başta geliyordu...”

“Her günü topladığınız hasatla değil, ektiğiniz tohumlara bakarak değerlendirin.”

 

BÜYÜK DÜŞÜN

            Ağır sıklet boks şampiyonu olduğum dönemde göl kenarında bir gün koşu antrenmanı yaparken balıkları birbiri ardına çeken bir balıkçı gördüm. Ancak yakaladığı balıklardan büyük olanları tekrar göle, küçükleriyse kendi kovasına atıyordu.

Şaşkınlıkla izlediğim bu olayı daha fazla dayanamayarak balıkçının yanına yaklaşıp bu hareketinin nedeninin sordum.

Balıkçı: “Bu durum beni de rahatsız ediyor. Fakat başka şansım yok. Elimde kullanabileceğim tek tava var, o da çok küçük!”

 

TEST SÜRÜŞÜ

            Delice bir hızla yol alan bir araba, tüyler ürpertici bir fren sesiyle hastanenin kapısının önünde durdu. Heyecan içinde genç bir adam aşağıya atladı ve 1-2 adımda döner kapıdan içeri daldı.

Kapıcı: “Ne oluyor?” diye seslenince:

“Karımın çocuğu olacak” dedi.

“Öyleyse onu içeri taşısanıza.”

Hala nefes nefese olan genç adam güçlükle cevap verdi:

“Bebek önümüzdeki ay dünyaya geliyor. Ben buraya ne kadar çabuk gelebileceğimizi test etmek için geldim.”

 

SAKIN BU TARİHİ UNUTMA!

26 Nisan 1986 size neyi çağrıştırıyor? diye bir sorsam iddiaya girerim 100 kişiden 90’ı bu tarihin ne olduğunu bilemez. Ama ‘Çernobil’ desem ancak 45-50 yaşlarında olanlar hatırlar.

Çünkü Çernobil nükleer kazasını o zaman 10-15 yaşlarında olanlar hatırlar.

Çernobil kazası, SSCB’nin yani Rusya’nın çöküşünün de çarpıcı bir habercisiydi. Nükleer kaza ilk evvela halktan, daha sonra tüm devletlerden saklandı. Oysa iki gün sonra radyoaktif bulutlar İsveç’e varınca tüm dünya korkunç kazadan haberdar oldu.

Gizlemek bile felaketin boyutlarını arttırmaktan başka bir işe yaramadı.

Radyoaktif bulutları en kısa zamanda Trakya ile Karadeniz bölgesine ulaştı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bu görevi üzerine aldı. Türkiye’deki üniversitelerin çalışmaları ve sonuçları halktan gizlendi.

Türkiye’de bir bakan radyasyonlu çayı milletin gözü önünde içerek ‘İşte ben içiyorum hiç de zararlı değil’ dedi pişkinlikle…

**        **       

Oysa Lüleburgaz’da doktorun, (Allah rahmet etsin) evimizin yanında muayenehanesi vardı ve;

‘Necati hocam, bu meret nükleer patlamanın sonuçlarını 40-50 yıl sonra daha net göreceksiniz’ dediğini gün gibi hatırlıyorum.

Kanserlilere yatacak yer bulamayacak, salonlarda size tedavi sırasının gelmesini bekleyeceksiniz demişti.

Sonuç olarak Karadeniz ve Trakya bölgesinde Kanser hastalığı olağan bir hastalık halini aldı.

Bugünlerde Ukrayna’da sakat doğumlar, büyüme bozuklukları artmış da artmış.

Lüleburgaz’da ve çevresinde uzun yıllar karpuz kavun olmamış ve kanser Trakya’da çok ama çok canlar almıştır.

**        **        **       

Gelişmiş ülkelerin terk etmiş olmalarına rağmen hala Türkiye, nükleer santrallerden umut beklemektedir. Oysa yenilenebilir enerji ile elektrik elde etmek şu asırda mümkün görünüyor.

Son yıllarda rüzgardan ve güneşten enerji elde etmek mümkündür.

Ve bunun yani rüzgar ve güneşten enerji elde etmenin çalışmalarını Ege bölgesinde görünce ‘Bu iş olacak’ dedim.

Ve inanın sevincimin derecesini söyleyemem…

 

KURTARMA EKİBİ

Kanada’da bulunan bir Kızılderili köyünü sel bastığı zaman hükümet Kızılderilileri kurtarmak için helikopter göndermiş.

Bütün gün çalışan helikopter pilotu yine de bu mütevazi köyün sakinlerinin tamamını kurtarmayı başaramamış. Kızılderililer toplamakla bitmiyorlarmış.

Bu duruma çok şaşıran pilot gün içinde kurtardığı Kızılderilileri kabaca hesap ettiğinde elde ettiği rakamın köyün toplam nüfusundan yüzde otuz daha fazla olduğunu görmüş.

Meğer helikoptere binmekten çok hoşlanan Kızılderililer kurtarıldıktan sonra tekrar kendilerini suya atıyorlarmış.

 

 

 

 

 

Bu yazı 217 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» ANNE SEVGİSİ
» AL BUNU PAYLAŞ
» BİZİ TELEVİZYON VE İNTERNET ŞİŞİRİYOR!
» SİSTEM
» BU DEVLET NASIL YIKILIR?
» DOKTOR SEMMELWEİS
» DOKTOR TAVSİYESİ
» POLDEVİ FELAKETZEDELERİNE YARDIM
» TEDAVİNİN EN UCUZU
» EN ÜSTÜN RÜTBE
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter